Miras Alanları Ateş Hattında
Şubat 2026 sonunda başlayan askeri operasyonlar; İran, Lübnan, Suriye ve Irak gibi geniş bir coğrafyada kültürel miras alanlarını geri döndürülemez bir yıkım riskiyle karşı karşıya bıraktı.
Orta Doğu’da genişleyen askeri çatışmalar, yalnızca insan hayatını ve altyapıyı değil, insanlığın ortak hafızası olan kadim mimari yapıları da hedef alıyor. Şubat 2026 sonunda başlayan askeri operasyonlar; İran, Lübnan, Suriye ve Irak gibi geniş bir coğrafyada kültürel miras alanlarını geri döndürülemez bir yıkım riskiyle karşı karşıya bıraktı. UNESCO tarafından yapılan açıklamada, çatışmaların kültürel varlıklar üzerindeki somut zararları doğrulanmaya başlandı. 1 Mart’ta Tahran’daki tarihi Gülistan Sarayı’nın (Perslerin Versay’ı olarak bilinir) saldırılardan etkilendiği, yapının pencerelerinin, aynalarının ve tarihi vitraylarının ciddi zarar gördüğü bildirildi. Lübnan’da ise hava saldırıları, dünyanın en eski metropollerinden biri kabul edilen ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Sur (Tyre) antik kentini vurdu. Roma dönemine ait Al-Bass Arkeolojik Alanı’nın giriş kısmında hasar oluşurken, yerel otoriteler bu paha biçilemez mirasın korunması için uluslararası topluma acil çağrıda bulundu.
Lübnan Kültür Bakanlığı; Baalbek, Anjar ve kutsal vadi Ouadi Qadisha gibi alanlar için ek koruma talep ederken, Beyrut’taki Sursock Müzesi ve Beyrut Sanat Merkezi gibi önemli kurumlar güvenlik gerekçesiyle faaliyetlerini geçici olarak durdurdu. Uzmanlar, Orta Doğu’da tırmanan yeni şiddet dalgasının, Ukrayna’da yıllardır süregelen sistematik yıkımla çarpıcı benzerlikler taşıdığına dikkat çekiyor. Veriler, Ukrayna’da bugüne kadar 1.600’den fazla kültürel miras alanının ve yaklaşık 2.400 kültürel altyapı tesisinin ağır hasar aldığını veya tamamen yok edildiğini gösteriyor. Bu tablo, Orta Doğu’daki kadim kentler için de benzer bir felaketin kapıda olduğunu kanıtlıyor. Yaşanan bu ağır tahribat karşısında, uluslararası toplumun pasif tutumu eleştirilirken 1954 Lahey Sözleşmesi yeniden gündeme taşındı. Kültürel varlıkların korunmasının bir tercih değil, uluslararası bir hukuk yükümlülüğü olduğu hatırlatılıyor. Ukrayna’da hasar gören yapıların restorasyonu için devreye alınan çok donörlü platformlar model alınarak, Orta Doğu’daki tarihi alanlar için de benzer bir “Kültürel Miras Fonu” kurulması tartışılıyor.
Kapak görseli: Anadolu/Getty Images



