Sabahlamak
Prof. Dr. Şengül Öymen Gür (1)
Karatepe, Aslantaş
Prof. Dr. Halet Çambel’in Adana Karatepe/Aslantaş’ta yaptığı uzun soluklu kazı ve bilimsel araştırmalar sonucunda Hitit hiyeroglifleri çözülmüş ve okunabilmiştir. Kendisi 1936 yılında ülkemizi Berlin Olimpiyatları’nda temsil eden ilk kadın sporcularımızdandır ve Hitler ile tanışmayı kabul etmeyen ender bir kişiliktir. Zorlu bir kadındır yani…
Nail Çakırhan, gençliği zindanlarda geçmiş bir gazeteci, şair, uluslararası ödüllü mimar ve restoratördür. “Yılın mimarı” ödülünü Oktay Ekinci’nin elinden aldığında (2), kimi diplomalı mimarlar çok yerindiler; ben ise, “Mies’in, Corbu’nun ve hatta Wright’ın da mimarlık mezuniyetleri söz konusu değildir ama mimarlıkta bir çağ açtılar”, dedim; sanırım, Mimarlık dergisindeki kısa bir yazımda. Gerisini, Çakırhan kadar bilgili, duyarlı, tarihe tutkun Y. Mimar Erol Doğan Bey’den aktarıyorum, yoksa ben ne bilecektim! Karatepe-Aslantaş açık hava müzesi, Osmaniye, Kadirli’ye bağlı bir ören yerimiz. MÖ 8. yüzyıla kadar uzanan Hitit İmparatorluğu’nun bir uç kalesi olan Osmaniye ili, Kadirli ilçesindeki Karatepe’de, ilk bilimsel araştırmalar ve kazılar 1946 yılında İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. H. Theodor Bossert başkanlığında bir ekip tarafından başlatılmış. O tarihten beri devam eden kazılar ve araştırmalar sonucu, isim benzerliklerinin önüne geçmek amacıyla kazı alanı “Karatepe-Aslantaş” olarak adlandırılmış.
Bu sit hem ülkemize hem de bilim dünyasına büyük bir değer katmıştır. Arkeoloji ve dilbilim açısından, kazı alanında ilk kez “yerinde koruma” önlemleri alınmış ve bulunan en uzun çift dilli yazıtlardan biri olan Azitawataya’nın seslenişinin çözümlenmesiyle, Anadolu Hiyeroglifleri (Luvi hiyeroglifi) okunabilmiştir. Böylece, yaklaşık 80 yıl boyunca dilbilimcilerin çözmeye çalıştığı bir bulmaca nihayet çözülmüştür. Bu yönüyle, “Karatepe-Aslantaş yazıtları, bilim dünyasında Mısır’daki Rosetta Taşı kadar önemli bir yere sahiptir.” (3).
Mimarlık ve özellikle kültür varlıklarının korunması konusunda kazı ekibinde bulunan genç bilim insanı Dr. Halet Çambel ise çok farklı bir bakış açısı ve yaklaşımla olguya yeni bir perspektif kazandırmıştır. Bu perspektifin ana çizgileri, en geniş anlamıyla, eserleri yerinde korumak ve bölgeyi, çevreyi sosyoekonomik olarak işin içine katmak olarak belirlenmiştir. Bu çok katmanlı proje sürecinde Dr. Çambel tüm bilgi ve becerilerini seferber ederek bugünkü Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi ve Ören Yerini yaratmıştır. Bu süreç aynı zamanda ülkemizde ilk brüt beton uygulamasının da yer aldığı Karatepe saçaklarını ve Kazı evini de yaratmıştır (Şekil 1).

Şekil 1. Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi ve Ören Yeri (Turgut Cansever Arşivi’nden).
Osmaniye-Karatepe yolu kısa, iki tarafı ağaçlı, zevkli bir yolculuktur. Yola çıkarken Castabala-Osmaniye Odeonu’nu (Resim 1) zaten gördüğünüzü varsayarsak, çeşitli yönlere baktığınızda, neredeyse tüm tepelerde İyonlardan kaldığı varsayılan kaleleri de göreceksiniz. Sonra bir sapaktan ver elini, Karatepe-Aslantaş. Dik bayırdan yukarı çıkarken içinizi bir heyecan kaplayacak (Resim 2).

Resim 1. Castabala-Osmaniye Odeonu.

Resim 2. Dik bayırdan çıkarken gördükleriniz keşif dürtünüzü iyice uyarmaya başlar!
Zirveye yaklaştığınızda olağanüstü bir su kaynağı sizi büyüleyecek (Resim 3).

Resim 3. Kent kuramcıları şöyle yazar: Su ve suyun dağıtım biçimi uygarlığın tarihidir (4).
Bu tarihi site yaklaşım biçimi 1950’lerde ütopik gibi gelebilecek bir koruma anlayışını yaşama geçirmiştir. Arkeolojik eserler yerinde ve bütüncül bir bakış açısıyla korunmuş, koruma elemanları eserlerle yarış içinde asla olmamıştır. Bu yaklaşımın bugün her koruma grubu, mimarı ve uzmanı tarafından tartışmasız bir şekilde onaylanan temel bir görüş olması beklenir. Gezi başlar, önce en değerli kaynaktan bilgiler alınır. Sonra TMMB-Osmaniye MİMOD temsilciliği başkanımız Halise Bilici ve Adana TMMB-MİMOD yönetimi onur kurulu başkanımız Serhat Altuner ile tartışmalar derinleşir.

Resim 4. Önce Erol Doğan’dan en değerli kaynaktan bilgiler alınır.

Resim 5. Osmaniye TMMB-MİMOD başkanımız Halise Bilici ve Adana TMMOB-MİMOD üyemiz Serhat Altuner ile tartışmalar derinleşir.
Karatepe-Aslantaş çalışmaları hayata geçirilinceye kadar Dr. Çambel süreci uluslararası düzeyde de zaten gündeme getirmiştir. Cesare Brandi, Franco Minissi, Turgut Cansever, Mustafa İnan ve Nail Çakırhan bu süreçte rol almışlardır. Bugün yerinde gördüğünüz çeşitli gereksinmelerden kaynaklı yeni yapılar Cansever, İnan ve Çakırhan’ın uygulamalarıdır. Bütün bu uygulamaların tek bir ortak özelliği bulunmaktadır: Doğaya, çevreye, kültür varlıklarına ve eserlere saygılı olmak ve hak ettikleri değeri vermek. Bunun dışında, merkezi ve yerel yönetim idari ve mali açıdan her türlü desteği sağlamıştır.
İşin diğer bir yanı olan sosyoekonomik boyutuna gelince, yerel halk bu sürecin dışında tutulmamış ve gelişmeleri için her türlü katkı sağlandığı gibi, sürecin sürdürülebilirliği de sağlanmıştır. Karatepe kilimleri bunun en somut örneğidir. Bu çalışmalara katkı verenler arasında Yaşar Kemal, Âşık Veysel, Ruhi Su ve Zeliha Berksoy ilk akla gelenlerdir. Sosyolojik araştırmalarda ise Korkut Boratav destek vermiştir. Karatepe-Aslantaş başarısı Prof. Dr. Halet Çambel’in 1946’dan başlayarak 2014 yılına kadar sürdürdüğü uzun soluklu araştırma ve çalışmalarının bir sonucudur.
Burada arkeolojik kalıntıların yanı sıra, 1960’larda mimar Turgut Cansever tarafından tasarlanıp inşa edilen bir kazı evi de bulunmaktadır. Bu yapı, mimari açıdan bir başyapıt olarak kabul edilmekte olup, Türkiye’de brüt betonun erken örneklerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Söz konusu yapı, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “kültür varlığı” olarak tescillenmiştir.
Kazılarda ortaya çıkarılan göreceli olarak küçük buluntuların sergilenmesi amacıyla, ana hisar yerleşiminin yakınında küçük ölçekli modern bir müze inşa edilmiş ve kamuya açılmıştır. Ziyaretçiler, alan için düzenlenmiş bir yol ve yaya aksı aracılığıyla buraya ulaşabilmektedir. Biz de öyle yaptık… Önce doğal taşları sevmeye başladım; bir kavanozum vardır, her gittiğim yerden taş toplarım… Tabii kaldırabileceğim boyutta olanları…

Resim 6. Önce taşları sevdim…

Resim 7. Ama artık işe koyulmalıydık…
İçeri girdim. Çünkü büyük mimar Turgut Cansever bir “içerisi” yaratmıştı. Duvar yoktu; kapı yoktu, ama bir içerisi vardı! Her şeyi okumak istedim. Ama sahil çocuğu olduğum için önce geri dönüp suya baktım. Hititlerin de tıpkı Sümerler gibi suyun başını beklemek gibi bir alışkanlıkları vardı. Hocam, Bacon haklıydı (Resim 8). Ama önümde bir Mies van der Rohe duruyordu: beton kolonlar, ahşap kirişler (Resim 9). Ama eminim, Mies bunu hiç mi hiç denememişti.
İyi mimar sorgulamadan öğrenmez!

Resim 8. Sorgulamadan öğrenemeyiz!

Resim 9. Sorgulamadan öğrenemeyiz!
Küçükken ezbere dayalı derslerden hiç hoşlanmazdım. Bir gün anneme “Şu tarih dersini hiç sevmiyorum; hep ezber!” dedim. Çok güzel gözleriyle gözümün içine baktı: “Sorgula!” dedi. Ben de suya doğru bakarken tepemde tuhaf bir çıkıntı -düzen bozucu- bir şey gördüm. Sorguladım. Birkaç adım ilerleyip geri dönüp yukarı baktım… Bu bir çatı akarıydı ve eserlerin üstüne asla su akmayacaktı! Ne derlerse desinler, şu bizim Cansever, Mies’i çırak eder, usta oynardı, vallahi…

Resim 10. Cansever’in sırrı.
Yazıtları en son okudum (Resim 12), oradan ayrılmak istemediğimden olacak.

Resim 11. O da ne? Bir oluk…

Resim 12. Epitap benim deneyimimi özetliyordu.
Bu topyekün başarının da bir sırrı olmalıydı ama… İşte onu da dönerken öğrendim.
Şimdi gençler ne diyor bilmiyorum. Sabahlarlar mı bizim gibi, onu da bilmiyorum. Biz sabahlardık. Kimi zaman çizim masasının üzerinde başımız düşüp uyuyakaldığımız da olurdu. Hatalarımızı jiletle kazırdık. Ne de çabuk bozulurdu 01 Rapido uçları.
Onlar sabahlamak için evlerini ta en başında yaptılar. Taş duvarlı bir ev gördüm sanki… (Resim 13, 14). Çakırhan & Çambel Evi olarak anılırmış. Burada yıllar yılı sabahlamışlar, besbelli! Hatta hiç uyuyakalmamışlar masalarında.

Resim 13. Taş duvarlı bir ev gördüm sanki…

Resim 14. Nail Çakırhan ve Halet Çambel Evi olarak anılıyor. Burada yıllarca sabahlamışlar. Besbelli…

Resim 15. Çakırhan-Çambel Evi.
Masalın Sonu
TMMOB Mimarlar Odası Adana Şubesi, Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi ve Ören Yeri’nin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınması için 2018 yılında başlattığı çalışmalarla ilk adımı atmıştır. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü sorumluluğunda, Prof. Dr. Aslı Özyar (Boğaziçi Üniversitesi) ve Doç. Dr. Zeynep Eres Özdoğan (İstanbul Teknik Üniversitesi)’nin çalışmaları ve Kadirli Eğitim ve Kültür Derneğinin katkılarıyla ve diğer paydaşların da desteğiyle yapılan girişimler sonucunda, söz konusu alan UNESCO’nun geçici listesine alınmıştır. Karatepe-Aslantaş’ın ana listeye alınması çalışmaları devam etmektedir.
Notlar
- Beykent Öğretim Üyesi ve CICA üyesi.
- Üzücüdür… Ama alamadı. Plaket kendisine takdim edilmeden önce Çakırhan yaşamını kaybetti.
- Erol Doğan, diyor.
- Edmund Bacon, Design of Cities (May 20, 1976) Penguin.


