Şehircilik ve Mimarlığın Kucaklaşması Bir Tasarım Ortaklığıdır
Mehmet Çubuk, Prof. Dr.
Ön Açıklama
Hayli zamandır bu sayfamda yayınlanan yazılarımın konularını, aktif akademik yaşamımı dolduran, mücadelesini verdiğim, emeklilik yaşamımda da peşinden gittiğim, şehircilik bağlamında hedeflediğim esaslarda ele alıyorum. Son yıllarda mimarinin ve kentsel tasarımın, insanların refahını artırdığı ve insanın geleceği ve yaşayacağı kentler için önem taşıdığına ilişkin görüşler, giderek üzerinde çokça durulan konular olarak görülmektedir*.
Bu hedeflerde sorgulamalar, ergin yaşımda hala beni meşgul ediyor. Diğer yandan özendirici yayınıyla YAPI Dergisi’nin; kent, kentsel içerik, kentsel üretim, mimarlık ve sanat alanında ilgi duyanlara, profesyonellere, öğrencilere; proje uygulama, düşünce, yorum, eleştiri ve değerlendirmelerle doyurucu bilgi yolu açan yaklaşımına, biraz da yaşam alanlarımızda ve koşullarında şehircilik ve mimarlık arasındaki ilişkileri kurcalamak, yeni araçlar, mekanizmalar ve çözümlere ilişkin hususlarda söz etmek istiyorum. Bu da konu belirlememde etkili oluyor. Bu yazının konusu bu çerçevede belirlendi. YAPI Dergisi’nin 498. sayısında yayımlanan “Değişimlerin İzinde Kentsel Düzenleme Araçlarının Tasarım Odaklı Bütünleşmesi” başlıklı yazımda sözünü ettiğim, mimarlığın kente dönüşüne dikkat çekmek istedim. Hemen belirtmeliyim ki bu yazıda, genelde konut yerleşmelerinde kentsel tasarım projelerinin, nitelikli mimari ürününün kentsel kılınmasına ne derece yol açtığına bakmaya çalıştım. Konut yerleşmeleri dışında, özel nitelik taşıyan kültür, sanat, sağlık, eğitim, ofis, alışveriş merkezi, tanıtım, yönetim ve ulusal değerleri sembolize eden prestijli simge yapıların ve özel amaçlı kullanım alanlarındaki projelerin mimari tasarımı, bu yazının konusu dışında kalmaktadır. Ama yine de belirteyim ki ister yarışmayla ister doğrudan üretilmiş proje olsun, bu özellikli mimari ürünler de planlama ve tasarım bütünlüğü yönünden içinde yer aldıkları kentsel ve mimari düzen ilişkilerini yönlendiren kentsel tasarım projesinin belirleyeceği esaslara dayanmalıdır.
Yazımda da önceki yayınlarımdan geri bakışlarla, potpori nitelikli anımsatıcı bir derleme üzerinden konuya yaklaşmaya çalıştım.
Şehircilik ve Mimarlık Kucaklaşmalıdır
1960’lı yılların sonu ve 1970’li yıllar boyu sürdürülen, Akademi içinde ve dışında yankı bulan, “DGSA-Akademi Şehircilik Hareketi” içinde mimarlık ve şehircilik ilişkisinin yeniden kurulması bağlamında ‘Kentsel Tasarımın Tanınması ve Meşrulaşması” mücadelemize öğrenci olarak tanıklık eden, sonra meslek erbabı olarak destekleyen, mimarlık temelinde yerel kimlik, çevre ve koruma politikaları bağlamında uğraş veren merhum Oktay Ekinci, aldığı şehircilik eğitimi etkisinde dile getirdiği “Mimarlık ve Şehircilik Kucaklaşması” ifadesini 2000 yılında kaleme aldığı bir yazı-yorumda şöyle açıklamıştır (1): “Bizler Akademi’nin mimarlık bölümündeki eğitimimizin, son dönemlerinde Mehmet Çubuk’a bakarak şehircilikle tanışırken, mimarlıkla planlamanın birbirini nasıl kucakladıkları gerçeğini, tasarım ortaklığı bilinciyle kavrayan bir kuşak olmanın da ilk heyecanını paylaştık.”
“Mimarın kenti, çevreyi, kültürel ve doğal verileri gözetmeden tasarım yapamayacağını, şehircinin de korunacak ya da yeniden yaratılacak mekanların kent mimarisiyle ilişkisini doğru ve uyumlu olarak kurmadan plan üretemeyeceğini ve bu bilimsel sosyolojik, kültürel ve evrensel gerçeğin, yani mimarlık ve şehircilik kucaklaşmazsa, ne mimarlığın ne de şehirciliğin insana ve topluma doğruları taşıyamayacağı gerçeğinin, Türkiye’de sistemli bir politikayla dolaylı ya da dolaysız dışlandığı bir süreçte, buna karşı mutlaka bir çare bulma sorumluluğu gözetileceğini anlamıştık (2).”
Bu açıklamalar aynı zamanda, Oktay’ın öznel ve gerçeklik içinde şehirciliğe fikirsel yaklaşımını göstermektedir.
Daha Çok Şehircilik, Daha Çok Mimarlık Hedeflenmelidir
Akademik yaşamım boyunca hedeflediğim, uğraştığım, yaymaya çalıştığım düşünce, yorum ve önerilerimin derlendiği bir ürün olarak 2018 yılında yayımlanan “İnandığım Şehircilik” kitabımın içeriğinde, “Yakın Dönemde Şehirciliğimiz Üzerine Sentetik Yaklaşımlar” başlığı altında yazdıklarımı şöyle sonuçlandırmıştım (3): “…Reform niteliği taşıyan şehircilik düzenlemeleriyle yeni yasal araçlar araştırılmalıdır. Böylece doğal kaynaklar, mevcut potansiyeline duyarlı olarak geliştirilmeli, kırsal varlık, kırsal miras olarak korunmalı, planlarda ulusal çıkarları gözeten uyum sağlanmalı, kentsel kalite yükseltmede egemen bir durum yaratılmalı, kentsel tasarım disiplini planlama sistemimizin merkezine konulmalıdır. Kentlerimizde toplumsal bütünleşme, dayanışma, demokratikleşme ve yenileme koşulları yaratacak insan odaklı politikalar üretilmelidir. Bu saptamalardan şu önemli mesajlar çıkmaktadır: Daha çok şehircilik, daha çok mimarlık, daha çok demokrasi kuralları ve toplumda daha etkin sahiplenme duygusu yaratılmalıdır (4).”
Mimari Ürün, İçinde Yer aldığı Çevreyle Uyumlanmalıdır
Aynı kitabın, “Kentsel Projeler ve Mimari ürün Üzerine Düşünceler, Görüşler” alt başlığı altında da şu açıklamaları yapmıştım: “…Son yirmi yıldır halkın özlem duyduğu hizmetler, yüzeysel şekilde gerçekleştirilerek, gerçek gelişme gibi algılatan çalışmalarla, kentlere makyajlar yapılmaktadır. Uygulamalar çoğunlukla şehircilik kurallarını önemsemeden, ekonomik büyümeye endeksli olmaktadır. Büyük kentlerimizde, anlaşmalı şehircilik olarak yorumlanabilecek imar uygulamaları, son döneme damga vurmuştur. Büyük kentlerimizin büyük kentsel projeler olarak, paket projelerle büyümesi yolu açılmıştır. Bu projeler kentsel tasarım projeleri olarak nitelendirilmekte olup, aralarında bütünlük olmayan ve bir sistem de kurulamayan, kent içinde yüzen projeler olarak dikkat çekmektedir.”
“…Şehirciliğimize ilişkin bu gelişmeler içinde mimarlık ve mimari ürün konusu daha da önem kazanmaktadır. Mimarlık ürünü, şehircilik faaliyetlerinin sonuç ürünü olarak ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla mimarlık, içinde yer aldığı çevreyle bütünleşmeli, uyum sağlamalıdır. Çevrede var olan kültürel, toplumsal oluşumlarla etkileşmeli, kentsel kılınmalıdır.”
“…Mimari ürün tek başına ele alınmamalıdır. Onu oluşturan olgular vardır. Dolayısıyla bölge ölçeğinden kent ölçeğine ve bu ölçekten mimari ölçeğe geçebilmek için, bu ürünü yönlendirecek ve onu kentsel kılmaya yardım edecek bir ara disipline gereksinim vardır ve bu, kentsel tasarım disiplinidir. Uygulama aracı da rehberlerdir. Dolayısıyla mimari ürün, bu oluşum süreci içinde değerlendirilmeli, tanımlanmalıdır… (5)”
YAPI Dergisi’nin 487. sayısında yayımlanan yazımda da mimarlıkla ilgili şu hususları açıklamıştım: “…Yaşam kolaylıkları ve yaşanabilirlik koşulları belirlenmesinde Kentsel Tasarım Rehberleri planlama ile tasarım arasında geliştirici bağın kurulmasına yardımcı olmaktadır. Uygulama alanı için getirilen kararlarla, estetik dahil temel nitelikleri ve özellikleri dikkate alan ussal ve sezgisel yönleriyle yaratıcı bilgi mekansallaştırılarak, üst düzeyde bütünleşme sağlayan mimari ürünün ortaya çıkmasına zemin hazırlanmaktadır…”
“…Mimarlık, kenti değiştirme ve kültür değerlerimizi koruma ve dayanıklı bir toplum oluşturma gücüne sahiptir ve kentsel gelişmenin, günlük yaşam koşullarının iyileştirilmesinde önem taşımaktadır. O halde mimari ürün, içinde yer aldığı çevreyle bütünleşmeli, uyumlaşmalı ve o çevrede var olan kültürel ve toplumsal oluşumlarla etkileşmelidir. Bu açıklamalar, kentlerin mimarlığın üretim alanı olduğunu göstermektedir. Ve bu kentlerin şekillendirilmesinde mimarlara düşen sorumluluğun da önemini de belirtmektedir. Yazık ki, bütünleşme bağlamında kent planlamada kentsel tasarım, gerçeklik içinde öznel yönüyle ele alınamamış, mimari ürünün çevresiyle bütünleşmesi de sınırlı kalmış ve uygulama koşullarında, bu bütünleşmeyi geliştirici bağ kurulamamıştır (6).”
Mimarlığın Kente Dönüşü, Dengeli Kentsel ve Mimari Düzen içinde Sağlanmalıdır
Ülkemizde uygulamalarda (bazı olumlu örnekler görülse de), “mimarinin kentsel kılınması” koşullarının gereği şekilde oluştuğu söylenemez. Sadece İstanbul’da; Fikirtepe’de, Ambarlı, Esenyurt’ta, Kartal, Maltepe topoğrafyasında tepelere tırmanan yığılışma halinde yapılanmalar ve daha nice örnekler bunu kanıtlamaktadır. Sözde, kendi içinde çözüm getiren düzenlemeler olarak (!) kentsel dönüşüm projeleri ve uygulamaları ile riskli kentsel alanlarda (proje alanı) ya da (kentsel dönüşüm alanı) olarak, parsel bazında bina dönüşüm uygulamalarına bakıldığında, içinde yer aldıkları, çevre ile bütünleşemeyen bu projeler, adeta yan yana gelmiş maketleri andırmaktadır. TOKİ’nin yurt genelinde toplu konut uygulamalarını da bu çerçevede değerlendirmek yanlış olmayacaktır. Oysa ülkemizde, şehircilik alanında proje ve uygulamalarla ilgili; mekansal planlar yönetmeliği, planlı alanlar yönetmeliği ve bünyede mimari estetik komisyonları, kentsel tasarım projelerine dair usul ve esaslar ve gereğinde kaydıyla tavsiye edilen kentsel tasarım projeleri değerlendirme komisyonları ve bakanlıkça örnek model oluşturulan kentsel tasarım rehberleri ve diğer yasal dokümanlar, yönetmelikler bulunmaktadır. Bu yasal dokümanların “Amaç” kısmında da fiziki, doğal, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, geliştirilmesi, yaşam kalitesinin yükseltilmesi, sürdürülebilir çevre şartlarına uygun yapılaşmaya ilişkin projelendirme ve denetleme esasları yer almaktadır (7). Ancak bütün bunlara rağmen, kentsel tasarım projelerinin gereği şekilde kentsel düzen ve mimari düzen ilişkisini kuramadığı, dolayısıyla mimari ürünün gereği şekilde kentsel kılınamadığı görülmektedir. Çünkü, bu projelerin hazırlanması ve özellikle uygulama aşamalarında, içinde yer aldığı çevre ile ilişkilerin kurulmasını kontrol eden bir sistem ya da mekanizma bulunmamaktadır ya da yetersiz kalmaktadır. Bir anlamda, kentsel tasarım yoluyla oluşturulacak kentsel düzen ve mimari düzen içinde mimarlığın kente dönüşü izlenememektedir. Yazık ki bu projeler, daha çok sermaye piyasasının tüketim kalıplarına hizmet etmektedir.
Yabancı ülke deneyimlerine bakıldığında; kentlerde yapılı çevrede mimarlık kentsel tasarım projeleri ile birlikte ele alınmaktadır. Mimari ürünler, binalar, elemanlar olarak, çevreleriyle ve peyzajlarla bütünlük içinde, birbiriyle ve çevreleriyle ilişkiler kurulmaktadır. Kamu alanları, özel alanlar, yeşil altyapı ve binalarla ilgili yapım ve kontrol kurallarını belirleyen “Kentsel Tasarım ve Mimarlık Kontrol Rehberleri” ile imar planlarında geliştirilen ilkeler ve vizyon ile de bağlantılı olarak mimari ürünün kentsel kılınmasına önemli katkı sağlamaktadır**.
Keza kimi ülke deneyimi olarak, kontrol amacıyla da uygulanan, “Genel Mimarlık Tasarımı Rehberleri” de kentsel tasarım proje ve uygulamalarıyla mimari ürünün kentsel kılınmasında önemli rol oynamakta, mimarinin kente geri dönmesini sağlayan yolu açmaktadır (8). Kuşkusuz burada şu soru akla gelmektedir: Yabancı ülke deneyimlerindeki gibi, ülkemizde de var olan benzeri yönetmeliklere rağmen, neden başarılı sonuçlar elde edilememektedir?
Öncelikle, Bir Şehircilik Çerçeve Yasası Yapılmalıdır
Ana neden esas olarak, mevcut şehircilik yaklaşımı ve sistemimizde aranmalıdır. Toplumsal dinamiklerle mevcut imar yasası tutarlı ve karşılıklı ilişki içinde değildir. Sık sık çıkarılan ve af getiren yasalar ülkemizin mülkiyet sistemini olumsuz etkilemiş, Anayasa’nın kamu yararı ve eşitlik ilkeleri zedelenmiştir. Başka bir neden de yasaların çoğunlukla prospektif bir yaklaşım olmadan baskı çevrelerine dönük hazırlanması olarak belirtilebilir (9). Dolayısıyla, gayrimenkulde yapılaşma yoğunluğuna bağlı doğal kaynakların bilinçsiz tüketimi, atmosferde emisyon gazı ve insanların günlük yaşamlarındaki ekonomik, sosyal ve kent demokrasisi sorunları ve keza planlama ve özellikle tasarım uygulamalarında merkezi ve yerel yönetimler arasında denetleme sorumluluğunun paylaşım sorunları, ilgili mevzuatın gözden geçirilmesini ve uygulamaların denetlenmesini gerektirmektedir. Ayrıca,son olarak kabul edilen iklim değişikliği yasasının, bu küresel soruna ülkemiz ölçeğinde yanıt verebilmesi için, şehircilik mevzuatımızın da gözden geçirilmesini gerektirmektedir. Yıllardır savuna geldiğim bir sav olarak, imar sistemimiz ve mevzuatımız değiştirilmeli ve ülke bütününde kaynakların korunması, kollanması, değerlendirilmesine yön verecek bir ele alışla, sürdürülebilirlik bağlamında ulusal çıkarları kollayan ussal bir “Şehircilik Çerçeve Yasası” yapılmalıdır (10).
Ne var ki, yıllardır yapılamayan bu yasa olmasa da mevcut koşullarda bir çözüm olarak, özellikle kentsel tasarım ve mimarlık proje ve uygulamalarıyla ilgili mevzuat ve yönetmelikler ve uygulamalar arasında tutarlılık gözden geçirilmeli ve uygulamalarının kontrol edilmesi sağlanmalıdır. Örneğin, bu bağlamda mevcut kentsel tasarım rehberleri formatı, yabancı örneklerde olduğu gibi, mimarlık kontrolünü içerecek şekilde, (yönetmelikte kurulması tavsiye edilen kentsel tasarım projelerinin değerlendirilmesi komisyonu yerine) kentsel tasarım ve mimari proje ve kontrol rehberi oluşturulmalıdır. Ayrıca, üniversitelerde yüksek lisans programı içinde, keşfedici yönelme sağlayacak, tasarım yoluyla araştırmalar yapacak bir “Mimarlık ve Kentsel Tasarım Programı” açılmalıdır. Bütün bu geri bakışlar ve durum, mimarlığın kente geri dönüşünün ve mimari ürünün kentsel kılınmasının sağlanması için, mimari tasarım ve kentsel tasarım uygulamaları bütünlük içinde denetlenmelidir. Böylece kentsel tasarım projeleri üzerinden vaat edilen fizik formun nitelikleri yanında, kentsel peyzaj ve doğal çevre ile yapılanma arasında ilişkiler kurulması yolu açılmalıdır. Ama her şeyden önce mimarlık, toplumun ve kentin geleceği için önemsenerek, uygulamalı bir disiplin olarak, kentin kültürel kimliği, kentsel peyzaj, çevre ve iklim değişikliğine ilişkin konularda ve siyasi sorunların da incelendiği, disiplinler arası niteliğiyle ele alınmalıdır.
Yazıyı Bitirirken
Derginin 498. sayısında sayfa komşum değerli Celal Abdi Güzer’in köşesinde yazdığı; “Mimarlık, bir yanda yeni yaşam biçimlerinin ve sorun önceliklerinin dayattığı esneklik ve ona bağlı dönüşümlere açık yapı çözümleri, öte yanda gelişen teknolojilerin dayattığı tipleşme zorlamaları ile karşı karşıya kalırken, geleneksel özgünlük, zamana direnme ve kalıcılık iddiasını korumaya çalışıyor.” ifadesine ve yine aynı sayıda değerli sayfa komşum Şengül Öymen Gür’ün yazısının sonuç sözünde yazdığı; “Mimari tasarım akılla yapılır, akıl tüm koşulları aynı anda değerlendiren çok değerli, çok boyutlu, bilgiler arası etkileşimli, derinde saklı bir yapıdır.” açıklamasına katılıyorum. Sözün özü; Miguel A. Medine’nin belirttiği gibi, insanların günlük yaşamlarında mimarlık ve şehirciliğin bir geleceği olduğuna inanıyorum (11).
Notlar
- TMMOB. Oktay Ekinci Anısına. TMMOB Yayını.
- Şehircilik Araştırmaları ve Eğitimini Destekleme Derneği ve Kentsel Tasarım Araştırmaları ve Eğitimini Destekleme Derneği. Mehmet Çubuk Kitabı: Dostları Mehmet Çubuk’u Anlatıyor. İstanbul: Ortak Yayın, 2003.
- Çubuk, Mehmet. İnandığım Şehircilik: Yakın Dönemde Şehirciliğimiz Üzerine Bir Değerlendirme ve Şehircilik ile Kentsel Tasarım Üzerine Yazılar, Görüşler, Düşünceler, Yorumlar. İstanbul: Cinius Yayınları, 2018. Bkz. Birinci Kitapçık: “Yakın Dönem Şehirciliğimiz”.
- Çubuk, Mehmet. İnandığım Şehircilik (a.g.e.). Birinci Kitapçık: “Yakın Dönem Şehirciliğimiz”. “Yakın Dönemde Şehirciliğimiz Üzerine Sentetik Yaklaşımda Bir Değerlendirme/Deneme” başlığı altında: “Kentsel Uygarlık”, “Kent Demokrasisi ve Şehirciliği Sahiplenme”, “Toplumda Yarın Umudu Yaratılması”, “Kente Bakışta ve Kente Ait Üretimde Devletin Rolü Netleşmelidir.” s. 92–99.
- Çubuk, Mehmet. İnandığım Şehircilik (a.g.e.). İkinci Kitapçık: “Şehircilik ve Kentsel Tasarım Üzerine Yazılmış Yazılar / Y-XIV – Kentsel Projeler ve Mimari Ürün Üzerine Düşünceler-Görüşler (2012)”, s. 487.
- Çubuk, Mehmet. “Değişimlerin İzinde Kentsel Düzenleme Araçlarının Tasarım Odaklı Bütünleşmesi: Kent Planlama, Kentsel Tasarım, Mimari Tasarım Birlikteliği.” YAPI Dergisi, no. 498, “Penceremden” köşe yazısı.
- Mevzuat Bilgi Sistemi. “Yasal Düzenlemeler.” (Erişim: https://www.mevzuat.gov.tr)
- Clarington Municipality. General Architectural Design Guidelines. (Erişim: https://www.clarington.net)
- Çubuk, Mehmet. İmar Mevzuatından Şehirciliğe: Türk Şehirciliğine Sistematik Bir Yaklaşım Denemesi. İstanbul: Mimar Sinan Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Yayını, 1999.
- Çubuk, Mehmet. “Denetlenemeyen Şehirciliğimiz ve Toplumsal Beklentiler.” In Yakın Dönem Şehirciliğimiz Üzerine Bir Değerlendirme, Kesim VI: “O Halde Toplum, Şehirciliğimizden Neler Beklemektedir?”, s. 76. İstanbul: Cinius Yayınları, 2018.
- Medine, Miguel A. Return to Architecture of the City or About the Extinction of Urbanism. PDF dosyası.
*(udg.org.uk)
**Bu konuda şu kaynaklara bakılabilir:
- Town of Georgina. Urban Design and Architectural Control Guidelines: Keswick Secondary Plan. Kasım 2020.
- Town of Georgina. Urban Design and Architectural Control Guidelines. PDF dosyası. (Erişim: https://www.georgina.ca/page_assets)
- Town of Milton. Urban Design and Architectural Control Guidelines. PDF dosyası. (Erişim: https://www.milton.ca/sundi-of-homes)
- City of Hamilton. Urban Design and Architectural Control Guidelines. PDF dosyası. (Erişim: https://www.hamilton.ca/default/files)
- City of Vaughan. Urban Design and Architectural Control Guidelines. PDF dosyası. (Erişim: https://www.vaughan.ca/default/files)
- City of Richmond Hill, Planning and Building Services Department, Policy Planning Division. Heritage and Urban Design Architectural Control Guidelines: Terms of Reference. (Erişim: https://www.richmondhill.ca)


