Yalıköy’de Beykoz Çayırı Yakın Çevresi Kentsel Koruma Projesi

Dr. Öğr. Üyesi Mine Topçubaşı
Prof. Dr. Elif Özlem Aydın
Arş. Gör. Cem Balcan
Arş. Gör. Mehmet Ali Karagöz
Mimar L. Öznur Alaçam

Boğaziçi’nin eski yerleşimlerinden biri olan Beykoz, kültürel ve doğal değerlerini önemli oranda koruyarak günümüze ulaşmıştır. Boğaz kıyısında yer alan ve fazlaca gelişmemiş olan semtler köyiçi yerleşim dokularını büyük oranda korumaktadır. Yalıköy Mahallesi de mimari dokusunu önemli oranda koruyabilmiş ve önemli bir mesire alanı olan tarihi Beykoz Çayırı ile ilişkili bir yerleşimdir. Yalıköy sınırları içerisinde kalan ve Beykoz Çayırı’nın doğu ve güney yönünde yer alan tepelerdeki yerleşim alanları, doğal ve kültürel mirasın bir arada bulunduğu özgün bağlamıyla, çalışma alanının sınırlarını oluşturmaktadır.

Bu çalışma, Gebze Teknik Üniversitesi Mimarlık lisansüstü programında yer alan MİM578 Sit Koruma Projesi dersi kapsamında Prof. Dr. Elif Özlem Aydın ve Dr. Öğr. Üyesi Mine Topçubaşı danışmanlığında Cem Balcan, Mehmet Ali Karagöz, L. Öznur Alaçam, Helin Alınak, Hasan Salih Gündoğan ve Gülşen Coşkun tarafından hazırlanmıştır. Çalışma kapsamında; alandaki yapılar incelenerek kentsel doku analizleri yapılmış, alanın koruma sorunları belirlenmiş, bu sorunlara karşılık çözüm önerileri sunulmuş ve Duhanizade Sokağı ve yakın çevresi için sit koruma projesi hazırlanmıştır. Ayrıca, Beykoz Çayırı’nın bir uzantısı olan ve günümüzde haftanın bir günü pazar alanı olarak kullanılan alanın, çevresindeki doğal ve kültürel değerlerle birlikte daha etkin ve tanımlı bir biçimde kullanılması için kentsel tasarım önerisi geliştirilmiştir. Çalışma kapsamında yürütülen tespit ve analizlere dayalı öneri projeyle Beykoz Çayırı ve çevresindeki kültürel miras dokusu arasında ilişki kurulması amaçlanmıştır.

Alana Dair Bilgiler
Konumu
Beykoz, Boğaziçi’nin Anadolu yakasının kuzeyinde yer almaktadır. Çalışmanın konusu olan Yalıköy Mahallesi, Beykoz’un merkezinin hemen kuzeyinde yer almakta ve günümüzde Beykoz’un merkeziyle bütünleşmiş bir durumdadır (Şekil 1). Yalıköy yerleşimi, Beykoz Çayırı’nın Boğaz’a yaklaştığı kesimin güney ve doğusunda Boğaz kıyısına kadar inen tepeler üzerinde kurulmuştur.

Şekil 1. Yalıköy ve çalışma alanının İstanbul’daki konumu.

Hünkâr İskelesi’nde Boğaz’a dökülen Tokat Deresi’nin kenarında bir mesire yeri olan Beykoz Çayırı, dere boyunca iki yanı tepe olan vadinin içlerine doğru ilerlemektedir (Şekil 2). Vadi boyunca uzanan iki tarafı çınarlı yollar, vadinin iç kesimlerinde Fatih döneminde içerisinde bir köşk ile kurulmuş olan Tokat Bahçesi’ne ulaşmaktadır (Eldem 1976, Çelebi 2008). Tokat Deresi’nin Boğaz’a döküldüğü Hünkâr İskelesi mevkiinde yer alan Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası (1810) ile yine aynı derenin kuzeyinde, Beykoz Çayırı’nın batısındaki tepe üzerinde yer alan Beykoz Çuha Fabrikası (1805), alanın endüstri geçmişini yansıtan önemli kentsel ve mimari öğelerdir.

Şekil 2. Çalışma alanı ve çevresini gösteren hava fotoğrafı.

Tarihçesi
Beykoz’da ilk koloni yerleşimleri M.Ö. 750-550’de oluşmuştur (Tüfekçi 1998). Kuzeyden deniz yoluyla Beykoz’a gelen Traklar, korunaklı bir alan olan Beykoz’u yerleşim yeri olarak seçmişlerdir. Bithinya kralı Amykos’un isminden dolayı bölgenin bilinen ilk adının Amnikos olduğu ve Beykoz adının buradan geldiğine dair görüşler vardır (İstanbul 1994, İnciciyan 2018). 1348’de Bizans hakimiyetinden Cenevizlilere, 1402 yılında ise Osmanlı hakimiyetine geçmiştir (Yavuztürk 2006). 15. yüzyılda Tokat Köşkü, Tokat Bahçesi ve devamında Beykoz Çayırı’nın yaptırılması sonucunda bölgenin önemli bir avlanma ve mesire yeri haline geldiği bilinmektedir (İstanbul 1994).

Beykoz 17. yüzyılda, Evliya Çelebi’nin kendi sözleriyle “Bir büyük limanın kıyısında 800 haneli, bağ ve bahçeli, mamur ve süslü kasabadır” (Çelebi 2008). Evliya Çelebi’nin aktardıklarından bölgede yüksek ağaçların ve dalyanların varlığı ve balıkçılığın önemli bir yer tuttuğu anlaşılmaktadır. Yalıköy’deki ilk yerleşim 18. yüzyılda Beykoz Çayırı’na bakan kesimde kurulmuş, 19. yüzyılda tepenin üstüne doğru ızgara planlı bir biçimde genişlemiştir (Salman 2004).

Beykoz, 19. yüzyılda Osmanlılar’ın Boğaziçi’ne artan merakı sonucunda yalılar, bahçeler, köşkler, korularla mesire yeri olarak gelişimini sürdürmüştür (Uçar 2013). Yalıköy’de 19. yüzyılın ortalarında (1845-55 veya 1854) Boğaziçi’nin ilk kagir kasrı olan Beykoz Mecidiye Kasrı inşa edilmiştir (Ödekan 1992, Uğuryol ve Can 2018). Bu tür yapıların ve deniz taşımacılığının gelişmesiyle kurulan iskelelerin semtlerin merkezlerini oluşturması sonucunda daimi yerleşim sayısı artmıştır. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde kurulmuş olan birçok fabrika Beykoz’u endüstri mirasının önemli bir merkezi haline getirmiştir. Modern anlamdaki endüstri geçmişi 18. yüzyıla kadar uzanan Beykoz’un fabrika kurulması için seçilmesinin nedenleri; Boğaz nedeniyle deniz ulaşımı ve nakliyenin kolay olması, derelerin çokluğu ile su ve su gücünün kullanılmasına elverişli olması ve o dönemde kentin uzağında meskun olmayan geniş arazilerin varlığı olarak sıralanabilir (Köksal 2005). Geçmişte kurulmuş olan endüstri yapılarının bir kısmı günümüze ulaşmış fakat üretimi durmuştur. Bunlar; Çuha-Kumaş Fabrikası (Beykoz Dikimevi, 1805), Beykoz Sümerbank Deri ve Kundura Fabrikası (1810, Teçhizat-ı Askeriye Fabrikası’nın Sümerbank’a devri sonrası genişletme 1933), Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası (1935) ve Paşabahçe Tuğla ve Kiremit Fabrikası’dır (1910) (Küçükerman 1994, Köksal 2005).

Kentsel Doku Analizleri
Çalışma kapsamında, Yalıköy’den Beykoz Çayırı’na inen Çayır Caddesi’nin iki tarafındaki yapı adalarıyla Beykoz Çayırı, Gazi Yunus Mezarlığı ve sahildeki Ahmet Mithat Efendi İlkokulu ile çevrili alan incelenmiştir (Şekil 2 ve 3). Alan içerisindeki 445, 449, 470, 471, 472, 473 ve 474 numaralı adalarda yer alan 175 adet yapı ve 12 adet boş parsel olmak üzere toplam 187 parsel/yapı yer almaktadır.

Şekil 3. Çalışma alanını gösteren harita ve eski/yeni hava fotoğrafları (Necip Bey Haritası, İBB Şehir Haritası).

Çalışma kapsamında; arşiv belgeleri, fotoğraflar, alanda daha önce yapılmış olan çalışmalar, sözlü kaynaklar ve alan çalışması sırasında gerçekleştirilen gözlemler doğrultusunda dokuz farklı analiz yapılmıştır (Şekil 4). Yapılan analizler yapı sayısı, yüzdesi ve pasta grafiğiyle değerlendirilmiştir. Analizler sayesinde çalışma alanın güncel durumu (2019) tespit edilmiş olup, alana dair koruma ve kentsel tasarım kararları alınmıştır.

Şekil 4. Kentsel doku analizlerinden örnekler.

1. Doluluk-Boşluk Analizi: Çalışma alanında inşa edilmiş yapılar çoğunlukla bitişik nizamdır. Yapıların bir kısmı da bahçe içerisindedir. Bu bahçelerde çok sayıda, baraka olarak nitelendirilen yapı yer almaktadır. Beykoz Çayırı ve onun uzantısı olan pazar alanı ise alandaki geniş açık alanlardır.

2. Tescil Durumu Analizi: İstanbul 6 Numaralı Kültür Varlıklar Koruma Kurulu ve Beykoz Belediyesi’nden elde edilen bilgilere göre çalışma alanı içerisinde 53 adet tescilli yapı ve 12 adet tescilli boş parsel mevcuttur. Bu sayılar alanın yaklaşık üçte birini (%34) oluşturmaktadır. Çalışma sırasında tespit edilen üç adet yapının, mimari özellikleri nedeniyle tescil edilmesi önerilmektedir. Dokuya uyumsuz yapıların sayısının tescilli yapıların sayısına yakın olması, alanın mimari dokusunun bütünlüğüne zarar vermektedir.

Tablo 1. Tescil durumu analizi sayısal veriler.

3. Özgünlük Durum Analizi: Alandaki yapılar ve parsellerin %36’sını oluşturan 68 adet tescilli veya tescile önerilen yapının 40 tanesinin özgünlüğünü büyük oranda yitirmiş veya yok olmuş olduğu, ancak yalnızca 14 tanesinin özgünlüğünü bütüncül bir şekilde koruyabildiği görülmektedir. Bu sonuçlara göre, niteliksiz restorasyon uygulamalarının ve yasadışı müdahalelerin alanda önemli bir özgünlük sorunu ortaya çıkardığı söylenebilir.

Tablo 2. Özgünlük durumu analizi sayısal veriler.

4. Mevcut İşlev Analizi: Mevcut işlevleri bağlamında yerleşimdeki yapıların çoğunluğunu (%60) konutlar oluşturmaktadır. Ticaret (%19) ve konut+ticaret (%12) işlevli yapıların toplam oranı ise %31’dir. Ticari işlev bulunduran yapıların büyük bir çoğunluğu Çayır Caddesi üzerinde yer almaktadır. Bu durum, caddenin önemli bir ticari aks olduğunu göstermektedir. Caddede mevcut olan yapıların genelde zemin katları ticari işlevle, diğer katları ise konut olarak kullanılmaktadır.

Tablo 3. Mevcut işlev analizi sayısal veriler.

5. Özgün İşlev Analizi: Özgün işlev analizi, çalışma alanında günümüzde mevcut olan yapıların, inşa edildikleri dönemde hangi işlevle kullanıldığını tespit etmek için yapılmış olan analizdir. Yapılan araştırmalarla alandaki yapıların %72’sinin özgün işlevinin konut olduğu tespit edilmiştir. Özgün işlevleri ticaret ve konut+ticaret olan yapıların oranı ise %25’tir. Bu oranlardan, alanın özgün durumunda da konut ve ticaret ağırlıklı bir dokuya sahip olduğu görülmektedir. Aradan geçen süre içerisinde konut oranı %12 azalırken, ticaret ve konut+ticaret işlevli yapıların oranında %6’lık artış görülmüştür. %4 oranında konut ise işlevsiz kalmıştır. Bu durumda, konutların zaman içerisinde ticarî yapılara dönüştürüldüğü veya terk edildiği sonucuna ulaşılabilir.

Tablo 4. Özgün işlev analizi sayısal veriler.

6. Kat Adedi Analizi: Alandaki yapılar kat sayıları bağlamında incelenmiş ve analizin sonucuna göre alanda yüksek katlı yapıların sayısının az olması olumlu olarak değerlendirilmiştir. Bu sonuç, alandaki yapıların büyük çoğunluğunun gabari olarak dokuyla uyumlu olduğunu göstermektedir.

Tablo 5. Kat adedi analizi sayısal veriler.

7. Yapım Tekniği Analizi: Geleneksel yapım sistemi olan kagir, kagir+ahşap ve ahşap karkas sistemler toplamda %26’lık oranı oluşturmaktadır. Betonarme karkas sistemle inşa edilmiş yapıların oranı ise %68’dir. Tescilli ve tescile önerilen yapıların toplam oranı %30 iken, geleneksel yapım sistemine sahip yapıların oranının %26 olması, zaman içerisinde yıkılan tescilli yapıların yerine betonarme yapıların inşa edildiğini göstermektedir.

Tablo 6. Yapım tekniği analizi sayısal veriler

8. Sağlamlık Durum Analizi: Çalışma alanındaki yapılar, strüktürel bağlamda görsel tespit yapılarak analiz edilmiş ve sağlamlık durumlarına göre dört gruba ayrılmıştır. Alandaki yapıların genel olarak sağlam olduğu görülmesine karşın sağlamlık durumu kötü olan yapıların oranının (%14) yüksek olması alan için tehlike olarak görülmektedir. Çalışma kapsamında görsel olarak incelenmiş olan yapıların strüktür sistemlerinin detaylı olarak analiz edilmesi ve özellikle kültürel miras değeri taşıyan yapıların strüktürel olarak iyileştirilmesi gerekmektedir.

Tablo 7. Sağlamlık durumu analizi sayısal veriler.

9. Mülkiyet Durumu Analizi: Alanda bulunan yapıların çoğunluğu (%87) özel mülkiyete aittir. Vakıf mülkiyetinde olan yapılar içerisinde birer adet cami, tekke, Kur’an kursu, müftülük binası ve mezarlık parseli içerisinde yer alan konut ve ticarî yapılar vardır. Kamu yapıları içerisinde birer adet ilkokul ve hizmet binası ile pazar alanında belediye mülkiyetindeki dükkanlar vardır. Günümüzde Serbostanî Mustafa Camii’nin yanındaki parsel kamu mülkiyetinde olup, bu parselin üzerinde 1992 tarihine kadar çeşme bulunduğu bilinmektedir (Tanışık 1945, 6 no’lu KVKBKM Arşivi). İstanbul 6 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü Arşivi’nde yapılan araştırma sonrasında, caminin yeniden inşası sırasında çeşmenin yıkılmış olduğu ve çeşmenin ayna taşı ve kurnasının cami duvarına eklenmiş olduğu tespit edilmiştir (Resim 1).

Tablo 8. Mülkiyet durumu analizi sayısal veriler.

Resim 1. Serbostanî Mustafa Camii’nin ve çeşmenin eski özgün (6 no’lu KVKBKM Arşivi) ve yeni durumunu gösteren fotoğraflar.

Kentsel Koruma Projesi ve Öneriler

Koruma Sorunları
Çalışma alanı 1/1000 ölçekli Boğaziçi Sahil Şeridi ve Öngörünüm İmar Planı’nda yer alırken; 473 adanın büyük bir bölümü 1/5000 ölçekli Boğaziçi Doğal ve Tarihi Sit Değerlerini İçeren Nazım İmar Planı alanında kalmaktadır. Plan notlarına göre alanda yeni yapı üretme imkanı bulunmamaktadır. Bu nedenle, alanda yapı yapılmak istendiğinde daha önce mevcut olan tescilli eserlerin yeniden inşa edilmesi veya var olan yapılara yasaya aykırı olarak kat eklenmesi yoluna gidilmiştir. Çatıların ön cephedeki bölümlerinde önce teras oluşturulmakta, ardından bu teraslar kapatılarak normal kat haline getirilmektedir. Bu uygulamalar dışında, öngörünüm alanında yer almasına rağmen yeni yapıların da inşa edildiği tespit edilmiştir. Özellikle 473/21 parsel içinde “gecekondu” tanımını aşan 26 adet yeni yapı vardır. Yetkili idarenin bu uygulamalara müdahale etmemesi, bir teşvik unsuru olarak niteliksiz ve yasal olmayan yapılaşmayı artırmaktadır.

Tescilsiz parsellerdeki bu uygulamalara ek olarak, bazı tescilli yapıların yerine betonarme yeni yapıların inşa edilmiş olduğu tespit edilmiştir. Salman (2004), Yalıköy’de kendi çalışma alanı içerisinde yer alan ve 1983 yılındaki Boğaziçi Öngörünüm Tatbikat Planı’nda korunması gerekli görülen 206 adet yapının 50’sinin (%24) yaklaşık 20 yıl içerisinde yok olduğunu tespit etmiştir. Bu çalışma sırasında ise, tescilli olan veya tescile önerilen 68 adet yapıdan 20 tanesinin (%29) zaman içerisinde yıkılıp yerlerine yeni yapılar inşa edildiği, 12 tanesinin (%17) yok olduğu tespit edilmiştir.

Çalışma esnasında, İstanbul 6 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu arşivinde yapılan araştırmada 28 adet parsele ilişkin veriye ulaşılmıştır. Söz konusu parsellerdeki yapıların restitüsyon ve restorasyon projelerinin, dosyalarında yer alan fotoğraflarıyla uyumlu oldukları görülmektedir. Ancak, arşiv araştırmasında 660 sayılı ilke kararı (1) (1999) öncesindeki uygulamalarda, kurul onaylı olarak yapım sisteminin betonarme karkas, cephelerin ise özgün durumlarına aykırı biçimde inşa edildikleri tespit edilmiştir (Şekil 6). Bu tarihten sonraki uygulamaların ise -bir yapı hariç- özgün biçim, malzeme ve yapım tekniğiyle gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Bu bağlamda 660 sayılı ilke kararı (1999) öncesindeki restorasyon uygulamalarında yapıların özgün mimari özelliklerini yitirdiği söylenebilir.

Restorasyonu kısa süre önce tamamlanan veya devam eden tescilli yapıların ise özgün cephe ve malzeme özellikleriyle restorasyon/rekonstrüksiyon uygulamalarının yapıldığı gözlemlenmiştir. Etkin denetleme ve gelişen kültürel miras bilincinin, söz konusu güncel uygulamaları ve bu doğrultuda tüm alanı olumlu yönde etkilediği anlaşılmaktadır.

Resim 2. 449/23 ve 473/15 parsellerde özgün mimarisine aykırı olarak yeniden inşa edilen yapılar.

Çayır Caddesi, semtin ticaret merkezi konumundadır. Belediye mülkiyetinde, 473 ve 445 adaların caddeye bakan bölümlerinde hafif strüktürlü dükkânlar yapılmıştır. Ancak zaman içerisinde bu dükkanlar plansız bir biçimde genişletilmiş ve düzensiz bir görünüm almıştır. Arşivdeki belgelerden, Çayır Caddesi üzerinde 449 ve 471 adalarda yer alan bazı yapıların tüm katlarının özgün durumda konut olduğu tespit edilmiştir. Ancak günümüzde bazı yapıların zemin katlarının, özgün cephe özellikleri değiştirilerek dükkanlara dönüştürüldüğü görülmektedir.

Eskiden çok daha geniş bir alana yayılan tarihi Beykoz Çayırı, kapladığı alanın önemli bir bölümünü günümüzde kaybetmiş durumdadır (Uğuryol ve Can 2018). Özgün durumunda çayırın devamı olan ve günümüzde bir bölümüne pazar kurulan alan, çayır dokusunu kaybetmiş ve asfalt kaplı, geniş bir düzlük durumdadır. Çevreyle etkileşimi bulunmayan bu alan, pazarın kurulduğu gün dışında atıl bir durumda bulunmaktadır.

Alanın bir diğer önemli sorunu da cephelerdeki görüntü kirliliğidir. Alanın tamamında klima üniteleri, antenler, tesisat hatları ve güvenlik kameraları cephelere özensiz ve düzensiz olarak yerleştirilmişlerdir. Özellikle dükkanların yoğun olarak bulunduğu Çayır Caddesi’nde tabelalar ve tenteler cephelerde oransal olarak geniş bir yer kaplamakta ve renk, biçim ve konum olarak büyük bir düzensizlik oluşturmaktadır. Niteliksiz PVC doğramaların cephe bütünlüğünü bozması ve uzun süredir bakımsız olan cephelerdeki bozulmalar da sokak görselini olumsuzluk etkilemektedir.

Koruma Önerileri
Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi içerisinde kalan çalışma alanında yasaya aykırı olarak yapılan yeni yapıların, eklenen katların kaldırılması önerilmektedir. Çeşitli nedenlerle yok olmuş olan tescilli yapıların yerine ruhsatlı olarak yapılmış olan betonarme yapıların yıkılmalarını zorlayıcı bir yasal hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu yapıların, ancak strüktürel olarak kullanım ömürleri dolduktan sonra yıkılarak özgün yapıların yeniden inşa edilmeleri mümkündür. Geçici bir çözüm olarak, bu yapıların cephelerinde renk, malzeme ve oran olarak sokak dokusunu dikkate alan çağdaş düzenlemeler yapılmalıdır (Şekil 5). Tescilli parsellerde ruhsatsız olarak inşa edilmiş olan yapıların yıkılması ve tescilli yapıların özgün biçimleriyle yeniden inşa edilmeleri önerilmektedir. Etkin denetimlerin gerçekleştirilmesi ve mevcut yasaların doğru bir biçimde uygulanması, sorunun kalıcı olarak çözümünü büyük oranda sağlayacaktır. Tescilli yapıların yok oluşunu engellemek amacıyla basit onarım, restorasyon, işlevlendirme, strüktürel olarak güçlendirme ve periyodik bakımların yapılması gerekmektedir.

Şekil 5. Çayır Caddesi ile Duhanizade, Gazi Yunus ve İlkadım sokaklara ait öneri siluetler.

Cephelerde görüntü kirliliği oluşturan klima, anten vb. ekler cephelerden kaldırılmalı ve yapıların görünmeyen kısımlarına alınmalıdır. PVC olan doğramaların ahşap, metal malzemelere dönüştürülmesi tarihi doku içerisinde daha nitelikli bir görüntü oluşturacaktır. Cephelerdeki bir başka görsel sorun olan tabela ve tenteler için belirli bir yazı tipi/büyüklüğü ve renk kartelası belirlenmesi ve bu kurallara göre yenilenmesi önerilmektedir.

Kentsel Koruma Projesi
Cam ve deri, Beykoz’da geçmişi daha önceki yüzyıllara dayanan ve 19. yüzyılın başlarından itibaren kurulan fabrikalarla endüstriyel hale gelen ürünlerdir. Fabrikaların kapanması nedeniyle, Beykoz’un sanayi geçmişini yansıtan bu iki simgesel ürününün geleneğinin yaşatılması amacıyla alandaki bir bölgede Camköy Projesi gerçekleştirilmesi önerilmiştir. Alan içerisinde yer alan Duhanizade Sokağı ve 472 numaralı yapı adası Camköy Projesi için odak noktası olarak seçilmiştir (Şekil 7). Bu alan, pazar alanı, devamında Beykoz Çayırı ve en yoğun ticaret aksı olan Çayır Caddesi ile ilişkisi güçlü ve sokak dokusunu kısmen korumuş olması sebebiyle tercih edilmiştir. Çalışma kapsamında, tüm alan için kentsel koruma kararlarını ve pazar alanı için yeniden düzenleme tasarımını içeren bir master plan ve Camköy Projesi için kentsel koruma projesi hazırlanmıştır (Şekil 6, 7).

Pazarın kurulduğu gün haricinde araçların park edildiği bir alan olarak atıl durumda bulunan pazar alanı -İBB Boğaziçi İmar Müdürlüğü’nün “473 ada 1 parsele ait 1/5000 ve 1/1000 ölçekli nazım uygulama imar plan değişikliği notları”na uygun olarak- Duhanizade Sokağı ve Beykoz Çayırı’nı birbirine bağlayacak biçimde yeniden düzenlenmiştir (Resim 7). İlkadım ve Duhanizade sokakları yayalaştırılmıştır. Beykoz Çayırı ve Camköy Projesi’ni ilişkili hale getirmek amacıyla pazar alanında, Duhanizade Sokağı’nın aksı devam ettirilerek Beykoz Çayırı’na kadar uzanan bir yaya aksı oluşturulmuştur. Yaya aksı pazar alanında bir alt kota inerek tekrar yukarı çıkmaktadır. Bu aksın alt kota indiği yerde meydan kurgulanmıştır. Meydanın doğu tarafında, ortaya çıkan eğimden yararlanarak meydana bakan bir amfi oluşturulmuştur. Meydanın batı kısmında ise alt kotta galerili bir pazar alanı ve mevcut zemin kotunda yeşil alan tasarlanmıştır.

Şekil 6. Tüm alanın master planı.

Tarihi alanların sahip olduğu soyut ve somut tüm kültür mirasının, içerisinde bulunduğu kültürle birlikte bütüncül olarak korunması gerekmektedir. Günümüzde bazı tarihi yerleşimlerin hızlıca popülerleşmesi sonucunda yerleşimdeki özgün yaşam kültürünün yok olduğu görülmektedir. Bu tür yerleşimlerde, özgün yaşam biçiminin turizme yönelik hizmet işlevine dönüşmesi ve fiziksel mirasın bir meta haline gelmesi, alanların özgün yaşam kültürleriyle birlikte korunabilmesi açısından önemli bir sorundur (2). Bu sorunun önüne geçmek için, Duhanizade Sokağı’ndaki yaşamın devam edebilmesi amacıyla mevcut yapıların bir kısmının konut işlevini devam ettirmesi öngörülmüştür. Kullanılmayan yapılara ise cam ağırlıkta olmak üzere cam ve deriyle ilgili çeşitli işlevler verilmesi önerilmiştir (Şekil 7). 472 numaralı yapı adasındaki yapılar cam ve deri kursu, satış mağazaları, butik cam ve deri atölyeleri, kütüphane (Beykoz, cam ve deri özelinde) ve kitap kafe olarak işlevlendirilmiştir. Bazı büyük boyutlu konutlar ise pansiyon ve butik otel olarak önerilmiştir. Yapıların bahçeleri ve boş olan parsellerde, Camköy Projesi’ni destekleyecek kahvehane ve cam/deri satış mağazaları vb. işlevlere sahip hafif strüktürlü yeni yapılar önerilmiştir. 472 numaralı yapı adasının, boş parsellerin ve niteliksiz yapıların çok olduğu kuzey kısmında Çayır Caddesi, Duhanizade Sokağı ve pazar alanını birleştiren bir iç bahçe oluşturulmuştur. Böylece insan akışını sokağa çeken ikinci ve canlı bir hat oluşturulmuştur.

Şekil 7. Duhanizade Sokağı ve çevresi kentsel koruma projesi.

473/7 parselde yer alan ve Duhanizade Sokağı’nı görsel olarak sınırlayan, tanımlayan ve alandaki en nitelikli yapı olan konak, Cam ve Deri Müzesi/Sergisi olarak önerilmiştir. Bahçesindeki muhdes iki dükkândan niteliksiz olanı kaldırılarak konağın Çayır Caddesi’nden algılanışının artırılması hedeflenmiştir. 473/6 parselde yer alan niteliksiz dükkanlar kaldırılarak konağın bahçesiyle birlikte müzeye ve sokağa hizmet eden yeni bir kahve mekanı önerilmiştir.

473/21 parselde ve İlkadım Sokağı üzerinde, günümüzde oto yıkama olarak kullanılan bir yapı ve yanındaki boş hangar, işlevsel olarak geniş mekanlara ihtiyaç duyan cam üretimi ve cam dekor atölyeleri olarak önerilmiştir.

Sonuç
Doğal ve kültürel mirasın birlikte yer aldığı çalışma alanında, yasal olmayan yapılaşma ve kültür mirasının yok olması gibi temel koruma sorunları tespit edilmiştir. Özgün işlevleri konut olan yapıların zamanla ticari yapılara dönüşmesi, tescilli yapıların özgün biçimlerinin bozulmasına, hatta yok olmalarına ve yerlerine yeni yapılar yapılmasını beraberinde getirmiştir. Çalışma kapsamında hazırlanan sit koruma projesinde, yasa dışı olarak eklenen katların ve yapıların kaldırılması, tescilsiz yapıların cephelerinin düzenlenmesi, tescilli yapıların basit onarım veya restorasyon uygulamalarının yapılmaları önerilmiştir. Ayrıca, tescilli yapıların etkin denetimlerinin ve düzenli bakımlarının yapılması, yasa dışı uygulamaların ve doğal bozulmaların yapıları olumsuz etkilemelerini engelleyecektir. Camköy Projesi’nin gerçekleştirilmesi ve pazar alanının işlevlendirilerek düzenlenmesi, alandaki doğal ve kültürel miras arasında yeniden ilişki kurulmasını ve kültür mirası potansiyelinin görünür kılınmasını sağlayacaktır.

Notlar
1. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 05.11.1999 tarih ve 660 sayılı İlke Kararı, “Taşınmaz Kültür Varlıklarının Gruplandırılması, Bakım ve Onarımları” başlığını taşımakta ve restorasyon uygulamalarının özgün plan şeması, biçim, malzeme ve yapım tekniğiyle yapılması gerektiği kararını içermektedir.

2. 4-b/Yeni işlevler: “Yeni etkinlikler geleneksel faaliyetlerin ve yerel halkın geçimini sağlayan işleri engellememelidir.” 4-g/Turizm: “Turizm etkinliği yerel halkın günlük yaşamına saygı göstermeli, müdahale etmemelidir. Yoğun turist akını, anıtlar ve tarihi alanlar için bir tehlikedir.” (ICOMOS 2011)

3. Bu çalışmanın yapılmasına vesile olan ve Beykoz Belediyesi’nden gerekli verilerin elde edilmesinde göstermiş olduğu özveri ve yardımlardan dolayı Sayın Nimet Çelikoyar’a teşekkür ederiz.

Kaynaklar

  • Çelebi, E. (2008), Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi: İstanbul. Haz. Seyit Ali KAHRAMAN, Yücel DAĞLI. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • Eldem, S. H. (1976), Türk Bahçeleri. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları.
  • ICOMOS (2011), Tarihi Kentlerin ve Kentsel Alanların Korunması ve Yönetimiyle İlgili Valetta İlkeleri. Paris: 17. ICOMOS Genel Kurulu, 27.11.2011.
  • İnciciyan, G. V. (2018), Boğaziçi Sayfiyeleri. İstanbul: Alfa Yayınları.
  • İstanbul (1994), Beykoz. Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, Cilt: 2. İstanbul: Kültür Bakanlığı ve Tarih Vakfı Ortak Yayını.
  • Köksal, G. (2005), İstanbul’daki Endüstri Mirası İçin Koruma ve Yeniden Kullanım Önerileri. İstanbul: İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Doktora Tezi.
  • Küçükerman, Ö. (1994), Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası. Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, Cilt: 2. İstanbul: Kültür Bakanlığı ve Tarih Vakfı Ortak Yayını.
  • Ödekan, A. (1992), Beykoz Kasrı. İslam Ansiklopedisi, Cilt: 6, s.64-68. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları.
  • Salman, S. Y. (2004), Boğaziçi Tarihi Sit Alanının Yok Olma Süreci ve Kalan Sınırlı Değerlerin Korunma Olasılıkları. İstanbul: İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri 
  • Tanışık, İ. H. (1945), İstanbul Çeşmeleri II Beyoğlu ve Üsküdar Cihetleri. İstanbul: Maarif Matbaası.
  • T.C. Kültür Bakanlığı, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu (1999). Taşınmaz Kültür Varlıklarının Gruplandırılması, Bakım ve Onarımları. 660 Sayılı İlke Kararı, 05.11.1999, Ankara.
  • Tüfekçi, A. (1998), Maliye Nezareti Temettuat Defterlerine Göre 1844 Yılında Kartal ve Beykoz Kazalarının Sosyo-ekonomik Durumu. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi.
  • Uçar, B. (2013), Endüstriyel Miras ve Yeniden İşlevlendirme Kavramları Kapsamında Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası’nın. İstanbul: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi.
  • Uğuryol, D., Can, C. (2018), Beykoz Kasrı Bahçelerinin Tasarım Özellikleri ve Korunmuşluk Durumu. Art-Sanat Dergisi, Sayı: 9, s.143-159.
  • Yavuz, M. (2004), Bir Zamanlar Beykoz. İstanbul: Beykoz Belediyesi Kültür Yayınları.
  • Yavuztürk, Ş. P. (2006), Temettuat Defterlerine Göre Beykoz Kazası’nın Sosyo-Ekonomik Durumu. İstanbul: Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi. İstanbul 6 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü Arşivi.
  • URL-1. İstanbul Şehir Haritası: https://sehirharitasi.ibb.gov.tr (06 Eylül 2019).