Daniel Libeskind 2026 Praemium Imperiale Mimarlık Ödülü’nün Sahibi Oldu

Japan Art Association tarafından verilen Praemium Imperiale‘nin 2026 mimarlık ödülü, Polonya doğumlu Amerikalı mimar Daniel Libeskind’a verildi; ödül töreni 28 Ekim 2026‘da Tokyo’da gerçekleştirilecek.

Japan Art Association tarafından 1988’den bu yana her yıl verilen Praemium Imperiale’nin 2026 sahipleri, 8 Eylül Salı günü Paris, Roma, Berlin, New York, Londra ve Tokyo’da eş zamanlı olarak açıklandı. Mimarlık, resim, heykel, müzik ve tiyatro/sinema dallarında verilen ödülün bu yılki mimarlık kategorisi sahibi, Studio Libeskind’ın kurucu ortağı Daniel Libeskind oldu. Ödül; Libeskind’ın yanı sıra tiyatro ve sinema dalında Cate Blanchett’e, resimde Jenny Holzer’a, heykelde Andy Goldsworthy’ye ve müzikte Herbert Blomstedt’e verildi. Beş isim, kişisel başarılarının yanı sıra “küresel topluluğu zenginleştirme” katkıları nedeniyle onurlandırılıyor; her biri 15 milyon yen tutarında bir ödül ve takdir mektubu alıyor. Madalyalar 28 Ekim 2026’da Tokyo’da düzenlenecek törenle takdim edilecek.

Japan Art Association, Libeskind’ı kültürel belleği duygusal olarak yankı uyandıran ve özgün bir mimarlık aracılığıyla çağırma becerisiyle tanımlıyor. Kurumun değerlendirmesine göre mimarın işleri; müzik, felsefe ve edebiyatla kurduğu ömür boyu süren ilişkiden besleniyor ve sürdürülebilirliğe yönelik güçlü bir bağlılıkla yönleniyor.

12 Mayıs 1946’da Polonya’nın Lodz kentinde doğan Libeskind, genç yaşta ailesiyle birlikte ABD’ye göç ederek Bronx’a yerleşti. Başlangıçta müzisyen olarak eğitim aldı; American-Israel Cultural Foundation bursuyla New York ve İsrail’de öğrenim görerek virtüözlük düzeyine ulaştıktan sonra ilgisini mimarlığa yöneltti. Mesleki mimarlık derecesini 1970’te Cooper Union for the Advancement of Science and Art’tan, mimarlık tarihi ve kuramı alanındaki lisansüstü derecesini ise 1972’de Essex Üniversitesi Karşılaştırmalı Çalışmalar Okulu’ndan aldı.

Libeskind, Berlin Yahudi Müzesi’nin tasarımına ilişkin yarışmayı kazanmasının ardından 1989 yılında mimarlık stüdyosunu Berlin’de kurdu; uluslararası ölçekte büyük yankı uyandıran bu proje, kariyerini küresel sahneye taşıdı. 2003 yılında Dünya Ticaret Merkezi’nin yeniden yapılandırılması için ana plan müellifi olarak görevlendirilmesiyle Studio Libeskind merkezini New York’a taşıdı.

“Mimarlık da müzik gibi bedenin kendisiyle bağlantılıdır” diyen Libeskind, sese ve fiziksel deneyime yönelik incelikli bir duyarlılık taşıyor ve elle çizim yapmaya olan bağlılığını sürdürüyor. Genç kuşağa yönelik mesajını ise şöyle ifade ediyor: “Yalnızca başkalarının akışını izlemeyin. Riskten korkmayın; hayallerinizin peşinden gidin.” Tarihin ağırlığını sahiplenirken, mimarlığın sessizliğin hüküm sürdüğü yerlerde konuşması gerektiğini de vurguluyor.

Stüdyonun merkezi New York’ta bulunuyor ve ofis, dünya genelinde kültürel, kamusal, ticari ve konut ölçeğinde geniş bir yelpazede projeler yürütüyor. Portföyünde müzeler, konser salonları, kongre merkezleri, üniversite yapıları, oteller, perakende kompleksleri ve konut kuleleri yer alıyor. Öne çıkan işleri arasında Berlin Yahudi Müzesi (2001), Toronto’daki Royal Ontario Museum (2007), Dresden’deki Bundeswehr Askeri Tarih Müzesi (2011), Singapur’daki Reflections at Keppel Bay (2011), Düsseldorf’taki Kö-Bogen (2013), Berlin’deki Sapphire (2017), Lüneburg’daki Leuphana Üniversitesi Forum yapısı (2017) ve Londra’daki Maggie’s Centre at the Royal Free (2024) bulunuyor.

Şu sıralar Albert Einstein’ın doğduğu kent olan Ulm’de Albert Einstein Discovery Center projesi sürüyor. Einstein’ın bilimsel başarılarını ve barışçıl ruhunu aktaracak olan yapı; geçmişin belleğini uzun süredir işlerine dokuyan Libeskind’ın, tarihin en büyük bilim insanlarından birinin ruhundan esinlenerek geleceğe dair bir keşif vizyonu ortaya koyduğu yeni bir simge yapı olarak tasarlanıyor.

Libeskind’ın tasarım felsefesini ve yaratıcı yolculuğunu kişisel bir bakışla ele aldığı Edge of Order başlıklı kitabı 2018’de yayımlandı. Mimar; Goethe Madalyası, Hiroşima Sanat Ödülü, Dresden Barış Ödülü ve Sinti ve Roma Avrupa İnsan Hakları Ödülü gibi çok sayıda ödülün de sahibi. Ödülün önceki yıllardaki mimarlık dalı sahipleri arasında Eduardo Souto de Moura, Shigeru Ban ve Francis Kéré yer alıyor.