Şehir Dedektifi: Çocukların Kente Dair Sözü

“Çocukların gelişimsel ihtiyaçları ve kentteki görünmez halleri özellikle afet gibi kriz dönemlerinde yaşadıkları koşulları ve kendilerini kırılganlaştırıyor. Ancak bu kırılganlık çocuğun hak sahibi bir birey olduğu gerçeğini değiştirmiyor…”

Şehir Dedektifi’nden Gizem Kıygı ve İpek Kay ile; Adıyaman’da çocuklarla birlikte hayata geçirdikleri ve UIA Altın Küp Özel Ödülü’ne değer görülen Perre Çocuk ve Kent Bienali’ni, afet sonrası kentlerde çocuk katılımının önemini ve çocukları kentin geleceğine söz söyleyen özneler olarak gören tasarım anlayışlarını konuştuk.

Ebru Şevli, Mimar.


EBRU ŞEVLİ Şehir Dedektifi’nin yolculuğundan bahsedebilir misiniz? Tek tek projelerin ötesinde, Şehir Dedektifi olarak asıl değiştirmek, etki etmek istediğiniz şey nedir? Nasıl bir şehir, nasıl bir gelecek hayal ediyorsunuz?

GİZEM KIYGI Şehir Dedektifi, çocuk dostu kentlerin oluşması için tasarımdan araştırmaya atölye çalışmalarından kapasite geliştirmeye uzanan geniş bir çalışma alanında üretimler yapan bir sivil toplum örgütü. Aynı zamanda bir persona, yaşadığı çevreye meraklı gözlerle bakan, mekansal potansiyellerden keyif alan, gördüğü sorunların çözümü için inisiyatif alan herkes. Çocukların özne olabildiği, kendi ihtiyaçlarını ifade edebildiği, ifade edilen ihtiyaçların somut mekanlara dönüşebildiği bir kent hayal ediyoruz. Şöyle örnekleyelim; 0-6 yaş aralığındaki çocuklar üzerinde yuvarlanabilecekleri oyun alanlarına erişebildiğinde, öğretim hayatlarına devam eden çocuklar toplu ulaşım araçlarını kullanarak okula, tiyatroya, sinemaya, maçlara güvenle gidip dönebildiklerinde, istedikleri aktivitelere katılabildiğinde ve farklı ölçeklerdeki mekan üretimlerinde daha fikir aşamasında söz sahibi olabildiklerinde misyonumuzu tamamlayacağız. Uzun bir yol gibi görünüyor ama fena bir aşamada değiliz.   

EŞ Perre Çocuk ve Kent Bienali’ni biraz anlatır mısınız? Bienal nasıl doğdu? Adıyaman’da çocuklarla birlikte aylara yayılan bu çalışmada neler yaptınız, sonunda ortaya nasıl bir iş çıktı?

GK Adıyaman 6 Şubat depremlerinden en çok etkilenen kentlerden biri ve depremden sonra çalışmalarımızı Adıyaman’da yoğunlaştırdık. Çocukların katılımıyla tasarladığımız Hayat Parkı’nı Fisa Çocuk Hakları Merkezi ve Adıyaman Belediyesi ortaklığında inşa ettik. Bu parkı, çocukların düzenli olarak kente dair fikir ürettiği ve tasarım ile mimarlık atölyeleri düzenlediğimiz bir katılım birimi olarak hayal ettik. 23 Nisan 2024’te Hayat Parkı’nın açılışında belediyeyle birlikte bu hayalimizi tüm kente yaymaya karar verdik. İKSV tarafından Avrupa Birliği desteğiyle yürütülen Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek hibe programına başvurmamızla bu hayaller ete kemiğe büründü.

İPEK KAY Projemizin omurgasını çocuklarla yedi ay boyunca yürüttüğümüz kent temalı atölyeler oluşturdu. Bu atölyelerde çocuklarla kent hakkı, kültürel miras, hareketlilik ve ekoloji gibi temalar etrafında bir araya geldik. Süper güçlü canavarlar, maketler, kolajlar, ses kayıtları ve stop-motion gibi farklı üretimler aracılığıyla çocuklar kentteki deneyimlerini, ihtiyaçlarını ve hayallerini aktardılar. Bu üretimler, Haziran 2025’te Adıyaman Kommagene Kültür Merkezi’nde gerçekleşen sergiyi oluşturdu. Projemizin çok paydaşlı bir kurgusu vardı. Atölyeleri yürüttüğümüz süreçte, Adıyaman Belediyesi’nin çocuklara yönelik katılımcı kültür politikaları oluşturmasını desteklemek amacıyla Eşitlik İçin Dayanışma Derneği, Mekanda Adalet Derneği ve ANAMED’in katılımıyla çalıştaylar düzenledik. Bienali çocukların sözünü kentle buluşturan katılımcı bir alan olarak kurguladık.

EŞ UIA Altın Küp Özel Ödülü’nü, bu ödülü Türkiye’den kazanan ilk projeyle aldınız. Aynı zamanda ödülün verildiği kategori de yeni. Bu ödül sizin için ne ifade ediyor?

İK Bu ödül, çocukların kente dair sözünün uluslararası ölçekte görülmesi ve duyulması açısından bizim için çok değerli. UIA Altın Küp Ödülleri, çocuklar ve gençler için mimarlık ve yapılı çevre eğitimini destekleyen etkili bir program. Bu yıl ilk kez savaş, doğal afet, iklim krizi gibi hem yerel hem de küresel etkileri olan acil meselelerle ilişkilenen projeler için “Special Award” kategorisi açıldı. Perre Çocuk ve Kent Bienali’nin bu kategoride ödül alması, afet sonrası kentlerde çocuk katılımının ne kadar hayati olduğunu gösteriyor. Türkiye’de bu ödülü alan ilk projenin yürütücü ekibi olmak çok gurur verici, ama en önemlisi Adıyamanlı çocukların yeniden inşa sürecindeki kentlerine dair hayallerinin, dile getirdikleri sorunların ve önerilerinin dünyada karşılık bulması. Umarız bu ödül Türkiye’de farklı kentlerde ve kırsal alanlarda çocuk katılımına odaklanan çalışmaların çoğalmasına katkı sunar.

SELEN AKÇALI (Ortaklaşa Proje Koordinatörü) Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) Altın Küp Özel Ödülü’nün Perre Çocuk ve Kent Bienali’ne verilmesinden büyük gurur duyuyoruz. Projenin mimarı Şehir Dedektifi Kent Çevre ve Sanat Derneği’ni, ortakları Adıyaman Belediyesi’ni ve tüm paydaşları tebrik ederiz. Bu ödül, çocukların üretimlerinin küresel ölçekte karşılık bulduğunu gösterirken, sivil toplum-yerel yönetim ortaklığının gücünü de gözler önüne seriyor. İKSV’nin Avrupa Birliği desteğiyle hayata geçirdiği Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı kapsamında, yerel kültürel işbirliklerinin gelişimine inancımız tam. Çocukları kent kültürünün merkezine alan bu değerli proje, programımızın savunduğu “adil iş birliği” anlayışının uluslararası başarıya ulaşan harika bir yansıması.

EŞ Çalışmalarınızda çocukları afetten etkilenen bireyler olarak değil, kentin geleceğine söz söyleyen özneler olarak görüyorsunuz. Bu bakış açısını biraz daha anlatabilir misiniz?

GK Kentsel nüfusun üçte birini çocuklar oluşturuyor. Buna rağmen çocuklar kentlerde en görünmez gruplardan biri. Hem çocukların gelişimsel ihtiyaçları hem kentteki görünmez halleri özellikle afet gibi kriz dönemlerinde yaşadıkları koşulları ve kendilerini kırılganlaştırıyor. Ancak bu kırılganlık çocuğun hak sahibi bir birey olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Tam aksi aklımızda tutmamız gereken temel gerçeklerden biri bu. Yalnızca geleceğin kentlerini oluşturmak için değil, şimdi çocuk olarak yaratabilecekleri ve yararlanabilecekleri değişimler var. Yaşları ve gelişimleri doğrultusunda hazırlanmış alanlarda çocuklar kendilerini ilgilendiren her türlü karar, proje, uygulama üzerine fikirlerini ifade edebilirler. Bu ifade sözle, hareketle olur, bazen seslerle, resimlerle, maketlerle olur. Tasarım ve sanat çocukların iyi oluş halini desteklerken anlamlı katılımlarını sağlamak için de yaratıcı bir alan açıyor. Dünyada bu pratikler gittikçe yaygınlaşıyor. Çocuk katılımını mekan tasarımına, kent planlarına yansıtan uygulamalar da var. Biz de bu pratikleri Türkiye’de deniyoruz. Çocuklardan tasarımcılar olarak çok şey öğreniyoruz.

EŞ Çocuklarla çalışırken, bir yetişkinin gözünden kaçıp giden ne tür şeyleri fark ediyorsunuz? Çocukların şehre bakışı sizin işinize neler katıyor?

İK Çocuklarla çalışmak, onların perspektifinden dünyaya bakma şansı veriyor ve biz yetişkinler için olağanlaşıp görünmez olan pek çok ayrıntıya daha dikkatle ve merakla bakmamızı sağlıyor. Bir kaldırımın yüksekliği, bir parkta gölge olmaması, oyun elemanlarının yaz aylarında çok ısınması, yetişkin odaklı tasarımlar sebebiyle otobüs durağında beklemenin ya da otobüse binmenin çocuklar için nasıl zorlayıcı olabildiği… Bunların hepsi çocukların kentteki hareket özgürlüğünü, oyuna ve kültürel yaşama katılımını doğrudan etkiliyor. Çocuklar kenti yalnızca fiziksel yapılı çevreyle değil, sesleri, kokuları, renkleri, her gün yolda karşılaştıkları bitkiler ve hayvanlar gibi birlikte yaşadıkları canlılarla ve oyun ihtimalleriyle birlikte algılıyor. Bu yüzden çocuklarla çalışmak, bizim tasarım anlayışımızı yalnızca estetik ya da mekânsal açıdan değil, hak temelli ve katılımcı bir yerden de dönüştürüyor. Çocukların bakışı, küçük ölçekli gündelik deneyimlerin büyük kentsel politikalarla nasıl bağlantılı olduğunu görmemizi sağlıyor.

EŞ Bu ödülün ardından önünüzde ne var, bundan sonrası için nasıl bir yol çiziyorsunuz?

İK&GK Adıyaman’daki çalışmalarımız devam ediyor. Perre Çocuk ve Kent Bienali’nin ikincisini 2027’de düzenleyeceğiz. Bu ödülle birlikte uluslararası daha fazla kurum ve kuruluşla iş birliği ve ortak üretim olanaklarını artırmak istiyoruz.