Mailand-Strasse 28

Proje Yeri
Basel, İsviçre

Mimari Tasarım
Herzog & de Meuron

Sorumlu Ortaklar
Jacques Herzog, Pierre de Meuron, Santiago Espitia Berndt (sorumlu ortak)

Proje Direktörü
Alexander Stern

Proje Mimarı
Lucas Podzuweit

Statik Proje
Schnetzer Puskas International AG

Cephe Planlaması
Christoph Etter Fassadenplanungen

Sürdürülebilirlik Danışmanı
brücker+ernst gmbh

Ahşap Yüklenici
Zaugg AG

İşveren
JP Mailand AG, Basel

Toplam İnşaat Alanı
7.259 m² (zemin üstü: 5.907 m²; zemin altı: 1.352 m²)

Tamamlanma Tarihi
2025

Fotoğraflar
Maris Mezulis

Herzog & de Meuron tarafından tasarlanan Mailand-Strasse 28, ofisin Basel Dreispitz’teki yeni çalışma yapısı olarak ahşap ağırlıklı taşıyıcı sistemi ve sökülebilir katmanlardan kurulan yapısıyla 300’ü aşkın çalışanı tek çatı altında toplayan düşey bir kampüs kuruyor.

Herzog & de Meuron tarafından tasarlanan Mailand-Strasse 28, ofisin St. Johann semtindeki köklü Rheinschanze Kampüsü ile ölçek ve canlılık açısından karşılaştırılabilir bir yapı olarak 300’den fazla kişiyi bir araya getiriyor. Rheinschanze’de yıllar içinde yatay olarak gelişen organik büyümenin aksine Mailand-Strasse, düşey bir kampüsün nasıl kurgulanabileceği sorusuna yanıt arıyor: Tek ve bütüncül bir çok katlı yapı içinde ilham veren, ortak bir çalışma ortamı.

Yapı, Herzog & de Meuron’un 25 yılı aşkın süre önce geliştirdiği “Vision Dreispitz” konseptiyle doğrudan ilişkili. Basel’in eski antrepo bölgesini konut, eğitim ve kültür işlevleriyle karma kullanımlı canlı bir kent parçasına dönüştürmeyi öngören bu vizyon, o günden bu yana kentin güneye doğru gelişiminin temel bileşenlerinden biri olmuş. Jacques Herzog und Pierre de Meuron Kabinett’e yürüme mesafesindeki yapı; mahallenin dokusu ve endüstriyel geçmişiyle biçimleniyor. Alanı bir zamanlar Basel ana garına bağlayan eski demir yolu hatları boyunca konumlanan proje, endüstriyel çevrenin çizgisel yapısını ve ölçeğini sürdürüyor. Kütle, demir yolu makaslarının dar açılarıyla tanımlanan parselin geometrisini izliyor; beş katlı bir kaide, altında üç ek katın yer aldığı büyük bir beşik çatıya zemin oluşturuyor. Gölgelenme yönetmeliklerinin biçimlendirdiği bu siluet, yapıya karakteristik varlığını kazandırıyor.

Dışarıdan bakıldığında yapı önce tekrarlı ve rasyonel bir düzen sergiliyor. Cephe; pivot pencerelerden oluşan yatay bantlar ve komşu endüstri yapılarına gönderme yapan oluklu metal parapet panelleriyle kurgulanıyor. Özenle yerleştirilen müdahaleler bu düzenliliği kesintiye uğratıyor: kuzey uçtaki iç merdiven metal kaplı formunu dışarıya yansıtarak iki katı birbirine bağlıyor, cephedeki ek açıklıklar ise balkonlar ve loggialar oluşturuyor. Yapının içinde çift yükseklikli hacimler ve açık merdiven boşlukları katlar arasında görsel bağlantılar ve doğrudan ilişkiler kurarak iletişimi destekleyen düşey bir kampüs oluşturuyor.

Taşıyıcı sistem ağırlıklı olarak ahşap; bu tercih yapının gömülü karbon ayak izini önemli ölçüde azaltıyor. Beton yalnızca yapısal zorunluluğun olduğu yerlerde kullanılıyor: üç çekirdek, yangın duvarı ve bodrum katları. Kademeli hafriyat, beton ihtiyacını daha da düşürüyor. Kil tavan panellerine entegre edilen ısıtma-soğutma sistemi; doğal havalandırma ve çatı ile güney cephedeki fotovoltaik panellerle birlikte çalışıyor. Bu kurgu, ofis yapıları için SIA 390/1 standardına uygun düşük işletme enerjisi tüketimi sağlıyor; aynı standart yapım sürecindeki sera gazı salımları için de karşılanıyor. Tüm yapı katmanları sökülebilir biçimde tasarlandı; bileşenler birbirinden bağımsız olarak demonte edilip yeniden kullanılabiliyor ve genel bir malzeme döngüsünün parçası olarak kalıyor. Bu strateji cephede de okunuyor: içteki ahşap strüktür metalik bir dış kabukla korunurken görsel olarak algılanabilir kalıyor.

Mekansal konsept, H&dM’in kentin öbür ucundaki St. Johann kampüsünün zengin çeşitliliğinden besleniyor. St. Johann onlarca yıl içinde farklı yapı tiplerini kapsayarak gelişirken Mailand-Strasse benzer mekansal çeşitliliği hassas mimari müdahalelerle elde ediyor. Birbirine bağlanan üç çekirdek plan şemasını örgütlüyor ve yapı boyunca görsel bağlantılar kuruyor. Açık çalışma alanları, toplantı odaları, sessiz köşeler ve ortak bölgelerden oluşan karma ortamlar kattan kata değişiyor. Kuzeydeki karakteristik merdiven, çift yükseklikli kütüphane ve iki katlı iş birliği alanı gibi düşey öğeler yön bulmayı kolaylaştırıyor ve ekipler arasında alışverişi destekliyor; çatı terasları ve çıkmalar bu mekanları açık havaya taşıyor. Bodrumdaki geniş bisiklet parkı ve toplu taşıma bağlantılarına kolay erişim ise sürdürülebilir ulaşımı yapının gündelik yaşamının parçası kılıyor.