Yerinde ve Yerinden Öğrenmek: Açık Kaynak Olarak Mimarlık Okulu Tasarımları
Dosya kapsamında, Ulm’den Chicago’ya, São Paulo’dan Kigali’ye uzanan on üç mimarlık ve tasarım okulu aracılığıyla öğrencinin mekan kavrayışını doğrudan yapının kendisinden edindiği örnekleri bir araya getiren; boşluğu, kesiti, strüktürü ve üç boyutlu mekansal ilişkileri müfredatın sürekli bir bileşeni olarak ele alan; okul binasını öğrencinin ilk dersi ve hiç kapanmayan açık kaynağı olarak okuyan bir seçki sunuyoruz.
Hazırlayan: Ebru Şevli, Mimar
Mimarlık eğitimine başlayan öğrencilerin büyük bölümü, tasarımın ve mekanın gündelik bir kavram olmadığı bir öğrenme geçmişinden geliyor. Lise sıralarında edinilen bilgi büyük ölçüde iki boyutlu, sözel ve sınav odaklı; oysa mimarlık eğitimi, kesitle düşünmeyi, boşluğu anlamayı ve strüktürü mekansal bir karar olarak okumayı talep ediyor. Bu geçişte öğrencinin karşılaştığı ilk gerçek mimarlık nesnesi çoğu zaman bir yapı fotoğrafı ya da bir maket değil; içine girdiği okul binasının kendisi. Fakülte binası, öğrencinin günlerinin büyük kısmında içinde bulunduğu, gövdesiyle ölçtüğü, merdivenini çıkarken eğimini hissettiği, akustiğini gürültüsünden öğrendiği bir laboratuvar gibi işlev görüyor.
Bu nedenle tasarım öğretmek üzere kurulmuş bir yapının, bu görevi yerine getirebilecek biçimde özel olarak düşünülmesi gerekiyor. Herman Hertzberger’in mimarlık öğrencilerine yazdığı derslerde ısrarla vurguladığı gibi, bir yapı kullanıcısına ne yapması gerektiğini söylemek yerine ona olanak tanıdığında öğretici olur. Mimarlık okulları bu ilkenin en yoğun sınandığı yapı tipi olarak karşımıza çıkıyor. Bu yapılar için kullanıcı, aynı zamanda o yapının nasıl kurulduğunu çözmekle yükümlü olan kişi oluyor. Boşluğun bir kat boyunca nasıl uzandığı, kirişin nereye oturduğu, rampanın kotları nasıl bağladığı, tepe ışığının stüdyoya hangi saatte düştüğü; bunların hepsi öğrencinin gün içinde defalarca karşılaştığı, çizim masasında otururken gözlemleyebildiği bilgilere dönüşüyor.
Bu seçkideki on üç yapı, farklı coğrafyalarda ve farklı dönemlerde bu soruya birbirinden ayrışan yanıtlar veriyor. Kimi yapı stratejisini radikal bir boşlukta topluyor; kimi yapı ise sürekliliği esas alıyor. Ortak payda, bu yapıların hiçbirinin mimarlığı arka planda tutmaması. Strüktür gizlenmez, tesisat saklanmaz, boşluk telafi edilmez; hepsi okunmak üzere açıkta bırakılır. Bu seçkide bir araya gelen okullar, mimarlık eğitiminin yalnızca stüdyoda değil, koridorda, rampada, avluda ve tepe ışığının altında sürdüğünü hatırlatıyor. Bir mimarlık okulu binası, iyi tasarlandığında öğrencisinin eğitimi boyunca yanından ayrılmayan, hiç kapanmayan ve her yeniden bakışta başka bir sayfası açılan bir kaynak rolü üstleniyor.
Ulm Tasarım Yüksekokulu (Hochschule für Gestaltung Ulm)
Mimari Tasarım
Max Bill
Proje Yeri
Oberer Kuhberg, Ulm, Almanya
Tasarım ve Yapım Süreci
1950-1955
Fotoğraflar
HfG-Archiv / Museum Ulm
Inge Scholl, Otl Aicher ve Max Bill tarafından 1953’te kurulan Ulm Tasarım Yüksekokulu, Bauhaus’un savaş sonrası Almanya’daki en tutarlı devamı olarak kabul ediliyor. Yerleşkenin mimarı, aynı zamanda okulun kurucu rektörü ve eski bir Bauhaus öğrencisi olan Max Bill; yapı topluluğu Bill’in başyapıtı sayılıyor. Oberer Kuhberg’in eğimli arazisine yerleşen beş yapıdan oluşan kompleks, temsili bir yükseköğretim mimarisi olmayı bilinçli olarak reddediyor. Kısıtlı bütçe ve sanayiden gelen malzeme bağışları nedeniyle yerinde dökme betonarme iskeletle inşa edilen yapılar, Almanya’daki ilk betonarme çerçeve örnekleri arasında yer alıyor; ahşap doğrama ve brüt beton yüzeyler, dışarıdan içeriye kesintisiz bir atölye karakteri kuruyor. Bill’in mekan programı doğrudan müfredatın ağırlık merkezini yansıtıyor: Uygulamalı tasarım çalışması eğitimin kalbinde olduğu için atölyeler, planın en geniş hacimlerini oluşturuyor. Öğrenci burada tasarımın ne olduğunu ilk olarak dersliğin boyutundan öğreniyor. Yerleşke 1979’dan bu yana özel öneme sahip kültür varlığı olarak tescilli.
S. R. Crown Hall
Mimari Tasarım
Ludwig Mies van der Rohe
Proje Yeri
Illinois Institute of Technology, Chicago, ABD
Tasarım ve Yapım Süreci
1950-1956
Fotoğraflar
Davide Adamo
Mies van der Rohe’nin IIT Mimarlık Bölümü’nün başında olduğu dönemde tamamlanan Crown Hall, mimarın kendi ifadesiyle yaptığı en açık strüktür ve felsefesini en iyi ifade eden yapı. Mimarlık, şehir planlama ve tasarım bölümlerini tek bir hacimde barındırmak üzere tasarlanan yapının ana katı, 36 x 67 metre ölçülerinde ve 5,5 metre tavan yüksekliğinde tümüyle kolonsuz. Bu açıklık, çatının dört çelik plakalı kirişin altından asılmasıyla elde edilmiş; kirişler ise 18 metre aralıklarla yerleştirilen sekiz dış kolona oturuyor ve çatı her iki uçta yaklaşık 6 metre konsol yapıyor. Böylece taşıyıcı sistem tümüyle yapının dışına alınmış, iç mekan strüktürel bir engel içermeyecek biçimde boşaltılmış. Mies’in evrensel mekan kavramının en olgun karşılığı olan bu hacim, pencere kayıtları yüksekliğindeki serbest duran meşe bölücülerle kısmen ayrılıyor; farklı sınıflar aynı anda ders yaparken birbirini görmeye devam ediyor. Öğrenci burada strüktürün, açıklığın ve bölücü ile taşıyıcı arasındaki farkın dersini binanın kendisinden alıyor. Yapı 2001’de Ulusal Tarihi Miras statüsü kazandı.
São Paulo Üniversitesi Mimarlık ve Şehircilik Fakültesi (FAU-USP)
Mimari Tasarım
João Batista Vilanova Artigas, Carlos Cascaldi
Proje Yeri
São Paulo, Brezilya
Tasarım ve Yapım Süreci
1961-1969
Fotoğraflar
Fernando Stankus, FABD
Paulista Okulu’nun ve Brezilya brütalizminin başyapıtı sayılan FAU-USP, mimarlık eğitiminin mekansal örgütlenmesine dair en radikal önerilerden birini sunuyor. Yapının altı kotu merdivenle değil rampalarla bağlanmış; bu süreklilik, tüm okulu tek bir eğimli düzlem hissi içinde birleştirerek kullanıcılar arasındaki karşılaşma ve etkileşim düzeyini artırmayı amaçlıyor. Artigas’ın tasarımının en bilinen kararı, yapıya giriş kapısı koymaması. Zemin kat, kaldırımın kesintisiz bir uzantısı olarak kurgulanmış ve bilgiye serbest erişim fikri doğrudan mimari bir karara çevrilmiş. Yapının merkezinde, tepe ışıklıklarının oluşturduğu bir ızgarayla örtülen ve Caramelo adıyla anılan büyük iç meydan yer alıyor; 110 x 66 metre ölçülerindeki kaset betonarme çatı, hem örtü hem de temel ışık kaynağı olarak çalışıyor. Yapının kaba işçiliği ve iklimsel konforsuzluğu bilinçli bir tavır; Artigas bu durumu eğitimin kendisinin bir parçası olarak savunmuş. İnşaat sürerken mimarın siyasi nedenlerle tutuklanıp sürgüne gönderildiği yapı, 1981’den bu yana koruma altında.
Porto Üniversitesi Mimarlık Fakültesi (FAUP)
Mimari Tasarım
Álvaro Siza Vieira
Proje Yeri
Campo Alegre, Porto, Portekiz
Yapım Süreci
1985-1996
Fotoğraflar
Fernando Guerra / FG+SG
Douro Nehri haliçine bakan kademeli bir arazide konumlanan FAUP, tek bir yapı yerine küçük bir kent gibi kurgulanmış bir yerleşke önerisi. Kuzeyde otoyola sırtını dönen sürekli bir kanat; yönetim birimlerini, oditoryumları, yarım daire biçimli sergi galerisini ve kütüphaneyi barındırıyor ve araziyi trafik gürültüsünden koruyor. Güneyde ise nehre bakan dört serbest duran pavyon yer alıyor; her biri farklı bir kesit ve ışık kurgusuna sahip olan bu hacimler atölyeleri ve öğretim üyesi odalarını içeriyor. Pavyonların birbirinden ayrık yerleşimi, üçgen avlunun mekansal yoğunluğunu bozmadan nehre açılan bakı noktaları üretiyor; hacimler zemin kotunun yaklaşık üç metre altında uzanan boylamasına bir galeriyle birbirine bağlanıyor. Siza’nın ilk şemasındaki avlulu kurgunun izini taşıyan bu bodrum galeri, parçalı yerleşimi görünmez biçimde birleştiriyor. Öğrencinin bir dersten diğerine geçerken her seferinde farklı bir hacme, farklı bir ışığa ve farklı bir bakıya girmesi tasarımın bilinçli bir sonucu; kendisi de bu okulun mezunu olan Siza, öğrenmenin büyük bölümünün derslik dışındaki ara mekanlarda gerçekleştiğini varsayan bir plan kurmuş.
Pratt Institute Higgins Hall Eki
Mimari Tasarım
Steven Holl Architects
Ortak Mimarlık Ofisi
Rogers Marvel Architects
Proje Yeri
Brooklyn, New York, ABD
Toplam İnşaat Alanı
Yaklaşık 2.400 m²
Tamamlanma Yılı
2005
Fotoğraflar
Michele Nastasi
Pratt Institute Mimarlık Okulu’nu barındıran Higgins Hall, 1996’daki yangında orta kanadını kaybetmiş ve iki tarihi tescilli yapı birbirinden kopmuştu. Steven Holl’un tasarladığı yeni orta bölüm, bu iki yapıyı birleştirirken karşılaştığı temel sorunu gizlemek yerine tasarımın konusu haline getiriyor: Kuzey ve güney kanatların döşeme kotları birbiriyle hizalanmıyor ve bu fark yukarı çıkıldıkça büyüyor. Zemin katta yalnızca yarım inç olan kot farkı ikinci katta 50 santimetreye, üçüncü katta yaklaşık 1,5 metreye, dördüncü katta ise 2 metreye ulaşıyor. Holl bu artan uyumsuzluğu, mimarın uyumsuz akort anlamında dissonant zone olarak adlandırdığı bir mekansal bölgeye çeviriyor; iki kanadın döşemeleri cam hacmin ortasında karşılaşıyor ve aradaki fark rampalarla bağlanıyor. Yangından kurtarılan tuğlalarla döşenen avluların üzerinde yükselen cam hacim, altı prekast betonarme kolona oturuyor; U biçimli strüktürel cam çubuklar ve yarı saydam yalıtım, ışık geçiren kalın bir kabuk oluşturuyor. Tepedeki çift ağızlı ışıklık, kuzey ve güney ışığını aynı hacimde buluşturuyor. Öğrenci burada kesit farkının mimari bir malzeme olabileceğini binanın içinden geçerek öğreniyor.
The Cooper Union, 41 Cooper Square
Mimari Tasarım
Morphosis Architects (Thom Mayne)
Ortak Mimarlık Ofisi
Gruzen Samton
Proje Yeri
New York, ABD
Toplam İnşaat Alanı
Yaklaşık 16.300 m²
Tamamlanma Yılı
2009
Sertifika
LEED Platinum
Fotoğraflar
Roland Halbe, Iwan Baan
Cooper Union’ın sanat, mimarlık ve mühendislik okullarını tek bir yapıda buluşturan dokuz katlı akademik bina, disiplinler arası karşılaşmayı doğrudan bir kesit kararına bağlıyor. Yapının merkezinde, zemin kattan çatıya kadar uzanan ve tepeden ışık alan bir atriyum yer alıyor; mimarların dikey meydan olarak tanımladığı bu boşluk, yapının toplumsal çekirdeğini oluşturuyor. Atriyumu saran dalgalı kafes içindeki yaklaşık 6 metre genişliğindeki büyük merdiven, giriş holünden dört kat yükselerek kente bakan çift yükseklikteki öğrenci salonunda son buluyor. Merdiven yalnızca bir sirkülasyon öğesi değil; öğrencilerin oturduğu, beklediği ve tartıştığı bir oturma peyzajı olarak kurgulanmış. Asansörlerin yalnızca birinci, beşinci ve sekizinci katlarda durması, kullanıcıları merdiveni ve köprüleri kullanmaya yönelten bilinçli bir karar. Camlı cepheyi saran delikli paslanmaz çelik ikinci kabuk, içeride süren üretimin dışarıdan sezilmesine izin verirken güneş kontrolü sağlıyor. Yapı, New York’ta LEED sertifikası alan ilk akademik laboratuvar binası oldu.
Nantes Mimarlık Okulu (ENSA Nantes)
Mimari Tasarım
Lacaton & Vassal
Proje Yeri
Nantes, Fransa
Toplam İnşaat Alan
26.840 m²
Tamamlanma Yılı
2009
Fotoğraflar
Philippe Ruault
Nantes Mimarlık Okulu, verilen bütçeyle programın öngördüğü alanın neredeyse iki katını inşa etme kararı üzerine kurulu. Lacaton & Vassal, ekonomik strüktür çözümleri ve düşük maliyetli kabuk detaylarıyla elde ettikleri tasarrufu, işlevi önceden tanımlanmamış hacimler üretmek için kullanıyor. Yapının 4.430 metrekaresi hiçbir programa bağlanmamış, sahiplenilebilir serbest alan olarak bırakılmış durumda. Bu hacimler öğrencilerin, öğretim üyelerinin ya da ziyaretçilerin girişimiyle sergi, atölye, prova, tartışma ya da üretim mekanına dönüşebiliyor; mimarların belirttiğine göre açılışında üç öğrenci topluluğu barındıran okul, bugün on yediyi aşkın oluşuma ev sahipliği yapıyor. Kaba betonarme iskelet, geniş açıklıklar ve endüstriyel yapı tekniklerinden ödünç alınan malzemeler açıkta bırakılmış; taşıyıcı sistem, tesisat ve kabuk arasındaki fark öğrenci tarafından çıplak gözle okunabiliyor. Yapının içinden geçen ve araç trafiğine de açık olan geniş rampa, katlar arasında sürekli bir kentsel yüzey kuruyor. Mimarların tarif ettiği biçimiyle proje, programı, normları ve teknolojiyi aynı anda sorgulayan pedagojik bir araç olarak davranıyor.
Şili Katolik Üniversitesi Tasarım Okulu ve Kentsel Çalışmalar Enstitüsü
Mimari Tasarım
Sebastián Irarrázaval
Ortak Mimarlar
Cristián Irarrázaval, Francisca Rivera
Proje Yeri
Lo Contador Yerleşkesi, Santiago, Şili
Toplam İnşaat Alanı
4.716 m²
Tamamlanma Yılı
2010
Fotoğraflar
Cristóbal Palma / Estudio Palma, Nico Saieh
Kökeni sömürge dönemine ait bir çiftlik yapısına dayanan Lo Contador Yerleşkesi, avlu düzeniyle tanımlanan ve bu düzenin karakterini çevresindeki tüm yapılara aktardığı bir bağlam sunuyor. Sebastián Irarrázaval, böylesine güçlü bir tarihi bağlamda yeni bir yapı kurarken tasarımını üç soru üzerinden yapılandırdığını belirtiyor. Mekanlar nasıl örgütlenir; düzen nasıl kurulur ve atmosfer nasıl üretilir. Yanıt, mevcut avlu mantığını taklit etmek yerine yeniden yorumlamak oluyor; yapı, yerleşkenin var olan boşluk hiyerarşisine yeni bir katman ekliyor. Ahşap, çelik ve betonun bir arada kullanıldığı malzeme paleti, her bir sistemin işlevini ayırt edilebilir kılacak biçimde açıkta bırakılmış. Tasarım okulu ile kentsel çalışmalar enstitüsünü aynı yapıda buluşturan program, iki farklı ölçekte çalışan disiplini ortak avlular ve geçişler üzerinden ilişkilendiriyor. Öğrenci burada yeni ile eski arasındaki ilişkinin ne taklit ne de kopuş olması gerektiğini, günlük dolaşımı sırasında iki mimarlık arasında gidip gelerek deneyimliyor.
Abedian Mimarlık Okulu
Mimari Tasarım
CRAB Studio (Peter Cook, Gavin Robotham)
Proje Yeri
Bond Üniversitesi, Robina, Gold Coast, Queensland, Avustralya
Toplam İnşaat Alanı
2.500 m²
Tamamlanma Yılı
2014
Fotoğraflar
Peter Bennetts, Rix Ryan Photography
Arata Isozaki’nin 1980’lerde tasarladığı Bond Üniversitesi yerleşkesine eklenen Abedian Mimarlık Okulu, tasarımını doğrudan müfredat üzerinden kuruyor. Peter Cook ve Gavin Robotham, projeyi kendi ders verdikleri okullardan biriktirdikleri deneyimlere dayanarak ve okulun eğitim programının oluşturulmasına da katılarak içeriden dışarıya doğru geliştirdiklerini belirtiyor. Üç kotta gelişen yapının omurgasını, planı boydan boya kesen ve arazinin eğimini izleyerek yavaşça yükselen bir iç cadde oluşturuyor. Stüdyolar, ofisler, laboratuvarlar ve sessiz çalışma şeridi bu caddenin iki yanına diziliyor; caddenin kendisi ise okulun toplumsal çekirdeği olarak çalışıyor. Yapının en belirgin öğeleri, mimarların scoop adını verdiği dört büyük betonarme kepçedir. Bu elemanlar aynı anda çatıyı taşıyor, merdivenleri destekliyor, kritik ve jüri için mağaramsı hacimler üretiyor ve iç hacmi dramatize ediyor. Böylece tek bir strüktürel öğe, taşıyıcı ve mekansal işlevi eş zamanlı olarak üstleniyor. Sıcak iklime karşı gölge ve doğal havalandırma üzerinden çalışan yapı, öğrenciye strüktürün program üretebileceğini gündelik kullanım içinde gösteriyor.
KTH Mimarlık Okulu
Mimari Tasarım
Tham & Videgård Arkitekter
Proje Yeri
Osquars backe, KTH Yerleşkesi, Stockholm, İsveç
Toplam İnşaat Alanı
9.140 m²
Tasarım ve Yapım Süreci
2007-2015
Fotoğraflar
Åke E:son Lindman
KTH Mimarlık Okulu, üniversitenin ana yerleşkesinde 1970’ten bu yana mimarlık öğrencilerine ayrılmış ilk yapı. Erik Lallerstedt’in 20. yüzyıl başında tasarladığı anıtsal tuğla yapıların arasında kalan üçgen bir avluya yerleşen bina, mimarların ifadesiyle boş bir sayfanın tam tersi bir arazi koşuluyla çalışıyor. Yapı bu sıkışık boşluğa yuvarlatılmış konturlarla oturuyor; eğrisel biçim hem yaya akışının yapının çevresinde kesintisiz sürmesini sağlıyor hem de avlunun tek ve sürekli bir mekan olarak algılanmasını koruyor. Yerinde dökme betonarme taşıyıcı sistemin dışını saran ön paslandırılmış korten çelik cephe, çevredeki koyu kırmızı tuğlanın tonuyla ilişki kurarken tektonik bir varlık öneriyor. Altı katlı yapı, giriş kotundaki atölye ve stüdyolardan başlayarak en üstteki açık teraslara kadar dikey olarak katmanlanıyor; çukur bahçe ve çatı terası bu diziyi iki uçtan tamamlıyor. İç mekan, tam ölçekli bir atölye olarak tasarlanmış: Perdahlı beton zeminler, masif ahşap duvar panelleri ve çelik donatılar hem yaşlanmaya hem de onarılmaya elverişli. Ahşap panellerin bir bölümü, atölye ve sergi hacimlerinde konferans akustiğini sağlayan gizli tuzakları barındırıyor.
La Laguna Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi
Mimari Tasarım
GPY Arquitectos (Juan Antonio González Pérez, Urbano Yanes Tuña, Constanze Sixt)
Proje Yeri
Campus de Guajara, San Cristóbal de La Laguna, Tenerife, İspanya
Toplam İnşaat Alanı
32.260 m²
Tamamlanma Yılı
2015
Fotoğraflar
Filippo Poli
Yerleşkenin çeperinde, ada otoyolunun hemen yanındaki heterojen bir alanda konumlanan Güzel Sanatlar Fakültesi, kendisini yerleşkenin kamusal alanının bir uzantısı olarak tanımlarken içeride kendine ait bir peyzaj kuruyor. Yapıyı tanımlayan öğe, kıvrılarak ve katlanarak hem çeperi hem de dolaşımı üreten sürekli bir beton şerit. Dikey yivli, kaba agregası açıkta bırakılmış beton yüzeyler, farklı kotlarda asılı duran düşey lamalarla birlikte yapının açık hacimlerini sarıyor. Ana girişten geçen kamusal meydan doğrudan iç avluya bağlanıyor; avlunun ortasındaki büyük eğrisel rampa, aynı yivli betondan üretilmiş ve tasarımın ana teması olarak çalışıyor. Yapı iki temel kütleden oluşuyor: Araziyi izleyen ve zeminin yaşanabilir bir uzantısı gibi davranan bir taban ile bunun üzerinde asılı duran daha kompakt bir üst hacim. Rampalar, merdivenler ve geniş bir yükseltilmiş platform üzerinden kurulan karmaşık sirkülasyon sistemi, çevredeki tüm mekanlara erişim sağlıyor. Sanat öğrencisi burada mekanı bir sergi zemini olarak değil, kendi üretimini yerleştirebileceği katmanlı bir topoğrafya olarak deneyimliyor.
Kigali Mimarlık ve Çevre Tasarımı Fakültesi
Mimari Tasarım
Patrick Schweitzer & Associés (S&AA)
Proje Yeri
Nyarugenge, Kigali, Ruanda
Toplam İnşaat Alanı
5.600 m²
Tamamlanma Yılı
2017
Fotoğraflar
Jules Toulet, Edwin Seda
Urban Radicals, Londra Mimarlık Festivali’nin 20. yıldönümü için alternatif parlamento tipolojilerini ve biçimlerini yeniden hayal ediyor. Londra’daki dört halka açık toplantı platformu, parlamento fikrini farklı kitleler için erişilebilir hale getirmeyi, Londralıları şehrin söylemini şekillendirmeye aktif olarak katılmaya teşvik etmeyi amaçlıyor. UR’nin vizyonu “meydan” kavramını, halka açık alanları, pazarları ve toplantıları içerecek şekilde genişleterek Square Mile’ı kamusal tartışma, bilgi alışverişi, toplanma ve nihayetinde “herkes için bir yer”e dönüştürmek.
Urban Radicals’in Sokak Meclisleri, günlük etkileşimlerden organize tartışmalara ve performanslara kadar konuşmaları kolaylaştırmak için dört ölçekte ve biçimde tasarlanmış: Bireysel görüşlerin dile getirilmesi için tek kişilik bir platform; iki kişi için ideal, konuşmalar ve podcast tarzı yayınlar için samimi bir alan; ortak yemekler ve tartışmalar için on iki kişilik bir toplanma noktası; atölye çalışmaları, konuşmalar, gösterimler ve toplantılar için 40 kişiye kadar kapasiteli küçük bir oditoryum. Konuşmacı Platformları, Londra’nın tarihi şehir duvarı boyunca yerleştirilmiş, bireysel görüşlerin dile getirilmesini, şehir üzerine düşüncelerin paylaşılmasını teşvik eden ve aynı zamanda cadde boyunca gayri resmi tartışma ve performansları teşvik eden bir dizi yükseltilmiş platformdan oluşuyor. Antik Yunan Agorası’ndaki ‘Exedra’, Aristoteles’in peripatetik yürüyüşleri ve 1848 Paris Devrimi’nde kadın figürünü yüceltmek için kaidenin kullanılması gibi tarihsel referanslardan yola çıkan proje, kullanıcıları kamusal söylem için kaide üzerinde kimi yücelttiklerini düşünmeye davet ediyor.
Süpürgeliklerin tasarımı ve inşası sokak estetiği, tabelalar ve karşı kültürden besleniyor. Formlar kaykay rampası olarak ikiye katlanarak, yapıların şehirdeki geçici yaşamlarının ardından Güney Londra’daki topluluklara oyun ve kaykay öğeleri olarak geri kazandırılmasına olanak tanıyor.
NUS Tasarım ve Çevre Fakültesi (SDE4)
Mimari Tasarım
Serie Architects, Multiply Architects
Uygulama Mimarı ve Mühendislik
Surbana Jurong
İklim ve Enerji Danışmanı
Transsolar KlimaEngineering
Proje Yeri
Clementi Road, Singapur
Toplam İnşaat Alanı
8.500 m²
Tamamlanma Yılı
2019
Fotoğraflar
Rory Gardiner
Singapur’un ilk sıfır enerjili yeni yapısı olan SDE4, mimarlık eğitiminde okul binasının bir öğretim aracına dönüşmesi fikrini performans üzerinden kuruyor. Altı katlı yapı, 1.500 metrekareyi aşan stüdyo alanı, 500 metrekarelik açık bir meydan, atölyeler, araştırma merkezleri, kütüphane ve kafeyi barındırıyor. Mimari dil, Malay evinin tropik yapı grameri üzerinden yeniden kuruluyor: Yükseltilmiş platformlar, serbest planlar ve derin saçaklar güneşe, yağmura ve hakim rüzgara doğrudan yanıt veriyor. Yapının yarısından fazlası doğal havalandırmalı; eşikler, teraslar ve veranda benzeri ara mekanlar iç ile dış arasında keskin bir sınır yerine mikroklimatik geçişler üretiyor. Tasarımın pedagojik açıdan en dikkat çekici kararı, doğu ve batı cephelerini gölgeleyen delikli alüminyum panellerin sökülebilir olarak tasarlanması; öğrenciler ve araştırmacılar farklı cephe sistemlerini kendi okullarının üzerinde deneyebiliyor. Çatıdaki binden fazla fotovoltaik panel ile yüzde yüz taze havayı yüksek sıcaklıkta veren ve tavan vantilatörleriyle destekleyen hibrit soğutma sistemi, konforun tropik iklimde nasıl yeniden tanımlanabileceğini gösteriyor. Ham beton, çelik ve delikli metal yüzeyler bilinçli olarak açıkta bırakılmış.























































©Yfat Yossifor