ESCA

Proje Yeri
İzmir İstinye Park

Tasarım
URBANJOBS

İşveren
Osman Sezener, Enis Habif

Aydınlatma Tasarımı
LightinPlan

Ana Yüklenici
Ran Group

Tamamlanma Tarihi
2025

Toplam İnşaat Alanı
550 m2

Fotoğraflar
İbrahim Özbunar I 645studio

URBANJOBS tarafından, Akdeniz mimarisinin karakterinden, oran anlayışından ve mekan kurgusundan ilham alınarak tasarlanan ESCA’da malzeme, doku ve ışığın uyumuyla, duyusal katmanları titizlikle ele alan bir atmosfer oluşturulmuş.

Murat Dede liderliğindeki URBANJOBS, Michelin yıldızlı şef Osman Sezener’in yeni restoranı ESCA’nın tasarımını üstlenerek Akdeniz kültürünün sıcaklığını yansıtan bir projeyi hayata geçirdi. “Worldly Flavors, Mediterranean Heart” mottosuyla tasarlanan ESCA, Akdeniz’in samimi ve katmanlı yaşam biçimini çağdaş bir gastronomi mekanı deneyimiyle birleştiriyor. URBANJOBS, ESCA’da formun ötesine geçerek malzeme, doku ve ışığın uyumuyla mekanı kurgulayan, duyusal deneyimleri titizlikle ele alan bir atmosfer inşa etmeyi hedeflemiş.

ESCA’nın tasarım konsepti, Akdeniz mimarisinin mekansal karakterinden, oran anlayışından ve iç-dış mekan sürekliliğini önceleyen kurgusundan ilham alıyor. Bu yaklaşım, açık teras, iç salon ve servis alanları arasında akıcı bir ilişki kurarken, mekanın farklı kotlarındaki geçirgenlik hissini de güçlendiriyor. Akdeniz’e özgü açıklık, ışıkla kurulan denge ve doluluk-boşluk ilişkisi, çağdaş gastronomi mekanının işlevsel gereklilikleriyle bir araya getirilerek yeniden yorumlanmış. Böylece, biçimsel olarak amorf geometriye sahip bir plan içinde, Akdeniz’in mimari hafızasına gönderme yapan bütüncül bir mekansal kimlik oluşturulmuş. URBANJOBS’ın tasarım sürecinde karşılaştığı en büyük zorluk, birimin amorf geometrisi oldu. Bu durum, sirkülasyon çözümlerinin, servis ilişkilerinin ve kullanım alanlarının yeniden tanımlanmasını gerekli kılmış. Yangın merdiveninin bir üst kotta bulunması, iç bağlantı merdiveninin tasarlanmasını gerektirmiş. Bu merdiven, hem servis akışına hem de yangın güvenliği yönetmeliklerine uygun bir kaçış holü çözümüne entegre edilmiş. Tüm planlama, net alan kaybını en aza indirmeye odaklanarak gerçekleştirilmiş.

URBANJOBS; servis akışı, depolama ve lojistik ilişkileri kompakt ve verimli bir organizasyon anlayışıyla çözümlemiş. Kirli tabak akışı, bulaşık ve atık depolarına yönlendirilirken; soğuk ve kuru depolara servis asansörüyle doğrudan erişim sağlanmış. Düzensiz sınırlar içinde depolar, personel ve misafir tuvaletleri, ofis ve özel yemek odası gibi işlevler kontrollü bir dengeyle yerleştirilmiş. Tasarımın belirleyici kararı, barın planın merkezine konumlandırılması olarak öne çıkıyor. 360° kullanım kapasitesine sahip heykelsi bar, mekanın odak noktası ve sosyal etkileşimin kalbi olarak kurgulanmış. Mermer yüzey ve bronz detaylar ile tanımlanan bu eleman, mekansal sürekliliği güçlendirirken ESCA’nın hafızasında kalıcı bir iz bırakıyor. Başlangıçta açık teras olarak öngörülen ana yemek salonu, malzeme seçimi ve aydınlatma stratejileriyle iç mekan nitelikleri kazanmış. URBANJOBS tasarımı ESCA; dokulu ahşap paneller, traverten zemin, toprak tonlarındaki mobilyalar ve özenle seçilmiş tekstiller ile restoranın gündüz ve gece farklı atmosferler üretmesini sağlıyor. Tropikal bitkiler, İzmir’in kıyı iklimine ve Akdeniz’in doğasına referans veren bir peyzaj katmanı oluşturuyor.

Özel yemek odası, dramatik duvar resmi ve yoğun ışık kurgusuyla daha teatral, kontrollü bir deneyim sunarken; tamamen açık hava terası, Akdeniz’e özgü sosyalliği ve geçirgenliği mekana taşıyor. Aydınlatma tasarımı, restoranın en güçlü araçlarından biri olarak öne çıkıyor. Gün ışığı saçaklardan süzülerek mekanı hareketlendirirken, akşam saatlerinde gizli aydınlatmaların sıcak ışıltısı mekanı dönüştürüyor. Böylece ESCA, günün farklı zamanlarında değişen dinamik bir deneyim sunuyor.

URBANJOBS tasarımlı ESCA, karmaşık plan tipolojisi içinde geliştirilen bir mekansal organizasyon olarak; merkezi barı, dengeli sirkülasyon çözümleri ve malzeme-ışık birlikteliği ile tanımlanıyor. URBANJOBS, tasarım kısıtlarını mekansal kimlik unsurlarına dönüştürerek iç ve dış mekan arasındaki sınırları silikleştiren, sosyal etkileşimi odağa alan bir tasarım pratiği ortaya koyuyor.