Houses of Stealth
Künye
Proje Yeri
Tonglu, Hangzhou, Çin
Mimari Tasarım ve Yerleşim Planlaması
SpActrum
Baş Mimar
Yan Pan
Mimari Tasarım Ekibi
Yijie Zhang, Ning Guo, Yue Zhang, Jinyu Wan, Zhen Li, Yimeng Tang
Ön Tasarım
Shanghai Zhongsen Architecture & Engineering Design Consultants Co., Ltd.
Uygulama Projesi
China United Engineering Corporation Limited
Peyzaj Tasarımı
Zhejiang Andao Design (Ting Mao, Sihan Liu)
İç Mekan Tasarımı
Hangzhou Pan Tianshou Environmental Art Design Co., Ltd.
Yüklenici
Zhejiang Third Construction Group Co., Ltd.
İşveren
Tonglu Tourism Investment; Kaiyuan Cultural Tourism
Toplam İnşaat Alanı
705 m²
Tamamlanma Tarihi
Ocak 2026
Fotoğraflar
Su Shengliang, Yan Pan, Jinyu Wan
SpActrum tarafından tasarlanan Houses of Stealth, Hangzhou Tonglu’nun ormanlık arazisine yerleştirilen siyah kabinleri ve yerli ağaçların arasında uzanan yükseltilmiş yürüyüş yollarıyla mevcut ekosisteme en az müdahale ilkesini mimari tutuma dönüştüren bir konaklama sistemi öneriyor.
SpActrum tarafından tasarlanan Houses of Stealth (Tonglu Senbo Resort), Hangzhou Tonglu’nun ormanlık arazisinde gizlenmeyi mimari tutuma dönüştüren bir konaklama düzeni kuruyor. Projenin merkezinde üç katmanlı bir gizlenme fikri yatıyor: Beşgen prizmadan türeyen, karşılıklı iki yüzeyi kesilmiş siyah kabinler her bakış açısından farklı bir görüntü vererek biçimsel olarak gizleniyor; küçük ayak izi, dokunulmamış yerli orman ve yükseltilmiş yürüyüş yolları yapıyı ekolojik olarak doğal sisteme yediriyor; yol sistemi ise konukları ağaçların arasına saklanmış kabini bulmaya yönlendirerek gizlenmeyi bir eyleme dönüştürüyor. 2022’den bu yana “Büyükanne’nin Evi” tatil bölgesinin 1990’lardan bu yana en kapsamlı dönüşümünü üstlenen SpActrum, alan analizinin ardından özgün projenin form ve malzeme açısından başarısız kaldığına; ancak yapılarla birlikte yirmi yıl boyunca büyüyen ağaçların kendi başına etkili bir alan stratejisi oluşturduğuna karar vermiş. Bu okuma, “her şeyi yeniden ve görkemli biçimde inşa etme” beklentisini bir kenara bırakmalarına neden olmuş. Yapılar kendi yerlerinde yeniden kurgulanmış; mimari dilin herhangi bir üsluba sıkışmaması özellikle gözetilmiş. Valerio Olgiati’nin tabiriyle bu yaklaşım, mimariyi “referanssız” bir duruma çekiyor ve algıyı doğrudan arazinin koşullarından üretiyor. Konukların güzergahı hafif çelik-ahşap bir taşıyıcı sistemle kurulan yükseltilmiş yollar üzerinden ilerliyor. Yollar zemine yakın kotta tutularak yükseklik tedirginliği azaltılıyor; dolaşım orman zemininden ayrılırken zemin kesintisiz bir ekosistem olarak korunuyor. Yol kotu kabin girişleriyle aynı seviyede; servis mekanları ise giriş kotu ile zemin arasındaki yüksekliğin içine yerleştirilmiş. Yangın hatları dışında orman el değmeden bırakılmış; inşaat sırasında ekip, şahinlerin alandaki yaşamını sürdürdüğünü gözlemlemiş.
Tasarım, eski Tay tarzı ahşap konaklamaların yerini alan yeni kabinleri sade bir geometrik prototipten türetiyor. Beşgen prizma, tek merkez simetrisi ve bir ikili simetri taşıyan en yalın çok yüzlü form olarak seçilmiş; biri zemine, biri göğe doğru iki köşesi kesilerek denge ile dengesizlik arasında salınan, Gömböc’e benzer bir geometri elde ediliyor. Durağan kütleye kazandırılan bu hareket eğilimi, devinim ile durağanlık arasında gergin bir denge kuruyor. Çok yüzlü geometri üzerinde pencereler seri açıklıklar halinde ve ağırlıklı olarak düşey yüzeylere dağılıyor. Çift yüksekliğe bakan düşey açıklıklar ince yarıklar gibi okunurken alçaltılmış oturma alanına yönelen yatay birimler yüzeyden dışarı taşıyor ve ormanı bir panoramaya dönüştürüyor. İkinci katta yatağın karşısındaki pencerede gün ışığı ile havalandırma birbirinden ayrılmış; banyo penceresi küvete uzanıldığında oluşan göz hizasına denk geliyor ve dışarıdaki yatay bir uzantı, dışarıdan içeriye olan görüşü engelliyor. Kabinin iki kapısından biri eğimli giriş yüzeyine açılarak H biçimli bir strüktürle çerçeveleniyor, diğeri ise özel terasa bakıyor ve uygun havalarda iç mekanı terasla bütünleştiriyor.
Yükseltilmiş yollarda ilerleyen, konuklar için tasarlanmış kabinler, noktadan noktaya atlayan ve her birinde farklı bir ifadeyle donakalmış siyah figürler gibi okunuyor; hareket ettikçe kapalı bir üçgen yüzey, üçgen-dörtgen birleşimleri ya da dik açılı bir dörtgen yüzey halinde parça parça beliriyor. Orman ise tepesi geniş, aşağıya doğru daralan ters bir üçgen gibi algılanıyor; siyah kabinler bu doğal tonların arasına çekiliyor, biçimleri ağaçların organik formlarıyla kısmen örtülüyor ve gün içinde değişen gölgelerle derinleşiyor. Yolların kurguladığı güzergah, kabinler ve ormanın iç içe geçen silüetleriyle birlikte konuğun algısını sürekli uyanık tutan, ekolojik açıdan duyarlı bir konaklama düzeni oluşturuyor.















































