ZOLAND Emei DaÄŸ Oteli

Proje Yeri
Emeishan, Çin

Mimari Tasarım
Studio J. Bridgland

Toplam İnşaat Alanı
2.516 m²

Tamamlanma Tarihi
2025

FotoÄŸraflar
Jonathan Leijonhufvud

Studio J. Bridgland tarafından tasarlanan ZOLAND – Emei DaÄŸ Oteli, mevcut yapıların dönüştürülmesiyle doÄŸayla bütünleÅŸen, yavaÅŸ yaÅŸamı ve içsel dinginliÄŸi odağına alan butik bir daÄŸ kaçamağı sunuyor.

ZOLAND Emei DaÄŸ Oteli, Emeishan’da konumlanan butik bir daÄŸ oteli olarak tasarlanmış. Mimari dinginlik anlayışını temel alan proje, yıpranmış yapıların dönüştürülmesiyle orman peyzajı içinde neredeyse görünmez hale gelen bir sığınaÄŸa dönüştürülmüş. Bu yaklaşım, ziyaretçileri hem doÄŸayla hem de kendileriyle yeniden baÄŸ kurmaya davet ediyor. Mimari tasarım, arazinin topografyasından ve bölgenin kültürel mirasından besleniyor.

Yapılar, yamaç boyunca sıralanan taÅŸ köy evlerini anımsatan kademeli bir yerleÅŸim düzeniyle konumlandırılmış. Geleneksel eÄŸimli çatılar ve geniÅŸ saçaklar çaÄŸdaÅŸ bir yorumla yeniden ele alınarak geçmiÅŸ ile bugün arasında baÄŸ kurulmuÅŸ. Peyzajı önceliklendiren tasarım anlayışı, sade malzeme seçimi ve geleneksel ile çaÄŸdaÅŸ mimarlığı bir araya getiren yaklaşımıyla ZOLAND – Emei, yalnızca bir otel olarak deÄŸil; düşünmeye, yavaÅŸlamaya ve insan ile doÄŸa arasındaki iliÅŸkiyi yeniden kurmaya imkan tanıyan sakin bir kaçış noktası olarak kurgulanmış. GiriÅŸ cephesinde elle yontulmuÅŸ dokulu beton kullanılmış. Malzemenin doÄŸal dokusu yapıya kalıcılık hissi kazandırırken, ilk andan itibaren yalın ve zamansız bir mimari karakter oluÅŸturuyor. Merkezi avlu, tesisin sosyal odağını oluÅŸturuyor. DoÄŸa ile mimarlığın daÄŸ manzarası eÅŸliÄŸinde buluÅŸtuÄŸu bu açık alanda, yansıma havuzunun merkezine yerleÅŸtirilen yaÅŸlı bir Zhennan aÄŸacı bulunuyor. Vadinin en eski ve en yüksek aÄŸacı olarak tanımlanan bu aÄŸaç, geçmiÅŸ ile süreklilik arasında simgesel bir baÄŸ kuruyor.

Manevi deneyim için tasarlanan mekanda tavandan zemine uzanan geniÅŸ cam yüzeyler kullanılmış. Böylece iç ve dış mekan arasındaki sınırlar belirsizleÅŸirken, ormanla kesintisiz bir görsel iliÅŸki kuruluyor ve sakin bir atmosfer oluÅŸturuluyor. Yemek salonunda yerel zanaatkarlık ile çaÄŸdaÅŸ taşıyıcı sistem bir araya getirilmiÅŸ. Çatı dışarıda geleneksel Leshan gri kiremitleriyle kaplanmış; içeride ise sedir ahÅŸabından taşıyıcı sistem tavana ritim ve sıcaklık kazandırıyor. Emei Dağı’ndan çıkarılan ÅŸist taÅŸları da mekanı bulunduÄŸu coÄŸrafyaya baÄŸlıyor. Misafir odaları, arazinin en yüksek noktasında konumlanan ve yıkanmış taÅŸ kaplamayla tamamlanan yapıda yer alıyor. YeÅŸil peyzajın altında gizlenen yapı dışarıdan bakıldığında neredeyse fark edilmiyor. İç mekanda ise tavandan zemine uzanan geniÅŸ pencereler daÄŸ manzarasını çerçeveliyor. Banyolarda bölgeden çıkarılan koyu kırmızı doÄŸal taÅŸ kullanılmış. Taşın dokusu ve doÄŸal renkleri, mekanın araziyle kurduÄŸu iliÅŸkiyi güçlendirirken sakin ve zamansız bir atmosfer oluÅŸturuyor.

Açık yüzme havuzu da doÄŸal peyzajın devamı olarak tasarlanmış. Yıkanmış taÅŸ ve yeÅŸil granitle tamamlanan havuz, daÄŸ topografyasıyla bütünleÅŸerek yapı ile peyzaj arasındaki sınırı belirsizleÅŸtiriyor ve kullanıcıları doÄŸanın içine dahil ediyor. Projenin temel tasarım anlayışı “yavaÅŸ zaman” fikri etrafında ÅŸekilleniyor. Peyzaj odaklı yerleÅŸim düzeni ve sade mimari dili sayesinde otel, ziyaretçileri gündelik yaÅŸamın hızından uzaklaÅŸmaya, çevrelerini daha dikkatli gözlemlemeye ve iç dünyalarıyla yeniden baÄŸ kurmaya davet ediyor.