Akbank Genel Müdürlük Dönüşüm Projesi
Künye
İç Mimari Tasarım
Autoban
İşveren
Akbank T.A.Ş.
Enstalasyon
Refik Anadol
Toplam İnşaat Alanı
35.669 m²
Tamamlanma Tarihi
2025
Fotoğraflar
Ali Bekman
Autoban tarafından yeniden tasarlanan Akbank Genel Müdürlük binası, otuz üç kata yayılan esnek çalışma alanları, biyofilik tasarım yaklaşımı ve sanat eserleri ile zenginleştirilen iç mekan tasarımı ile kurumsal ofis anlayışına yeni bir soluk getiriyor.
Akbank’ın 75. yılına yaklaşmasıyla birlikte, kurum İstanbul’daki genel müdürlük yapısını dönüştürerek yeni bir dönemi simgelemeyi hedefliyor. Autoban, bu dönüşüm kapsamında yapının kapsamlı biçimde yeniden tasarlanmasını üstlenerek; geleneksel kurumsal banka merkez ofisi kurgusunu, yeni nesil çalışanların ihtiyaçları ve hızla değişen çalışma kültürü doğrultusunda yeniden ele almış. Proje tanımı, iyi olma halini önceleyen, dijital adaptasyona açık ve esnekliğe odaklanan bir mekan üretimini içeriyor; pandemi sonrası beklentilere, ortaya çıkan hibrit çalışma modellerine ve ilham verici, insan merkezli tasarım arzusuna yanıt verecek bir yaklaşım…
Bu çerçevede; verimli, sürdürülebilir, bankanın köklü mirasına referans veren ancak yeni bir iş birlikçi çalışma kültürünü kucaklayan ilerici bir çalışma alanı modeli kurgulanmış. Autoban’ın yaklaşımı, Akbank’ın kurumsal mirasının taşıdığı ağırlığı; yenilik ve dönüşümün izlerini taşıyan bir mimari vizyonla dengeli bir biçimde harmanlıyor. Dönüşüm, geleneksel, resmi ve hiyerarşik kurumsal tipolojiyi; bağlantısallık, yaratıcılık ve amaca yönelik akışkanlık üzerine kurulu bir mekansal peyzaj olarak yeniden yorumluyor. Bu doğrultuda mekansal kurguda modülerlik ve açıklık ön plana çıkarılarak; biyofilik tasarım ilkeleri, esnek çalışma ortamları ve hem iş birliğini hem de odaklanmış bireysel çalışmayı destekleyen özel tasarım bileşenleri bütüncül bir şekilde entegre edilmiş. Yönetim kadrolarından inovasyon ekiplerine ve günlük operasyon çalışanlarına uzanan geniş bir kullanıcı profiline, tutarlı ve uyarlanabilir bir tasarım dili içinde yanıt verebilmek, katmanlı bir yaklaşım gerektirmiş. Yüksek performans beklentilerinin karşılandığı, gelişmiş teknolojik altyapının entegre edildiği tasarım; operasyonların aksamayacağı aşamalı bir uygulama modeli ile hayata geçiriliyor.
Ortaya çıkan sonuç, Akbank Genel Müdürlük binasını ilerici, geleceğe hazır bir kurum kimliğiyle yeniden konumlandıran simgesel bir dönüşüm. Yapının girişinde yer alan lobi, yeni dönemin tonunu belirliyor: Geometrik mermer zemin desenleri, zikzak formundaki cam paneller ve Refik Anadol’un ikonik enstalasyonu; prestij, yaratıcılık ve dijital odaklı bir kimliğin başlangıcını işaret ediyor. 220 metrekarede 60 milyonun üzerinde pikselden oluşan bu çalışma, Türkiye’nin ilk kalıcı yapay zeka sanatı olarak Akbank’ın tarihini sürükleyici bir görsel anlatıya dönüştürüyor ve kurumun geleceği kucaklayan duruşunu pekiştiriyor. Akışkan, enerjik ve etkileyici video yerleştirmesi; yükselen kolonlara ve ikinci kat balkonuna entegre çoklu ekranlarla mekana yayılıyor, sanat, teknoloji ve kurumsal kimliği bir araya getiren unutulmaz bir karşılama deneyimi yaratıyor.
33 kata yayılan yeni çalışma alanı, durağan bir kurgudan dinamik bir mekansal düzen anlayışına geçişi yansıtıyor. Mekansal organizasyon; odaklı bireysel çalışma istasyonlarından açık sosyal odaklara, iş birlikçi salonlardan esnek toplantı odalarına ve informel buluşma alanlarına uzanan birbirine bağlı deneyimlerden oluşan bir yelpaze sunuyor. Çok işlevli mekanlar sosyal etkileşim, ekip çalışması ve bağımsız üretim için zengin olanaklar sağlıyor. Tasarım, karşılıklı iletişimi teşvik ederken mahremiyeti de gözetiyor; verimlilik, yoğunluk ve üretkenliği destekleyen özel, yarı-özel ve kamusal alanların dengeli bir dağılımı kurgulanmış. Mekanlar, kullanıcıların değişen ihtiyaçlara göre ortamı uyarlamasına olanak tanıyan stratejilerle tasarlanmış; böylece maksimum verimlilik sağlanmış, yeniden düzenleme maliyetleri azaltılmış ve uzun vadeli büyüme desteklenmiş. Bu esneklik, genişleme ve dönüşüm süreçlerinin önemli altyapı müdahaleleri olmadan gerçekleşebilmesine imkan tanıyor.
Çalışma alanlarının tamamı, değişen ekip gereksinimlerine, büyüyen departmanlara ve evrilen dijital iş akışlarına uyum sağlayacak yerleşik esneklikle tasarlanmış. Yükseklik ayarlı masalar, Zoom pod’ları, taşınabilir bölücüler ve modüler yerleşimler; minimum müdahale ile yeniden yapılandırılmaya imkan tanıyarak çeviklik, süreklilik ve verimlilik sunuyor. Autoban’ın amorf masalardan özel tasarım taburelere ve depolama elemanlarına uzanan mobilya koleksiyonu, yeni nesil çalışan beklentileri doğrultusunda daha sıcak, daha davetkar, ev hissi veren bir çalışma atmosferi yaratıyor. Biyofilik tasarım yaklaşımı, özellikle Akbank Lab gibi inovasyon katlarında güçlü bir şekilde hissediliyor. 18. katta konumlanan bu alan, sınırları zorlamaya odaklı bir ekibin ruhunu yansıtacak bir kurguya sahip. Dikey bahçeler, sosyal oturma alanları ve ihtiyaca göre dönüşebilen esnek toplantı odaları; çevik üretim ve fikir geliştirme odaklı bir çalışma ortamı oluşturuyor. İyi olma hali ve hareketlilik; gün ışığı alan mekanlar, wellness odaları ve organik tasarım motifleriyle destekleniyor. Konfor, doku ve renk; özel üretim amorf oturma düzenlerinden doğanın ritmini çağrıştıran tasarım öğelerine, kurumsal yaşam temposundan bir nefes alan odaklanma mekanlarına kadar çeşitli ölçeklerde özenle entegre edilmiş. Her bir kat, kullanıcıların ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiş. Örneğin People & Culture katlarında geleneksel hiyerarşi; açıklık, geçirgenlik ve adaptasyon lehine geri çekiliyor. Görev ve tercihlere göre ortak çalışma alanları, özel odalar veya bireysel pod’lar seçilebiliyor. Bu yaklaşım kapsayıcılığı, özerkliği ve şeffaflığı teşvik ediyor.
Yönetim katları ise prestij ve otorite hissini taşıyan bir iç mimari kabukla tanımlanıyor. Açılı duvar ve tavanlar, ahşap kaplamalarla bitirilen heykelsi formlar ve katmanlı nişler oluşturuyor. Geometrik mermer döşemeler, özel üretim depolama birimleri, konsollar, barlar ve oturma düzenleri; rafine malzeme kullanımını ve detay işçiliğini vurguluyor. Autoban’ın özel aydınlatma tasarımları, mekanda yer alan sanat eserleri ve mobilyalarla birlikte yönetsel bir zarafet atmosferi kuruyor. Yeni eklenen “Sosyal Bina” ise kuruma tamamen yeni bir tipoloji kazandırıyor. Birden fazla kata yayılan yapı, zemin katta kafe ve buluşma alanı, en üst katta wellbeing alanı; aradaki katlarda ise ses odası, podcast stüdyosu, sahne ve iç sunumlar için kademeli oturma birimi barındırıyor. Merkezi bir atriyum ve üstte konumlanan gün ışığı penceresiyle bağlantılı balkonlar, mekanı doğal ışıkla dolduruyor. Seramik duvar panelleri doku ve sıcaklık katarken; Akbank kırmızısının mimari ve mobilya unsurlarında yoğun kullanımı güçlü bir görsel kimlik oluşturuyor. Tüm bu katmanlarla Sosyal Bina, kurum içinde topluluk hissi, yaratıcılık ve ortak bir kültür üretimini destekliyor.
Birbirinden farklı ama bütüncül bir mimari dil ile bağlanan mekanlardan oluşan yeni Akbank Genel Müdürlük binası; geniş çalışma biçimlerini destekliyor, iş birliğini teşvik ediyor ve kişisel ifade alanı yaratıyor. Bu dönüşüm, eski kurumsal ofis anlayışından kesin bir kopuşu işaret ediyor ve bankanın finans dünyasında olduğu kadar kurumsal mekan tasarımında da öncü konumunu teyit ediyor. Türkiye’de ve ötesinde işyeri inovasyonu için yeni bir referans noktası oluşturuyor.
































































