Skaftárstofa Ziyaretçi Merkezi
Künye
Mimari Tasarım
Arkís Architects
Proje Yeri
Kirkjubæjarklaustur, Güney İzlanda
İşveren
The State Construction Agency (İzlanda)
Toplam İnşaat Alanı
710 m²
Sürdürülebilirlik Sertifikası
BREEAM Certification
Fotoğraflar
Karl Vilhjálmsson
Arkís Architects tarafından bir yarışma kapsamında tasarlanan Vatnajökull Ulusal Parkı Ziyaretçi Merkezi Skaftárstofa, topoğrafya ile mimarlığı süreklilik içinde ele alarak yapıyı peyzajın doğal bir uzantısına dönüştürüyor.
İzlanda’nın güneyinde, Kirkjubæjarklaustur köyü yakınında konumlanan Vatnajökull Ulusal Parkı Ziyaretçi Merkezi, çevresiyle bütünleşmeyi amaçlayan bir mimari yaklaşım üzerine kurgulanmış. Arkís Architects tarafından tasarlanan yapı, Skaftárhreppur bölgesinin mimari mirasından beslenerek, topoğrafyanın tarihsel olarak yapılı çevreyle iç içe geçtiği bir geleneği çağdaş bir dille yeniden yorumlanmış.
Kültürel ve bilgilendirici bir odak noktası olarak ele alınan ziyaretçi merkezi, Vatnajökull Ulusal Parkı için bir sergi alanı olmanın ötesinde, Skaftárhreppur bölgesinin tamamına hizmet veren bir bilgi merkezi işlevi de üstleniyor. Yapının çatı yüzeyi, doğrudan araziden elde edilen çimle kaplanarak erişilebilir bir kamusal yüzeye dönüşüyor; bu çatı yolu ve seyir platformu, ziyaretçilere Öræfajökull buzulu ve İzlanda’nın en yüksek noktası olan Hvannadalshnúkur manzarasını deneyimleme imkanı sunuyor. Sönghóll tepesinin eğimli arazisine kısmen gömülen yapı, görsel etkisini azaltırken zeminle güçlü bir ilişki kuruyor. Servis ve destek alanları topoğrafya içine yerleştirilerek, yapı bağımsız bir nesne olmaktan çok peyzajın doğal bir uzantısı gibi algılanıyor. Geniş cam açıklıklar, iç mekanı çevredeki doğal manzarayla ilişkilendirerek iç ve dış arasındaki sürekliliği güçlendiriyor.
Proje, BREEAM sertifikasyon standartlarına uygun olarak tasarlanmış ve inşa edilmiş olup sürdürülebilirlik yaklaşımını merkezine alıyor. İç ve dış kaplamalarda yerel İzlanda ormanlarından elde edilen ahşap kullanılırken, ön döküm beton paneller, çim çatı sistemi ve doğal yağmur suyu yönetimi, yapının çevresel etkisini minimuma indirmiş. Malzeme seçimleri, düşük bakım gereksinimi ve doğal yaşlanmaya izin veren bir anlayışla yapılmış. 2024 yılının başında ziyarete açılan ziyaretçi merkezi; sergi alanları, yeme-içme mekanları, ofisler ve çevredeki yürüyüş rotalarıyla birlikte Vatnajökull Ulusal Parkı için güçlü bir giriş noktası oluşturmuş. Proje, çağdaş mimarlığın hassas doğal peyzajlarla nasıl uyumlu ve ölçülü bir ilişki kurabileceğini gösteren nitelikli bir örnek olarak öne çıkıyor.

























