Volcano-In Ziyaretçi Merkezi

Mimari Tasarım
PLAT ASIA

Proje Yeri
Xilinhot, Çin

Proje Ekibi
Bian Baoyang, Liu Xinwei, Yang Lu, Su Lede

Toplam İnşaat Alanı
2.187 m²

Tamamlanma Tarihi
2025

Fotoğraflar
Arch-Exist Photography

PLAT ASIA tarafından tasarlanan Volcano-In Ziyaretçi Merkezi’nde mimari topoğrafya ile birlikte büyüyen bir organizma olarak ele alınıyor; proje araziyi onarmayı ve iklimle uyumlanmayı hedeflerken ziyaretçiler için mekansal bir deneyim sunuyor.

Volcano-In Ziyaretçi Merkezi ve Varış Oteli, PLAT ASIA tarafından tasarlanan Baiyinkulun Steppe & Volcano Tourism Resort projesinin ilk etabını oluşturuyor. Proje, Kuaterner Dönemi’nin Pleyistosen Evresi’nde yaklaşık 150.000 yıl önce oluşmuş, C biçimli sönmüş bir volkanın içinde konumlanıyor. Volcano-In, Xilingol Bozkırı’nın güney sınırında yer alıyor; güneyde Otindag Kumluk Alanı, doğuda Dali Gölü, daha doğuda Yanshan Dağları ve Büyük Hinggan Sıradağları, batıda ise Baiyinkulun Relikt Vadi Doğa Koruma Alanı ile çevreleniyor. Bölge; dağlar, volkanlar, sulak alanlar, ormanlar, tarım alanları, göller, bozkırlar, kumluklar ve kar alanlarından oluşan vahşi peyzajıyla güçlü bir biyolojik çeşitlilik ve kültürel bağlam barındırıyor.

Temmuz 2021’de, baş mimar Bian Baoyang’ın araziyi ilk kez ziyaret etmesiyle PLAT ASIA, Baiyinkulun Steppe & Volcano Bölgesi’ndeki mimari çalışmalarına başlamış. Saha araştırmaları sırasında, C biçimli volkan konisinin batısında yaklaşık on yıldır varlığını sürdüren geniş bir kazı alanı fark edilmiş. Yerel bilgiye sahip ve coğrafyayı iyi tanıyan hayvan yetiştiricileri ile yapılan görüşmelerin de katkısıyla bu alanın ziyaretçi merkezi için seçilmesine karar verilmiş. Yapı, rüzgar erozyonunu durdurmayı, topoğrafyayı iyileştirmeyi ve mimariyi volkan formuyla bütünleştirmeyi amaçlıyor. Böylece ziyaretçi merkezi, volkanı koruyan, doğal çevreyi onaran ve yeni bir ekolojik süreklilik oluşturan bir mimari araç haline geliyor.

Ziyaretçi merkezinin ana tasarım fikri, mimari ile volkan konisinin birlikte büyümesi, yapının bozkır ve volkan peyzajıyla kurduğu diyalog ve volkan etrafında dolaşmaya dayalı mekansal deneyim üzerine kuruluyor. Eğrisel bir çatı sistemi ve farklı kotlara yerleşen üç dairesel kütle, topoğrafyayı izleyerek volkanın ana silüeti olan koniyi çağrıştırıyor.

Toplam 274 metre uzunluğundaki sürekli ve kıvrımlı dolaşım koridoru, labirent benzeri bir rota oluşturarak üç kütleyi birbirine bağlıyor ve volkanları, bozkırı, kumluk alanları ve gölü kapsayan ardışık manzaralar sunuyor. Çatıdaki bu dolaşım hattından içe doğru bakıldığında, üçüncü volkan figürü olan krater biçimi ortaya çıkıyor ve ziyaretçi hizmetleri, kafe-kitabevi, sergi salonları, yönetim birimleri ve restoran bu iç boşluk etrafında konumlanıyor. Ziyaretçi avlusu açık hava sanat etkinliklerine ev sahipliği yapabiliyor; sergi ve restoran yapıları arasındaki meydan ise açık hava tiyatrosu olarak işlev görüyor. Doğu yamacındaki ekolojik oturma basamakları, volkan halkası biçimindeki çatıyı ve uzaktaki volkanları izlerken bozkırın ufka doğru uzanan manzarasını çerçeveliyor.

Bozkırın uçsuz bucaksız doğası, alanda bulunanların ruhuna her temas ettiğinde, doğal ve meteorolojik manzaralar ziyaretçilerin beklenti ve keşif duygusunu besliyor. Güneş her gün Haritaolegai ve Qingayinxile arasında batarken, volkan konisinin sırtından doğuyor. Volcano-In’de yer alan Flame Sanat Enstalasyonu’na ulaşmak, Xilinhot’ta günün ilk ışıklarıyla karşılaşmak anlamına geliyor. Yıldızlı gecelerde dolaşım koridoru, lav nehrini andıran bir ışık hattına dönüşüyor. Gökkuşakları, bulutlar ve kar, zamanın akışı içinde mekana eşlik ediyor. Mevsimsel döngüler içinde, kızıl volkan taşı dokulu cephe yazın yeşil bozkırla bütünleşiyor, ilkbahar ve sonbaharda altın tonlarına karışıyor, kışın ise karla kaplı düzlüğe karşı sıcak bir sığınak oluşturuyor. Burada zaman, fiziksel dünyayı sarıyor ve doğa, insan ruhunu onarıyor.

Düşük çevresel müdahale ilkesini benimseyen peyzaj yaklaşımı, yerel volkan taşını kullanıyor. Açık alanlar ve yürüyüş yolları 5 cm kalınlığındaki doğal taş plakalarla kaplanıyor; hava koşullarına dayanıklı çelik platformlar topoğrafyaya entegre edilerek yapının volkanla birlikte büyümesi sağlanıyor. Volcano-In Ziyaretçi Merkezi, mimarinin çevre ve iklimle uyum içinde geliştiğini, volkanla insan arasında hem fiziksel hem zihinsel bir köprü kurduğunu gösteriyor.