Tatil Evi

Mimari Tasarım
OFFICE INAINN

Proje Yeri
Valldal, Norveç

İnşaat Alanı
127 m²

Tamamlanma Tarihi
Nisan 2025

Fotoğraflar 
ONI Studio

OFFICE INAINN tarafından tasarlanan Tatil Evi, araziyi düzleştirmeden topoğrafyayı izleyen hacim kurgusuyla manzaranın mimariyi yönlendirdiği, doğayla birlikte şekillenen bir yaşam deneyimi tanımlıyor.

Araziyi düzleştirmeden inşa edilen yamaç evi, manzaranın üzerine değil, onunla birlikte inşa etmenin ne anlama geldiğini yeniden tanımlıyor. Norveç’in dramatik batı kıyısında konumlanan ve OFFICE INAINN tarafından tasarlanan yeni özel konut, mimari ile doğa arasında sessiz ama güçlü bir diyalog kuruyor. Müşteriyle yakın iş birliği içinde tasarlanan ve Nisan 2025’te tamamlanan yapı, dik ve kayalık bir yamaç üzerinde, bir fiyordun yükseklerinde konumlanıyor ve burada inşa süreci her zaman araziyle bir müzakere gerektiriyor. Proje, araziye hükmetmek yerine, onu yönlendirici bir unsur olarak kabul ediyor; biçimini, yerel malzemeleri ve temel bir ilkeyi bu yaklaşımla şekillendiriyor: Manzaranın yol göstermesine izin veriyor. Tasarım sürecinin en başından itibaren ekip, dik ve kayalık araziyi düzleştirmemeyi tercih ediyor ve alanın karakterini yeniden şekillendirmek yerine koruyor. Bu karar, projenin tamamını belirleyen temel yaklaşımı oluşturuyor. Birbirine hafifçe kaydırılmış iki hacim, yamacın eğimini takip ediyor; yüksekliklerde doğal farklılıklar yaratıyor, ışığı yönlendiriyor ve ek istinat duvarlarına olan ihtiyacı ortadan kaldırıyor. Mekanlar, bu geometrik kurgu içinden doğal olarak ortaya çıkıyor ve yapı, inşa edilmiş olmaktan çok araziden büyüyerek çıkmış hissi veriyor.

Ziyaretçiler, kaya ile yapı arasında uzanan dar bir patika boyunca eve yaklaşıyor ve bu hareket iç mekanda yüksek, doğrusal bir koridor olarak devam ediyor. Bu rota, vahşi peyzajdan sıcak ve korunaklı iç mekana yumuşak bir geçiş sağlıyor. Ahşap yüzeylerden süzülen ışık, kıyı manzarasının değişken tonlarını iç mekana taşıyor ve sonunda manzara bir anda genişleyerek fiyordu tüm açıklığıyla karşılıyor. Her mekan, ağaçlara, araziye ve değişen ışık koşullarına yanıt vererek manzarayı farklı bir çerçeveden algılatıyor. Yapıda kullanılan malzemeler, ya yerel kaynaklardan seçiliyor ya da araziye aitmiş hissi uyandıracak şekilde belirleniyor. Sade, dokunsal ve sessiz bir karakter taşıyan bu malzemeler, dikkat çekmek yerine atmosferi güçlendirmeyi amaçlıyor. Tasarımcı Maksymilian, bu yaklaşımı “Manzaraya yeni bir şey eklemek istemiyoruz; onu sürdürmek istiyoruz” sözleriyle ifade ediyor.

Konut, bölgeyle güçlü bir bağ kuran bir müşteriyle yürütülen yakın iş birliği sonucunda şekilleniyor. Tasarım talebi oldukça yalın bir çerçeve çiziyor: Doğanın yönlendirmesine izin verilmesi. Bu yaklaşım, taşıyıcı sistemden en küçük detaya kadar tüm tasarım kararlarını etkiliyor ve yapıyı, bulunduğu yerle bütünleşen bir mimari deneyime dönüştürüyor.