Ferdi Tayfur Müzesi ve Sanat Parkı
Künye
Mimari ve İç Mekan Tasarımı
Lungo Fucile Mimarlık
Mimari Proje Ekibi
Eylem Kırbaş Özdemir, Burak Örs, Deniz Ceren Taştekin, Emine Kır, Aziz Can Sevilmiş, Ceren Arıcan, Sibel Çalık
Peyzaj Projesi
Yeşil Peyzaj
İşveren
Sarıçam Belediyesi
Statik Proje
BKM Mühendislik
Mekanik Proje
ARF Mühendislik
Elektrik Projesi
Akkaya Mühendislik
Toplam İnşaat Alanı
1181 m²
Tamamlanma Tarihi
2025
Fotoğraflar
Egemen Karakaya
Lungo Fucile Mimarlık imzasını taşıyan Ferdi Tayfur Müzesi ve Sanat Parkı, sanatçının yaşam öyküsünden beslenen kurgusu, ışıkla tanımlanan müze kütlesi ve yeşil park omurgasıyla sanat, kamusal alan ve günlük yaşam arasında güçlü bir ilişki kuruyor.
Sarıçam’ın önemli giriş akslarından birinde konumlanan Ferdi Tayfur Müzesi ve Sanat Parkı kent için doğayla iç içe yeni bir çekim noktası haline gelmeyi hedefliyor. Sarıçam Belediyesi, Temmuz 2024’te mimari proje için Lungo Fucile Mimarlık ile iletişime geçti. Belediye açısından yaklaşık sekiz ay önce başlayan süreçte iş programı belirlenmiş, ön eskiz çalışmaları tamamlanmıştı. İlk aşamada Sarıçam’da yapımı süren millet bahçesi içinde konumlandırılması planlanan proje, daha sonra alınan bir kararla otoyol bağlantısına yakın, görünürlüğü yüksek yeni bir arsaya taşındı. Proje takviminin değiştirilememesi nedeniyle, tasarımın yalnızca iki ay gibi oldukça kısa bir sürede tamamlanması gerekti. Programın görece sade yapısı, bu sürede projelendirilmesini mümkün kıldı.
Yeni seçilen arsa, otoyol bağlantı yolunun tam ortasından geçtiği, düzensiz geometrili ve şehir planlamasında yeşil alan olarak tanımlanmış bir alan niteliği taşıyordu. Sergi alanı, açık hava müzesi, kütüphane, çocuk sanat atölyesi, kafe, sanatçı heykeli, çeşme, çocuk oyun alanı ve parkı kapsayan program için bu zorlayıcı durum, tasarımın ana omurgasına dönüştürüldü. Arsanın orta noktasından giriş zorunluluğu, mekansal kurgunun belirleyici unsuru haline geldi. Girişte, heykel ve süs havuzunu içeren bir meydan tasarlandı. Meydanın batı tarafına müze ve açık hava sineması, doğu tarafına ise kütüphane ve kafe yerleştirildi. Bu iki ana program, tüm alan boyunca uzanan lineer bir yeşil park aksı ile birbirine bağlandı. Böylece parkı günlük yaşamda kullanan kentliler ile müze ziyaretçileri, mekansal olarak ayrışırken aynı kamusal bütünlük içinde varlıklarını sürdürdü.
Ferdi Tayfur’un yaşam öyküsünde, başarının kolay elde edilmediği; yoğun emek, sebat ve fedakarlıklarla şekillendiği görülüyor. Bu anlatıdan hareketle müze yapısı özellikle üst kota taşındı. Ziyaretçilerin müzeye bir merdiven aracılığıyla ulaşması sağlanarak, bu yükselme hareketinin sanatçının yaşam mücadelesini simgeleyen bir deneyime dönüşmesi amaçlandı. Merdiven boyunca yerleştirilen tarih ve kısa metinlerle ziyaretçilerin, müze anlatısına adım adım hazırlanması hedeflendi. Merdivenin her iki yanında konumlandırılan ağaçlar sayesinde yapının yeşil doku içinde kısmen kaybolması hedeflendi. Bu ağaçlar, aynı zamanda sanatçının çiftçi kökenlerine gönderme yapan sembolik bir unsur olarak ele alındı. Üst kotta konumlanan müze yapısı, Ankara ve Osmaniye otoyolundan algılanabilir bir noktada yer alarak Sarıçam’ın giriş aksında güçlü bir siluet oluşturuyor. Konut yoğun bir çevrede konumlanan yapı, modern mimari diliyle çevresinden bilinçli bir biçimde ayrışıyor ve kentsel ölçekte bir referans noktası olmayı hedefliyor. Müze yapısı, bir mücevher gibi parıldayan bir “ışık kutusu” olarak kurgulandı. Sanatçının şarkıları ve filmlerinin hayranları için taşıdığı umut ve eşlik etme duygusu, mimari bir ifadeye dönüştürüldü. Cephede kullanılan polikarbon malzeme sayesinde yapı gündüzleri opak bir kütle olarak algılanırken, gece saatlerinde arkasına yerleştirilen aydınlatmalarla bir ışık kutusuna dönüşüyor. Beyaz cepheye kontrast oluşturması için zemin katta andezit doğal taş tercih edildi; taşlar, farklı derinliklerde döşenerek yüzeyde güçlü bir doku elde edildi. Üst kota taşınan bu “kutu”nun altında oluşan boşluk, açık hava sineması olarak değerlendirildi. Bu alanda herhangi bir kolon ya da duvar bulunmaması hedeflendiği için üst yapı tamamen çelik strüktürle tasarlandı. Zemin katta yer alan müze yönetimi ofisleri, depo ve ıslak hacimler ile batı ucundaki duvar, üst yapının taşıyıcı kaidesini oluşturdu. Kuzey – güney yönünde uzanan bu açık alan, yaz aylarında serin bir kamusal mekan olarak çalışıyor. Müze katından başlayan dolaşım, sakin bir rampa aracılığıyla meydan ve parkı izleyerek zemine ulaşıyor. Bu rampa, girişte konumlanan heykeli sarmalıyor; rampanın yüzeyine yerleştirilen film afişleriyle yapı ile sanatçının üretimleri arasında doğrudan bir bağ kuruluyor.
Doğu bölümde doğrusal bir yolun güneyine kütüphane ve kafe, kuzeyine ise yeşil alan yerleştirildi. Yeşil alanın merkezinde konumlanan çeşme, çocuk sanat atölyesiyle aynı aks üzerinde tasarlandı. Bu iki yapıda doğal kırmızı traverten kullanılarak alanın karakteri güçlendirildi. Peyzajda biri doğal dere, diğeri geometrik havuz olmak üzere iki farklı su elemanı kullanıldı; bu ikilik, sanatçının köy kökeni ile kent yaşamı arasındaki geçişe gönderme yapıyor. Kafe ve kütüphane yapıları, basit geometrik formlarla tasarlandı. Cephelerde müze ile aynı malzemenin kullanılması planlanmış olsa da bütçe nedeniyle boyalı yüzeylere geçildi; bu karar, tamamlanan projede daha dengeli bir sonuç elde edilmesini sağladı. Her iki yapıda da yeşil çatı uygulaması gerçekleştirildi. Kütüphane, özel olarak bir müzik kütüphanesi olarak kurgulandı. Kendi enerjisini üreten, yağmur suyunu depolayan ve sürdürülebilirlik ilkelerini merkeze alan Ferdi Tayfur Müzesi ve Sanat Parkı, doğayla kurduğu ilişki ve kamusal kullanımıyla Sarıçam için yeni bir çekim noktası olmayı amaçlıyor.


















