Ritüel Alanı
Künye
Proje Yeri
Bodrum, Muğla
Proje Ofisi
GEOMIM
Tasarım Ekibi
Ali Çalışkan
Mimari Proje Ekibi
Ali Çalışkan,
Büşra Yılmaz,
–
Mehmet Vaizoğlu,
Sena Özsoy,
Melike Sünnetçi,
Ahsen Köksal
İç Mekan Projesi
Studio Macbride
İç Mimari Konsept
Studio Macbride & Lambs And Lions
Mobilya ve Objeler
Lambs And Lions & Annabell Kutucu
İşveren
Maxx Royal Resorts
Ana Yüklenici
Botam
Peyzaj Projesi
Arzu Nuhoğlu Peyzaj (Arzu Nuhoğlu, Belma Hekim)
Aydınlatma
Lighting Building
Mekanik
Melant Engineers
Sert Zemin Projesi
Artıexi
Statik Proje
Akıncı Engineers
Elektrik Projesi
Aygün Özgen
Leed Danışmanı
Erke
Mutfak Tasarım
Makpa
Havuz Mekanik Sistem
Günsu
Yangın Danışmanı
Orga
Akustik Danışmanı
Eas
Ses ve Aydınlatma Danışmanı
Atempo
Altyapı
Arısu
Tamamlanma Tarihi
2024
Toplam İnşaat Alanı
1.047 m2
Fotoğraflar
Georg Roske, Emre Dörter, Nihal Ceylan
GEOMIM tarafından tasarlanan Ritüel Alanı; Mevlevi sema töreninden esinlenen merkezi pavilyonu ve yerin altından manzaraya açılan teraslara uzanan mekansal kurgusuyla Göltürkbükü’nün doğal dokusuna yerleşen çok yönlü bir wellness ve etkinlik merkezi öneriyor.
Ritüel Alanı, Bodrum yarımadasında, doğayla uyumlu bir mekansal deneyim oluşturma yaklaşımı ile tasarlanmış çok yönlü bir wellness ve etkinlik merkezi. Butik bir tatil köyü içerisinde yer alan yapı, Göltürkbükü’nün doğal dokusu ile mimariyi buluşturan, sürdürülebilir tasarım ilkeleri ile geliştirilmiş. Pandemi sonrasında konaklama sektöründe de artan “sağlıklı yaşam pratikleri” ile “nitelikli tatil yapma” taleplerine cevap vermek üzere tasarlanan yapı, tipolojik sınırlar gözetilmeden, sağlık ve kültür aktivitelerine ev sahipliği yapıyor. Çok yönlü bir deneyim alanı olarak tasarlanan ritüel mekanının, işletme programında spa hizmetleri, meditasyon, spor, yoga programlarının yanı sıra sanatsal ve kültürel etkinlikler, performanslar, sergiler ve iyi oluşa yönelik ritüeller düzenleniyor. Ana etkinlik mekanı; spa ve masaj odaları, sauna, terapi havuzları, özel terapi odaları, açık havuz ve etkinlik teraslarıyla bütünleşerek kullanıcıya döngüsel bir deneyim sunacak şekilde tasarlanmış.
Üzerinde yer aldığı yarımadanın güneydoğu yakasında konumlanan Ritüel Alanı, eğimli bir araziye oturan ve topoğrafyaya uyum sağlayan bir tasarıma sahip. Akıl, beden ve ruh bütünlüğü ve felsefesine yönelik mekansal kurgusu ile kullanıcılara hem fiziksel hem de duyusal bir yolculuk sunmayı amaçlıyor. Bu doğrultuda mekan deneyimi, yer altındaki mekanlarla başlıyor ve bireysel farkındalığı ön plana çıkaran bir yolculuk sunarak, manzaraya açılan etkinlik teraslarında topluluk deneyimiyle tamamlanıyor. Doğuya yönelimli olarak konumlanan yapı, güneşin ilk ışıklarını programının bir parçası haline getiren bir yerleşim planına sahip. Ritüel Alanı, merkezinde “Temple” (tapınak) olarak adlandırılan bir pavilyon ile şekilleniyor ve çevresinde, dar sokaklar ve avlularla erişilen meditasyon, spa ve servis mekanlarından oluşuyor. Kapalı ve açık alanlar arasındaki geçişler, dar koridorlar ve gün ışığını kontrollü bir şekilde alan avlular ile vurgulanmış. Bu mekansal düzenleme, kullanıcıların her deneyim sonrası doğa ile yeniden bağlantı kurmasını sağlıyor. Günün farklı saatlerinde değişen ışık ve gölge oyunları, yapının atmosferini sürekli olarak dönüştürerek, mekana farklı perspektifler kazandırıyor.
Yapıya giriş, topoğrafyanın elverdiği kot seviyesinden merdivenlerle aşağı inerek sağlanıyor. İlk hazırlık mekanlarının toprak seviyesinin altında konumlandırılması, kullanıcıların dış çevreden soyutlanarak deneyimlerine odaklanmalarını destekliyor. Çatı ışıklıkları ile aydınlatılan hazırlık odaları, benzer bir mekansal kurguyla tasarlanan ses kubbesi, Watsu havuzu, sauna-soğuk havuz odaları ve Thai ritüel odaları gibi mekanlarla devam ediyor. Ana meditasyon pavilyonu olan “The Temple”, Mevlevi sema ritüelinden esinlenerek tasarlanmış olup, hareketin ve dönüşümün mekansal bir yansıması olarak kurgulanmış. Zemin üstü bir seviyede yer alan pavilyon, çevresindeki zemin altı mekanlarla birlikte, ziyaretçiyi ağırlıktan aydınlığa doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Tavan kasetlerinden süzülen doğal ışık, günün her saatinde farklı ışık ve gölge etkileri yaratarak mekanın atmosferini şekillendiriyor. Etkinlik sonrası, açık havuz ve etkinlik terasları kullanılarak, beden odaklı aktivitelerle topluluk deneyimi tamamlanıyor. Bu aşamada, tüm kullanıcılar doğa ve topluluk ile bir araya gelmiş oluyor.
Ritüel Alanı’nın tasarımında, çevresel verilerle uyumlu malzeme kullanımı ön planda tutulmuş. Kerpiç ve terakota gibi doğal malzemeler tercih edilerek, yapının arazi ile bütünleşmesi sağlanmış. Yüzey kaplamalarında toprak tonlarını yansıtan sürtme sıva ve dokulu yüzeyler, çevre yollar ve patikalarda ise sıkıştırılmış toprak kullanılmış. Günün farklı saatlerinde farklı atmosferler yaratacak şekilde tasarlanan aydınlatma kurgusu, hem gündüz gölgelerle şekillenen hem de gece kontrollü sinematik etkiler yaratan bir sistem olarak planlanmış. Bina, sabahın ilk ışıklarını karşılayan açık alanlar ve gün içinde gölge oyunları oluşturan ara hacimlerle zenginleştirilmiş. Ritüel Alanı, minimum ekolojik etkiyle inşa edilmesi hedeflenen bir proje. Mevcut doğal dokunun korunması ve bölgeye zarar vermeden tasarım yapılması en önemli kriterlerden biri olarak öne çıkıyor. Peyzaj tasarımında yerel bitki çeşitliliğine öncelik verilmiş, gri su geri dönüşüm sistemiyle verimli sulama sağlanmış. Yeşil çatı sistemleri sayesinde biyolojik çeşitlilik artırılmış, pasif iklim kontrolü sağlanmış ve ısı adası etkisi azaltılmış. Bu yaklaşımlar sayesinde proje, USGBC (ABD Yeşil Bina Konseyi) tarafından belirlenen LEED kriterlerinde en yüksek seviye olan “LEED Platinum Sertifikası” almaya hak kazanmış.
Projede, uluslararası standartlara kıyasla daha az enerji ve su tüketen sistemler kullanılmış, iç hava kalitesini artıracak çözümler uygulanmış. Binanın enerji tüketiminin %24, iç mekan su tüketiminin ise %45 oranında azaltılması hedeflenmiş. Ritüel Alanı, mimari ve doğanın dengeli birlikteliğini esas alan bir mekan olarak tasarlanmış. Kullanıcılarının akıl-beden-ruh bütünleşmesine imkan tanıyacak şekilde, yalın ve bütüncül bir kurgu ile hayata geçirilmiş. Doğal çevreye duyarlılığı ve düşük ekolojik ayak iziyle, hem bölgenin mirasına saygı gösteren hem de çağdaş mimarlık ilkelerini takip eden bir tasarım anlayışını temsil ediyor.

















