Verdant Ridges

Mimari Tasarım
Wutopia Lab

Proje Yeri
Suzhou, Çin

Tasarım Ekibi
Yu Ting, Sun Liran, Pan Dali, Xiong Jiaxing, Chen Yiwei (stajyer)

Tamamlanma Tarihi
2024

Toplam İnşaat Alanı
282 m²

Fotoğraflar
Liu Guowei

Wutopia Lab tarafından Suzhou’da tasarlanan Verdant Ridges Tiyatrosu, Tang Bohu’nun yaşamı ve estetik dünyasından yola çıkarak, tarihsel bir endüstri yapısını çağdaş tiyatro mekanına dönüştüren, geçmiş ile bugünü eşit bir diyalog içinde ele alan bir mimari yorum sunuyor.

Wutopia Lab, Suzhou’nun tarihi Taohuawu bölgesinde yer alan “Verdant Ridges” (Qing Zhang) Tiyatrosu’nun tasarımını gerçekleştirdi. Tang Bohu’dan ilham alan bu tiyatro yapısı, bir zamanlar harabe halinde olan bir endüstri yapısından doğarak, tarih ile çağdaş mimarlık arasında şiirsel bir ilişki kuruyor. Proje alanı, geçmişte Xinguang İpek Dokuma Fabrikası’na ev sahipliği yapıyormuş. Yenilenen 5 numaralı yapı, bugün Suzhou’ya özgü sahne performanslarını ve orta ölçekli toplantıları bir araya getiren çok işlevli bir tiyatroya dönüştürülmüş.

Mimari dönüşüm projelerinde genellikle iki yaklaşım öne çıkıyor: Yapının belirli bölümlerinin tamamen yeniden tasarlanması ya da mevcut durumunun mümkün olduğunca korunması. Wutopia Lab, bu ikiliğin ötesine geçerek üçüncü bir yol arıyor. Tang Bohu’nun iniş çıkışlarla dolu yaşamından ilham alan proje, yalnızca yapının tarihsel birikimini korumakla kalmıyor, ona yeni bir sanatsal yaşam da kazandırıyor.

Projede eski fabrika yapısı feodal kısıtların bir simgesi olarak ele alınırken, yeni tiyatro Tang Bohu’nun özgürleşmesini ve dönüşümünü temsil ediyor. Tang Bohu hem manzara hem figür resimleriyle tanınan bir sanatçı. Geleneksel manzara resimleri çoğunlukla siyah beyazken, figür resimleri canlı renklerle öne çıkıyor. Wutopia Lab, Tang Bohu’nun figür resimlerindeki renk zenginliğini manzara estetiğine taşıyarak, klasik zarafeti çağdaş bir görsel dille yeniden yorumluyor. Yapının doğu cephesinde yer alan ve ters çevrilmiş bir fırçayı andıran kolon, hem yapısal bir öğe hem de sanatsal mirasa gönderme yapan simgesel bir unsur olarak öne çıkıyor.

Tiyatronun iç mekanı siyah, beyaz ve gri tonlarından oluşan yalın bir paletle kurgulanmış. Bu yaklaşım, geleneksel Çin tiyatrosunun gösterişli kostümlerine ve performanslarına zemin oluştururken, izleyiciyi yüzeysel ihtişamın ötesine, Tang Bohu’nun iç dünyasındaki dinginliğe yönlendiriyor. Dış mekanda yeşil tonlar klasik mavi-yeşil peyzaj resimlerini çağrıştırırken, iç mekan monokrom bir manzara anlayışıyla ele alınıyor. Tasarımda Çin mürekkep resminde kullanılan “cun” tekniğinden ilham alınarak, akustik paneller ve sanatsal kaplamalarla dikey dokular oluşturulmuş. Zemin katın eğimli duvarlarını izleyen asma kat, mekana dağların içine doğru ilerliyormuş hissi veren bütüncül bir deneyim kazandırıyor.

Özel olarak tasarlanan sahne, geleneksel tiyatro düzenlerinden farklı olarak I biçimli bir plana sahip. Bu düzen, izleyiciye geç Ming Hanedanlığı ile günümüz arasında zamansal bir geçiş hissi sunuyor. Suzhou’daki koruma kuralları nedeniyle sahnenin ortasındaki kolon kaldırılamamış, bunun yerine siyah ahşap panellerle kaplanarak tasarıma entegre edilmiş. Bazı oturma alanları ayakta izlemeye olanak verecek şekilde düzenlenerek mekansal esneklik sağlanmış. Zemin katta mürekkep manzaralarını andıran silüetler sahne arka planını oluştururken, bir yanda gişe ve bar, diğer yanda ise kulisler yer alıyor. İkinci katta kontrol odası bulunuyor ve kuzey cephedeki dış merdiven çatıya erişim sağlıyor. Mevcut beton yapı, yeni asma kat ve dekoratif elemanlar farklı biçimlerde ele alınarak yeni ile eski arasındaki karşıtlık bilinçli biçimde vurgulanıyor. Girişte metal mesh kullanılarak oluşturulan yarı saydam dağ siluetleri, arka plandaki metal kaplı kütlelerle güçlü bir karşıtlık kuruyor. Yapının yangın istasyonuna yakınlığı nedeniyle kuzeye çekilmesiyle oluşan gri geçiş alanı, ziyaretçileri saçak altındaki etkileşim alanına yönlendiriyor. İkinci kattaki teras, dağların arasında yer alıyormuş hissi yaratarak mekansal deneyimi güçlendiriyor.

Cephede kullanılan dört farklı metal panel türü, renk ve kalınlık açısından çeşitlilik sunarken, V biçimli panellerle köşe birleşimleri çözümlenmiş. Çatıdaki trapez metal mesh, cephedeki dağ formunun ritmini yapı sınırlarının ötesine taşıyor.
Bu proje, ne tamamen yeniden inşa ne de katı bir koruma yaklaşımı benimsiyor. Wutopia Lab’in tanımladığı bu üçüncü yol, tarih ile bugünü eşit bir zeminde buluşturmayı amaçlıyor. Tiyatroda sahnelenen yapımlar da bu yaklaşımı destekleyerek, oyuncuların sahne içinde dolaştığı ve zamanlar arası sınırların bulanıklaştığı bir deneyim sunuyor. Wutopia Lab, ana akıma saygı duyarak, her zaman farklı bir yol aramayı sürdürüyor. Bu proje de bilinen biçimleri tekrarlamak yerine, kentsel dönüşüm için yeni bir olasılığı araştıran deneysel bir mimari yaklaşım olarak öne çıkıyor.