“Deprem Yönetimi” Gereksinimi

Sevgül Limoncu, Doç. Dr,
Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Bölümü

Feyzanur Başaran Yazıcı, Doktora Öğrencisi
Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Bölümü

Afet genel anlamda; etkilenen bölgenin sosyal, ekolojik, ekonomik ve politik dengesini sarsan ve rutin olmayan bir olay olarak tanımlanır (1). Birleşmiş Milletler ise afeti “etkilenen topluluk/toplumun kendi kaynaklarını kullanarak baş etme kabiliyetini aşan, yaygın insani, maddi, ekonomik veya çevresel kayıplara neden olan bir topluluğun veya toplumun işleyişinin ciddi şekilde bozulması” olarak tanımlamaktadır (2). Bu tanımlardan da anlaşıldığı gibi bir toplumu; can ve mal kaybı olarak etkilemeyen, herhangi bir hasara sebep olmayan olaylar afet sayılmamaktadır. Yerleşim yerinden uzakta bir yerde yaşanan ve herhangi bir hasara sebep olmayan sel, afet olarak tanımlanmamaktadır (3).

Afetler, doğa ve insan sisteminin rutin işleyişi dışında gerçekleşen olaylardır ve sosyoekonomik sistemde ani ve büyük etkiler oluştururlar. Bu etkiler sadece fiziksel açıdan değil; sosyal, ekonomik, politik ve ekolojik açıdan da gerçekleşmektedir (4, 5). 

Afetler, insan kaynaklı ve doğa kaynaklı olmak üzere iki türden oluşmaktadır (6). Bu iki afet türünün birbirini etkileyerek bir arada görüldüğü afetler sosyo-doğal afetlerde bulunmaktadır (7).

Doğal afetler; iklim ve hava ile ilişkili, jeofiziksel ve biyolojik olmak üzere üç ana başlıkta incelenebilir. İklim ve hava ile ilişkili afetler; sel, fırtına, heyelan, orman yangını, aşırı sıcaklık ve kuraklıktır. Jeofiziksel afetler; deprem, volkan ve heyelandır. Biyolojik afetler; salgın ve böcek istilasıdır (8). Dünya’da ve Türkiye’de her yıl binlerce doğal afet türleri meydana gelmekte olup birçok insan etkilenmekte hatta yaşamını yitirmektedir.

Şekil 1’de 1969-2019 yılları arasında yaşanan doğal afetleri türlerine göre sayıları gösterilmektedir. Sadece 10’dan daha fazla kişinin öldüğü ve 100’den daha fazla kişinin etkilendiği olaylar tabloya dahil edilmiştir (8). Buna göre; toplam 11.360 adet doğal afet yaşanmış olup en çok yaşanan doğal afet türü ise 4.435 adet ile sel felaketi olmuştur.

Şekil 1. 1969-2019 yılları arasında yaşanan doğal afetlerin sayıları (8).Figure 1. The number of natural disasters that occurred between 1969 and 2019 (8).

Şekil 1. 1969-2019 yılları arasında yaşanan doğal afetlerin sayıları (8). Figure 1. The number of natural disasters that occurred between 1969 and 2019 (8).

Ancak; Şekil 2’de, yaşanan bu afetlerdeki ölüm sayıları gösterilmiştir ve buradaki rakamlar incelendiğinde hayatını kaybedenlerin sayısı en yüksek deprem felaketinde görülmektedir. Bu da depremin dünya çapındaki doğal afetlerde en büyük etkilerden birine sahip olduğunu kanıtlamaktadır. EM-DAT verilerinin yeniden analizi de 2020-2021 yıllarında da bu eğilimlerin devam ettiğini göstermektedir (9).

Şekil 2. 1969-2019 yılları arasında yaşanan doğal afetlerdeki ölüm sayıları (8).Figure 2. Death toll from natural disasters between 1969 and 2019 (8).

Şekil 2. 1969-2019 yılları arasında yaşanan doğal afetlerdeki ölüm sayıları (8). Figure 2. Death toll from natural disasters between 1969 and 2019 (8).

Afetler içerisinde en çok can kaybına sebep olan depremlerin zararlarını ve can kayıplarını azaltmak için daha detaylı ve özenli çalışmalar yapılması gerekmektedir. Türkiye’de tam anlamıyla yürütülmese de bir afet yönetim modeli vardır; fakat depremlerle karşı karşıya geldiğinde afet yönetim modelinden tam olarak yararlanılmaktadır. Çünkü afet yönetim modeli çok kapsamlıdır, tüm afetler için ortak hazırlanmıştır. Deprem öncesi için hazırlıklı olma, deprem anı ve sonrasını planlamak için yetersiz kalmaktadır.

Bu makale kapsamında; afet yönetimi modelinin eksiklikleri, ön hazırlık adına eylemlerin çok genel olması ve yapılması gerekenlerin organizasyon şemasında kimler tarafından yapılacak olmasının net bir şekilde belirlenmemiş olması üzerinde durularak, Türkiye’de “Deprem Yönetimi” modeli gereksinimi ortaya konulacaktır.

Bu çalışma Doç. Dr. Sevgül Limoncu danışmanlığında devam eden “Türkiye’de Deprem Yönetimi Model Önerisi” başlıklı doktora tez çalışması esas alınarak hazırlanmıştır*.

Deprem
Deprem; yer kabuğunun bir bloğunun jeolojik bir fay boyunca hareketi ve bunun sonucunda ortaya çıkan yer sarsıntısı olarak tanımlanmaktadır (10). Dünya’da ve Türkiye’de çokça yaşanmakta ve ağır hasarlar bırakmaktadır. 

Türkiye, farklı büyüklüklerde ve şiddetlerde depremlerin sıkça meydana geldiği aktif bir jeolojik bölgede yer almaktadır. Türkiye’nin birçok bölgesinde fay hatları bulunur ve bu fay hatları, yer kabuğunun hareketleriyle depremlere neden olabilir. 

T.C. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD)’nın resmi sitesinden alınan T.C. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından hazırlattırılan deprem bölgeleri haritasına göre Türkiye’nin %66’sı I. ve II. Bölgede yer almaktadır (Şekil 3). Diğer bir ifade ile Aktif fay alanları içerisinde nüfusun %71’i bulunmaktadır (11).

Şekil 3. Türkiye Deprem Haritası (12).Figure 3. Earthquake Map of Türkiye (12).

Şekil 3. Türkiye Deprem Haritası (12). Figure 3. Earthquake Map of Türkiye (12).

Uluslararası Afet Veri tabanı, Afet Epidemiyolojisi Araştırma Merkezi (EM-DAT)’nden alınan veriye göre; 1960-2020 yılları arasında meydana deprem sayılarına bakıldığında Türkiye’de yaşanan 6.984.723 adet deprem, Türkiye’nin deprem konusunda ne kadar riskli bir bölgede olduğunu kanıtlar niteliktedir (Şekil 4). Bu depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısı 32.452, etkilenenlerin sayısı 6,984,723 ve toplam hasar ise yaklaşık 39.042.513.000 $’dır (10).

Şekil 4. 1969-2020 yılları arasında yaşanan depremlerin ülke bazlı sayısı (10).Figure 4. The number of earthquakes by country between 1969 and 2020 (10). 

Şekil 4. 1969-2020 yılları arasında yaşanan depremlerin ülke bazlı sayısı (10). Figure 4. The number of earthquakes by country between 1969 and 2020 (10). 

17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi, 12 Kasım 1999 Düzce Depremi, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremi gibi yaşanan depremlerde de görüldüğü üzere Türkiye’de büyük depremler yaşanmaktadır ve bu depremler birçok can ve mal kaybına yol açmaktadır. Büyük depremler meydana gelmiş ve hala gelme riski yüksek olan Türkiye’de deprem önlemleri, yapısal güvenlik standartları ve afet yönetimi büyük önem taşımaktadır.

Türkiye’de Afet Yönetimi ve Değerlendirilmesi
Türkiye’de afet ve acil durumların daha etkin yürütülmesi için, 5902 sayılı Kanun gereği 2009 yılında AFAD’ın kurulmuştur ve “Bütünleşik Afet Yönetim Sistemine” geçilmiştir. “Kriz Yönetimi” anlayışından “Risk Yönetimi” anlayışına geçilmiştir. Böylece afet öncesi hazırlıklar, planlamalar ve risk azaltma çalışmaları yapılarak gerekli eğitimler ve bilinçlerin sağlanması ile afetin zararlarının en aza indirgenmesi hedefleyen afet yönetim sistemi oluşturulmuştur. T.C. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), afet ve acil durum hizmetlerinin koordinasyonundan, eğitim politikalarının oluşturulmasından ve bu konularda mevzuat düzenlemeleri yapılmasından sorumludur (13).

Türkiye’de uygulanan afet yönetim modelleri vardır. Fakat çalışmalarda; hem oluşturulma şekilleri hem de uygulama anlamında bir çok sorun bulunmaktadır. Stratejik, taktik ve operasyonel olarak ayrılan planlar incelendiği zaman sorunlar temel olarak aşağıdaki gibidir:

  • Başlangıç kurgu sorunu: Risk analizi, riski oluşturan etmenler ve  risk azaltma stratejisi hazırlanmadan TAMP hazırlanmıştır. TAMP’ta önce hizmet grupları, daha sonra bu hizmet gruplarının görevleri belirlenmiştir.  Önce strateji, hedef ve taktik belirlenmelidir. Sonra buna göre görevlendirme yapılmalıdır. TAMP 2011 yılında Van depremi baz alınarak hazırlanmıştır. En büyük sorun buradadır. Van depreminde genel anlamda yalnızca 1 şehir etkilenmiştir. 1999 depremi gibi 10 ilin etkileneceği bir depremde başarısız olacaktı ve 6 Şubat 2023 depreminde de başarısız bir tablo ortaya çıkmıştır (13). 
  • Çok kanunlu yapı: Türkiye’de afetlerle ilgili birçok kanun, kararname, kanun hükmünde kararname, yönetmelik, yönerge, bakanlar kurulu kararı, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve Cumhurbaşkanlığı kararı bulunmaktadır. Fakat bu kanunlar ve kurumsal anlamdaki ilerlemeler, olaylar ve tecrübeler sonrası gündeme gelmiş ve meydana gelen problemlere ilişkin çözümler hızlı bir şekilde üretilmiştir. Bu sebeple afet zararlarını azaltma çalışmalarına yönelik, kurumsal yapılanmalar ve bütün diğer düzenlemeler, afet ve acil durumun altta yatan sebebine yönelik kalıcı çözümler oluşturmak yerine, afetin hemen ardından oluşan problemleri ve acil ihtiyaçları gidermek amacıyla yüzeysel çözümler üretmiştir. Bunun sonucunda da her afet sonrasında, diğerleri yetersiz kaldığı için yeni yasal düzenlemelerin oluşturulması kaçınılmaz olmuştur. Ayrıca çok fazla kanun olduğu için uyuşmazlıklar vardır. Anlaşılması ve uygulanması oldukça zordur. Şekil 5’te bu kanun, yönetmelik vb. bazıları gösterilmektedir (13).
Şekil 5. Türkiye’de afet ve afet yönetimine dair çıkarılan mevzuatlar (14).Figure 5. Legislation enacted in Türkiye regarding disasters and disaster management (14). 

Şekil 5. Türkiye’de afet ve afet yönetimine dair çıkarılan mevzuatlar (14). Figure 5. Legislation enacted in Türkiye regarding disasters and disaster management (14). 

  • Müdahalenin başlatılması:  Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP)’nda “Müdahale Seviyeleri” başlığı altında S1, S2, S3 seviyeleri için müdahalenin nasıl başlatılacağı belirtilmekte; S4 içinse “Olay seviyesi ‘4’ kararı verilmesi halinde ise tüm ulusal kapasite müdahaleye katılır ve gerektiğinde uluslararası yardım çağrısında bulunulur,” denmektedir (Şekil 6). S4 seviyesi için müdahalenin hangi kuruluş/yetkili tarafından başlatılacağı belli olmamakla birlikte plandan anlaşılan, tüm ilgili kurum/kuruluşların kendiliğinden harekete geçmesi gerektiğidir. Taktik yaklaşımla hazırlanan TAMP’ın uygulanabilmesi için iller düzeyinde eylem planlarının oluşturulması öngörülmüştür; ancak AFAD’ın İnternet sitesinde afet bölgesindeki 11 ilden yalnızca Adana’nın eylem planı yer almaktadır (15). Bu da depremde öncelikli olmalarına karşın diğer illerde müdahalenin yürütülmesini sağlayacak eylem planlarının olmadığı ya da yayımlanmadığını düşündürmektedir (13).
Şekil 6. TAMP’ta yer alan seviye etki derecesi tablosu (13).Figure 6. Level–Impact Degree Table included in TAMP (13).  

Şekil 6. TAMP’ta yer alan seviye etki derecesi tablosu (13). Figure 6. Level–Impact Degree Table included in TAMP (13).  

  • Sivil Toplum Kuruluşları (STK’lar): STK’lar, TAMP’ta destek çözüm ortağı olarak yer almaktadır. Resmi kurumların dışında kalan, kuruluş amaçları, faaliyetleri, uzmanlık alanları birbirinden farklı olan tüm meslek odaları, sendikalar, dernekler ve vakıflar STK olarak adlandırıldığından planda hangi STK’lardan söz edildiği ve hangi STK’dan ne beklendiği belirsizdir (Şekil 7). Akademisyenler, meslek odaları ve özel sektörde çalışan ilgililerin bu çalışmalara dahil edilmediği görülmektedir (13).
Şekil 7. TAMP’ta yer alan çalışma gruplarından afet barınma grubu (13).Figure 7. Disaster shelter group among the working groups included in TAMP (13). 

 Şekil 7. TAMP’ta yer alan çalışma gruplarından afet barınma grubu (13). Figure 7. Disaster shelter group among the working groups included in TAMP (13). 

  • Destek İl Grupları: Türkiye Afet Müdahale Planında yer alan destek il grupları tablosu incelendiğinde, 1. grup destek illerin ağırlıklı olarak deprem gören iller olup birbirleriyle ilişkilendirildiği görülmektedir (Şekil 8). 2. grup destek illeri 1. gruba göre daha doğru belirlenmiştir. Ancak 2. Grup destek illerinde de bazı illerin birden fazla ile destek vermesi beklendiği görülmektedir. 6 Şubat 2023’te yaşanan Kahramanmaraş depremleri gibi birden fazla ilin depremden etkilenmesi durumunda destek veren ilin hangi ile yardıma gideceği belirsizliği oluşmaktadır (13).
Şekil 8. TAMP’ta yer alan destek il grupları (13).Figure 8. Support provincial groups included in TAMP (13). 

Şekil 8. TAMP’ta yer alan destek il grupları (13). Figure 8. Support provincial groups included in TAMP (13). 

  • Entegrasyon Süreci: TAMP’a göre İl Afet ve Acil Durum Koordinasyon Kurulu, planların uygulanabilirliğini tatbikatlarla denetlenme yükümlülüğü taşımaktadır. Ancak bugüne kadar bir defa kamuoyunu bilgilendirerek yapılmıştır (Şekil 9); fakat etkin bir katılım veya yöntem izlenmemiştir. İnsanlar illerinde bulunan toplanma alanlarını ve diğer süreçleri bilmemektedir.Toplumda bununla ilgili bir teşvik ve bilinçlendirilme olmadığı düşünülmektedir.
Şekil 9. AFAD organizasyonu ile yapılan deprem tatbikat afişi (16).Figure 9. Earthquake drill poster conducted with the AFAD organization (16). 

Şekil 9. AFAD organizasyonu ile yapılan deprem tatbikat afişi (16). Figure 9. Earthquake drill poster conducted with the AFAD organization (16). 

  • Organizasyon Eksikliği: TAMP’nın yayınlanan ulusal afet müdahale organizasyon şemasında görüldüğü üzere, organizasyonda görevli kişiler belli; fakat herhangi bir öncülük, ilişki ve koordinasyon belli değil (Şekil 10). TAMP’ın bütününde uygulama sürecinin hangi kurum/kurumlar tarafından koordine edileceği belirsizdir ki ve temel sorun budur (13). 
Şekil 10. AFAD’ın yerel düzey afet müdahale organizasyon şeması (13).Figure 10. AFAD’s local-level disaster response organizational chart (13).

Şekil 10. AFAD’ın yerel düzey afet müdahale organizasyon şeması (13). Figure 10. AFAD’s local-level disaster response organizational chart (13).

Türkiye’de “Deprem Yönetimi Modeli” Gereksinimi
İnsanların temel yaşam alanları yapılardır. Afetler içerisinde en çok can kaybı yaşanan deprem felaketlerinde ölümlerin birçoğu ise yapıların zarar görmesinden veya yıkımından kaynaklanmaktadır. Bu yüzden deprem ve yapılar ayrıca ve detaylı bir şekilde ele alınması gereken bir konudur. Afet yönetimi kapsamında yapılan çalışmalar çok yönlü bir afet olan deprem için yetersiz kalmaktadır. Deprem öncesi hazırlıklarının, deprem anının ve sonrasının detaylı olarak planlaması gerekmektedir. 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş depremlerinde görüldüğü üzere böyle bir çalışma henüz yapılmamıştır.

Türkiye’de afet yönetimiyle bu kadar sorun mevcutken bu alanda yapılmış tez çalışmalarının sayısı oldukça azdır. Mimarlık alanında yalnızca 5 adet tez çalışması mevcuttur. Bu çalışmaların da tamamı yüksek lisans çalışmasıdır (Şekil 11).

Şekil 11. YÖK Tez’de “Afet Yönetimi” kapsamlı tez çalışmalarının sayıları (17).Figure 11. The number of comprehensive thesis studies on “Disaster Management” in YÖK Tez (17).

Şekil 11. YÖK Tez’de “Afet Yönetimi” kapsamlı tez çalışmalarının sayıları (17). Figure 11. The number of comprehensive thesis studies on “Disaster Management” in YÖK Tez (17).

Yapılan çalışmalar incelendiğinde mimarlık alanında afet yönetimiyle ilgili yalnızca 5 adet yüksek lisans tez çalışmasının yapılması oldukça dikkat çekmektedir. Bu çalışmalar ise afet yönetimi ile ilgili daha dar kapsamlı yüksek lisans çalışmalarıdır. 2 adetinin kültürel miras, 1 adetinin okul, 1 adetinin İstanbul depremi ve 1 adetinin ise disiplinler arası bilgi paylaşımıyla ilgili olduğu görülmektedir (Şekil 12).

Şekil 12. YÖK Tez’de “Afet Yönetimi” kapsamlı mimarlık bilimine ait tez çalışmalarının künyesi (17).Figure 12. The bibliographic ınformation of architecture-related thesis studies on “Disaster Management” in YÖK Tez (17). 

Şekil 12. YÖK Tez’de “Afet Yönetimi” kapsamlı mimarlık bilimine ait tez çalışmalarının künyesi (17). Figure 12. The bibliographic ınformation of architecture-related thesis studies on “Disaster Management” in YÖK Tez (17). 

 Türkiye bir deprem ülkesidir. Sık sık depremler ve can kayıpları yaşanmaktadır. Fakat yapılan akademik çalışmalar incelendiği zaman konuyla ilgili çalışmaların çok yetersiz olduğu görülmektedir. Ayrıca tüm afetleri kapsayan çok genel kapsamlı hazırlanmış bir afet yönetimi planının, yaşanan depremlerde çok başarı olmayacağı yakın zamanda yaşadığımız 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinde de gözlemlenmiştir. 

Yapılarla, sosyolojiyle ve insan psikolojisiyle direkt ilişkili mimari bir disiplin ile sistematik bir şekilde depremlere özel bir “deprem modeli” geliştirilmesi Türkiye için oldukça önemlidir. Yalnızca depremlerde kullanılması hedeflenen bu model ile Türkiye’nin deprem için daha hazırlıklı bir duruma getirilmesi öngörülmektedir.

“Deprem Yönetimi” kavramı ülkemizde henüz kabul görmüş ve üzerine çalışmaların yapılmaya başlandığı bir alan değildir. Ulusal Tez Merkezinde (YÖK Tez) “deprem yönetimi” üzerine 2005 yılında yazılmış 1 adet inşaat mühendisliği biliminde yazılan bir tez bulunmaktadır. “ Design and implementation of GIS based earthquake emergency management case study: Körfez (Yarımca) municipality (GIS tabanlı deprem yönetimi projesinin dizayn edilmesi ve uygulaması örnek çalışma: Körfez belediyesi)” başlıklı bu tez çalışması ifade edilen deprem öncesi, anı ve sonrasının planlanması üzerine hazırlanan bir çalışma değildir.

Sonuç ve Öneriler
Türkiye’de afet yönetimi ile ilgili; başlangıç kurgu sorunu, çok kanunlu yapı, müdahalenin başlatılması, sivil toplum kuruluşları, destek il grupları, entegrasyon süreci, organizasyon eksikliği gibi birçok sorun bulunmaktadır. Ayrıca afet yönetimi tüm afetlere uygun hazırlanmaya çalışıldığı için çok kapsamlı ve geneldir.  Bu sebeple afetler içerisinde en çok can kaybına neden olan deprem için yetersiz kalmaktadır. Son yaşanan 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinde on binlerce kişinin yaşamını kaybetmesiyle bu yetersizlik bir kez daha deneyimlenmiştir. 

Depremlerde can kaybı yaşanmasının en büyük nedeni niteliksiz yapılardır. Yapıların depreme karşı dayanıklı olmaması ve bu konuda gerekli önlemlerin alınmamış olması birçok insanın hayatını kaybetmesini kaçınılmaz kılmaktadır. Bu noktada afetlere karşı dayanıklı yapı tasarım ve uygulamalarının önemi ve mimarlara düşen sorumluluğun büyüklüğü ortaya çıkmaktadır. Ancak mimarlık alanında bu konuda yapılan çalışmaların oldukça az olduğu görülmektedir. Bu nedenle gerek afet yönetimi gerek ise deprem ile ilgili yapılan çalışmaların arttırılması gerekmektedir.

Deprem öncesinde olası bir afet için; afet öncesi, anı ve sonrası için ön hazırlıkların yapılması, sistematik bir yol haritasının hazırlanması, eylem adımlarının belirlenmesi ve bu eylemlerden sorumlu olan yerel ve merkezi yönetimin en küçük ölçekten en büyük ölçeğe kadar rollerinin tanımlanmış olması gerekmektedir. Bu sistemli yaklaşım da ancak bir “deprem yönetim modeli”nin hazırlanması ile sağlanacaktır.

Devam eden doktora tez çalışması esas alınarak hazırlanan bu çalışma “deprem yönetim modeli” oluşturulmasının gerekliliğini açıkça ortaya koymaktadır. Bundan sonra hazırlanacak olan diğer çalışmalara “deprem yönetimi” kavramının literatüre kazandırılması ile öncülük edeceği düşünülmektedir.

Not

*Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye.

Kaynaklar

  1. Pearce, Laurence Dominique Renee, 2000, “An Integrated Approach for Community Hazard,  Impact, Risk and Vulnerability Analysis: HRV”, Unpublished Ph.D. thesis, The  University of British Colombia, Vancouver. 
  2. UN/ISDR, 2004, Living with Risk: A global review of disaster reduction initiatives, ISBN/ISSN/DOI: 9211010640
  3. Savaşır, Kutluğ ,2008,  “Afet Sonrası Uygulanacak Ve Geçiciden Kalıcıya Dönüştürülecek Konut Tasarımları İçin Türkiye Koşullarına Uygun Yapım Sistemlerinin İrdelenmesi”, Dokuz Eylül Üniversitesi FBE, Doktora Tezi, İzmir .
  4. Smith, Keith, 2013, “Environmental hazards: assessing risk and reducing disaster”, Routledge, Londra.
  5. Arslan, Hakan, 2009,  “Afet sonrası yeniden yapılanma sürecinin yere bağlılık, yer değiştirme ve bilişsel haritalama olguları açısından irdelenmesi”, İstanbul Teknik Üniversitesi FBE, Doktora Tezi, İstanbul. 
  6. T.C. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD), 2009, https://www.afad.gov.tr/aciklamali-afet-yonetimi-terimleri-sozlugu, (Erişim: 20.11.2023)
  7. UNDRR, 2019, “Global Assessment Report on Disaster Risk Reduction”  https://www.undrr.org/publication/global-assessment-report-disaster-risk-reduction-2019, (Erişim: 10.10.2023).
  8. IFRC, 2021, “Dünya Afet Raporu” (Türk Kızılay Özet).
  9. IFRC, 2022, “World Disasters Reports”.
  10. The International Disaster Database (EM-DAT), 1988, https://www.emdat.be/, (Erişim: 02.01.2023).
  11. Ergünay, Oktay, 2007, “Türkiye’nin afet profili”, TMMOB Afet Sempozyumu, 5(7), 1-14.
  12. T.C. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD), 2009, https://www.afad.gov.tr/turkiye-deprem-tehlike-haritasi (Erişim Tarihi: 07.01.2023).
  13. T.C. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD), 2022, “Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP)”.
  14. T.C. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD), 2009, https://www.afad.gov.tr/yonetmelik, (Erişim: 15.01.2023).
  15. T.C. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD), 2009, https://www.afad.gov.tr/yonetmelik, (Erişim: 15.01.2023). https://adana.afad.gov.tr/il-planlari (Erişim: 10.11.2023).
  16. T.C. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD), 2009, (https://www.afad.gov.tr/tum-turkiyede-deprem-ani-cok-kapan-tutun-tatbikati) (Erişim: 21.01.2024).
  17. Ulusal Tez Merkezi (YÖK Tez), 2006, https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/, (Erişim: 30.01.2024).