Strüktürel Bir Eleman Olarak Ses: Mimari Formun Kolektif Deneyimi Üretmesi

Mimari formun sesi toplama, yönlendirme ve yoğunlaştırma potansiyelini merkeze alan; stadyumları kolektif deneyim ve atmosfer üreten mekanlar olarak ele alan projeleri bir araya getirdik.

Hazırlayan: Şakir Onat Köşe, Mimarlık Öğrencisi (İTÜ)

Bir mekana ilk adımı attığımızda, çoğu zaman ne gördüğümüzden çok ne duyduğumuz belirleyici oluyor. Yankı yapan bir boşluk, bastırılmış bir sessizlik ya da kalabalığın tek bir dalga gibi yükselen sesi, mekanın bize nasıl davranacağını birkaç saniye içinde hissettiriyor. Peter Zumthor’un Atmospheres kitabında mekanları büyük enstrümanlar olarak tanımlaması bu nedenle çarpıcı: Mimari, sesi yalnızca barındırmıyor; onu topluyor, yoğunlaştırıyor ve iletiyor. Bu ses, teknik olarak ölçülen bir akustik performans değerinden çok, bedensel ve duygusal bir algı olarak çalışıyor; yüzeylerin sertliği, boşlukların oranı ve mimari formun sürekliliğiyle birlikte bir atmosfer üretiyor.

Stadyumlar, bu ilişkinin en açık ve en yoğun hissedildiği yapılar arasında yer alıyor. On binlerce insanın aynı anda bağırdığı, sustuğu ya da nefesini tuttuğu bu mekanlarda ses, kaçınılmaz biçimde mimarinin merkezine yerleşiyor. Tribün eğimleri, seyirci ile saha arasındaki mesafe, çatı örtülerinin açıklık oranları ve kullanılan malzemelerin yansıtıcılığı; sesin yapı içinde nasıl davrandığını belirleyen temel tasarım kararları olarak öne çıkıyor. Bu kararlar bilinçli biçimde alındığında, ses kontrol altına alınmış bir gürültüye değil, kolektif deneyimi güçlendiren bir mimari araca dönüşüyor. Bu nedenle stadyum mimarisinde ses, sonradan çözülen teknik bir detay ya da ikincil bir konfor başlığı olarak değil; taşıyıcı sistem ya da kabuk kadar belirleyici, strüktürel bir eleman olarak ele alınıyor. Aşağıda incelenen stadyum örnekleri, sesin mimari formla birlikte düşünülerek nasıl yönlendirildiğini, yoğunlaştırıldığını ve kolektif atmosferin tasarım kararlarının doğrudan bir sonucu olarak nasıl üretildiğini ortaya koyuyor. Mekansal hafızada kalıcı olan unsur ise çoğu zaman aynı soruya geri dönüyor: O yapının sesi nasıldı?


Kaynaklar

  • Peter Zumthor, Atmospheres – Architectural Environments, Surrounding Objects, s.28–32, Birkhäuser, 2006.
  • Populous, “Make it Loud: Designing for Atmosphere at New Tottenham Hotspur Stadium”, 31 Mayıs 2019.
  • Jack Austin, “Tottenham’s new 61,000-seater stadium engineered to make chants sound louder”, The Independent, 24 Ocak 2017.
  • OFIS Architects, “Football Stadium Arena Borisov”, ArchDaily, 12 Kasım 2014.
  • Tony Manfred, “Why The Seahawks Stadium Is So Loud”, Business Insider, 14 Ocak 2014.
  • Nasser Al-Nuaimi & Hilal Al-Kuwari, “World Cup Qatar stadiums inspired by Middle East aesthetic”, Civil Engineering Magazine (ASCE), Kasım 2023.
  • Patrick Lynch, “A Modular, Demountable Stadium Built From Shipping Containers…”, ArchDaily, 28 Kasım 2017.
  • Joanna C., “National Stadium (2009 World Game Main Stadium)”, Taiwan Green Trade blogu, 22 Ocak 2014.

Tottenham Hotspur Stadyumu

Proje Yeri
Londra, Birleşik Krallık

Tasarım
Populous

Fotoğraflar
Hufton + Crow / Jack Hobhouse

Populous tarafından Londra’da tasarlanan ve 2019’da tamamlanan Tottenham Hotspur Stadyumu’nda ses, sonradan kontrol altına alınan bir sorun olarak değil, tasarımın en başında ele alınan temel bir mekansal karar olarak öne çıkıyor. Özellikle 17.500 kişilik tek katmanlı güney tribünü, Avrupa’nın en büyük tek parça tribünlerinden biri olarak taraftar sesini bir araya toplayan güçlü bir “ses duvarı” etkisi yaratıyor. Yaklaşık 35°’ye ulaşan dik tribün eğimi ve seyircilerin sahaya fiziksel olarak çok yakın konumlanması, sesin dağılmadan, yönlü ve yoğun biçimde yayılmasını sağlıyor. Çatı altına yerleştirilen yansıtıcı yüzeyler, tezahüratların üst hacimde kaybolmasını engelleyerek sesi yeniden tribünlere taşıyor. Burada akustik etki elektronik sistemlerle artırılmıyor; mimari formun kendisi ve yüzeylerin fiziksel karakteri sesin taşıyıcısı olarak çalışıyor. Ortaya çıkan atmosfer, sesin mimariyle birlikte hareket ettiği, bedensel olarak hissedilen bir mekansal deneyim sunuyor.

Borisov Arena

Proje Yeri
Borisov, Belarus

Tasarım
OFIS Architects

Fotoğraflar
Thommas Gregoric

OFIS Architects tarafından Belarus’un Borisov kentinde tasarlanan ve 2014’te tamamlanan Borisov Arena’da ses, mekan içinde serbestçe dolaşan bir etki olmaktan çok, mimari form tarafından bilinçli biçimde tutulan ve yönlendirilen bir unsur olarak hissediliyor. Tamamen oval planlı ve kompakt kütlesi, sesi dışarı bırakmak yerine iç mekanda toplamaya odaklanan bütüncül bir kabuk gibi çalışıyor. Tribünler ile çatı örtüsünün süreklilik gösteren bu tekil formu, tezahüratların yapı dışına kaçmasını sınırlandırırken, oval geometrinin sağladığı denge sayesinde yankı belirli bir noktada yoğunlaşmıyor. Bunun yerine ses, tüm tribünlere dengeli biçimde yayılıyor ve seyircilerle oyuncular arasında paylaşılan ortak bir işitsel alan oluşuyor. Dışarıdan bakıldığında çevresiyle sakin bir ilişki kuran yapı, iç mekanda güçlü ve kuşatıcı bir akustik atmosfer yaratıyor. Bu noktada mimari form, sesi yalnızca taşıyan bir kabuk olmaktan çıkarak onu doğrudan biçimlendiren aktif bir eleman gibi davranıyor.

Stadyum 974

Proje Yeri
Doha, Katar

Tasarım
Fenwick Iribarren Architects

Fotoğraflar
AMA Sports Photo Agency

Doha’da Fenwick Iribarren Architects imzasıyla 2021’de hayata geçirilen Stadyum 974, geri dönüştürülmüş konteyner modüllerden oluşan sökülebilir strüktürüyle, stadyumun kalıcı ve ağır bir yapı olmak zorunda olmadığı fikrini baştan ortaya koyuyor. Geçici yapısına ve açık cepheli karakterine rağmen, tribünlerin sahaya olan yakınlığı ve modüllerin sıkı, tekrar eden yerleşimi sayesinde sesin dağılmadan hissedildiği yoğun bir atmosfer üretiyor. Burada akustik etki, geleneksel stadyumlarda olduğu gibi kapalı bir kabukla değil; mekansal yakınlık, modüler ritim ve kütlelerin tekrarı aracılığıyla sağlanıyor. Yapının düşük karbon ayak izi, sökülüp başka bir yerde yeniden kurulabilmesi ve malzemelerin ikinci bir yaşam döngüsüne açık olması, onu çevresel açıdan güçlü bir prototipe dönüştürüyor. Ancak stadyumun asıl başarısı, bu geçici ve minimal yapı karakterine rağmen, taraftar sesini kolektif bir deneyime dönüştürebilen güçlü bir atmosfer yaratabilmesinde  yatıyor. Bu durum, sesin yalnızca kalıcı ve ağır strüktürlerle değil, doğru mekansal ilişkiler ve bilinçli tasarım kararlarıyla da etkili biçimde “inşa edilebileceğini” açıkça ortaya koyuyor.

Kaohsiung Ulusal Stadyumu

Proje Yeri
Kaohsiung, Tayvan

Tasarım
Toyo Ito & Associates

Fotoğraflar
FuTsu Construction

2009 yılında Tayvan’ın Kaohsiung kentinde Toyo Ito & Associates tarafından tasarlanan Kaohsiung Ulusal Stadyumu, ses ve çevresel duyarlılığı mimari formun ayrılmaz parçaları olarak birlikte ele alıyor. 55 bin kapasiteli yapı, güneş enerjisiyle kendi elektriğinin büyük bölümünü üreten dünyanın ilk güneş panelli stadyumu olarak öne çıkıyor. Ejderha figüründen esinlenen kıvrımlı ve açık uçlu halka biçimindeki tribün yerleşimi, tropikal iklimde doğal esintiyi içeri alan yarı açık bir mekan oluşturuyor; bu sayede seyirciler yaz aylarında dahi mekanik soğutmaya ihtiyaç duymadan konforlu bir ortamda bulunuyor. Uzatılmış eğrisel çatı, geleneksel “kase” formunu çağrıştıran geometrisiyle seyirci sesinin tribünlerden yansıyıp stat içinde kalmasına yardımcı oluyor. Geniş çatı kanopisi, 8.844 fotovoltaik panelle tribünlerin yaklaşık %80’ine gölge sağlarken yağmur suyunu toplayan yapısal bir omurga olarak çalışıyor. Ortaya çıkan Kaohsiung Ulusal Stadyumu, mimari form, iklimsel konfor ve kolektif ses deneyiminin tek bir bütün halinde üretilebileceğini ortaya koyuyor.

Japonya Ulusal Stadyumu

Proje Yeri
Tokyo, Japonya

Tasarım
Kengo Kuma & Associates

Fotoğraflar
Japan Sport Council

Kengo Kuma & Associates’in geliştirdiği ve Tokyo’da 2019 yılında tamamlanan 68.000 kişilik Ulusal Stadyum, geleneksel Japon mimarisine özgü saçak tipolojisini çağdaş ölçekte yeniden yorumlayarak, insanla doğrudan ilişki kuran bir atmosfer üretiyor. Kengo Kuma’nın tasarımında üç kademe halinde üst üste dizilen geniş saçaklar, yalnızca iklimsel konfor sağlayan elemanlar değil mekanın ritmini belirleyen yatay katmanlar olarak çalışıyor. Yaz güneşini kesip rüzgarı tribünlere yönlendiren bu “rüzgar saçakları”, izleyicinin mekanı yalnızca görsel değil, bedensel olarak da algılamasını sağlıyor. Tribünleri çevreleyen çok katmanlı strüktür, kalabalığın tek bir kütle gibi algılanmasını engelleyerek, büyük stadyum hacmini daha okunabilir ve sakin parçalara ayırıyor. Bu ritmik kurgu, sesin sert biçimde yankılanmasını bastırmak yerine, mekan içinde dengeli ve kapsayıcı bir işitsel ortam oluşturuyor. Stadyum, çevresindeki Meiji Jingu ormanıyla kurduğu bu ölçekli ve ritmik ilişki sayesinde, büyük kalabalıklar içinde dahi seyirciye huzurlu, sakin ve neredeyse ruhani bir atmosfer sunuyor; modern bir stadyumda gürültünün değil, kontrollü bir yoğunluğun da güçlü bir deneyim üretebileceğini gösteriyor.

Pekin Ulusal Stadyumu, Pekin

Proje Yeri
Pekin, Çin

Tasarım
Herzog & de Meuron

Fotoğraflar
Iwan Baan

Herzog & de Meuron tarafından Pekin’de tasarlanan ve 2008 yılında Yaz Olimpiyatları için inşa edilen Pekin Ulusal Stadyumu, içindeki oval tribün kütlesini saran ikonik “Kuş Yuvası” formuyla, yapıya daha uzaktan itibaren güçlü bir mekansal varlık kazandırıyor. Cephe ile taşıyıcı sistemin bir ve aynı olduğu çelik örgü strüktür, uzaktan net ve okunabilir bir silüet oluştururken, yaklaştıkça yoğunlaşan karmaşık dokusuyla izleyiciyi fiziksel olarak kuşatan bir deneyim üretiyor. Tribünleri çevreleyen yaklaşık 12 metre derinliğindeki galeriler, doğal havalandırmaya açık dolaşım alanları olarak çalışır; bu sürekli halka, stadyumu yalnızca maç anlarında değil, gündelik kullanımda da yaşayan bir kentsel mekana dönüştürüyor. Örtü strüktüründeki yarı saydam ETFE yastıklar ve tavandaki PTFE akustik membran, seyirci uğultusunun yankılanarak tekrar tribünlere yönelmesini sağlıyor; böylece büyük hacme rağmen ses dağılmaz, coşkulu atmosfer korunuyor. Heybetli ölçeğine karşın davetkar bir iç mekan üreten bu yapı, ses, form ve dolaşımın birlikte çalıştığı bir organizma gibi davranarak kolektif deneyimi mekansal olarak yoğunlaştırıyor ve kamusal bellekte güçlü bir iz bırakıyor.